İsrail'in Nabzı

İsrail’den yabancı konuklara yönelik şaşkınlık verici uygulama

By
p
Article Summary
İsrail’e konferans için gelen yabancılara doldurtulan yeni bir formda kişinin boş zamanlarında ne yapacağı ve görüşmeyi planladığı insanların isim ve telefon numaraları soruluyor. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.

Yaklaşık bir hafta önce, ABD vatandaşı bir Filistinli ve birkaç İsrail vatandaşının bulunduğu bir grupla yolculuk yaptım. Ürdün’de katıldığımız iki günlük toplantının ardından İsrail’e dönüyorduk. Şeyh Hüseyin Köprüsü’ne gece köprünün kapanışına bir saat kala ulaştık. Ürdün’de yüksek lisans yapan bir grup İsrail vatandaşı Filistinli kadından başka köprüde yolcu yoktu.

Aralarında hem Yahudi hem Arapların bulunduğu İsrail vatandaşları güvenlik kontrolünden hızlı bir şekilde geçerken ABD vatandaşının işlemleri uzadı. Yolcunun ufak bavulu güvenlik kontrolünden geçmişti, dolayısıyla sadece çantasındaki kâğıtlar kontrol edilecekti. İşini titizlikle yapan genç bir kadın görevli kâğıtları önüne serdi, büyük bir ciddiyetle sayfaları tek tek çevirmeye başladı. Çok geçmeden son derece “şüpheli” bir yazı buldu. Yazının başlığı “İki Devletli Çözüm” idi. Görevliler belgeyi elden ele dolaştırırken, Bir Zeit Üniversitesi ile Tel Aviv Üniversitesi’nde öğretim görevlisi olan yolcuya bu çözümle ilgisinin ne olduğu soruldu, o da böylesine “yıkıcı” bir belgeyi nasıl edindiğini ayrıntılı bir şekilde anlatmak zorunda kaldı.

Geçiş noktası kapanmak üzereydi ve terminalde başka yolcu kalmamıştı. Öğretim görevlisi arkadaşımız bize gitmemizi söyledi, bu durumun ilk kez yaşanmadığını anlattı. Olanlardan rahatsız olduğumuzun farkında olduğunu ama kafaya takmamamız ve gitmemiz gerektiğini söyledi. Biz gitmek istemedik. Yarım saat sonra arkadaşımıza ABD pasaportu geri verildi ve biz de nihayet oradan ayrıldık.

Bu olaydan kısa süre sonra Yedioth Ahronoth gazetesinde 16 Ocak’ta Nahum Barnea imzasıyla yayımlanan bir yazıya rastladım. Yazıda, İsrail’deki konferans ve toplantılara davet edilen kişilere doldurtulan bir formdan söz ediliyordu.

Form, kişisel bilgilere ilişkin basit bir belge gibi görünse de şaşkınlık uyandıran iki soru içeriyor: Ziyaretçi konferans dışındaki zamanlarda ne yapmayı planlıyor? Boş vakitlerinde kimlerle görüşmeyi düşünüyor? İkinci soru ziyaretçinin İsrail’de tanıdığı herkesi kapsıyor: akrabalar, arkadaşlar, iş bağlantıları, akademisyenler, diplomatlar, kamu görevlileri… Bu kişilerin isimlerinin yanı sıra telefon numaraları da soruluyor.

Söylenen o ki İsrail devleti misafirlerine jest yapmaya karar vermiş. Formu doldurmak mecburi değilmiş ancak dolduranlar VIP olarak kaydediliyor ve ülkeden çıkarken sorguya tabi tutulmuyormuş. Bu yeni uygulamanın hangi parlak zekânın ürünü olduğunu öğrenmek ise hiç kolay değil.

Konferans katılımcılarına yönelik formları basan İsrail Havalimanları İdaresi bu fikrin, ülkeye gelenlerin terör bağlantılı herhangi bir planı olmadığından emin olmak isteyen iç güvenlik kurumu Şin Bet’ten çıktığını iddia ediyor. Barnea bu iddiayı Şin Bet’e sorduğunda hiçbir bilgi alamamış. Şin Bet böyle bir formdan haberi olmadığını iddia ediyor. Her hâlükârda kötü bir niyetle İsrail’e gelen birinin bunu ülkeye giriş yaparken bildirmesi pek olası değil.

Bu tür uygulamalar İsrail’in sınır kapılarında insanlar için somut sonuçlar doğuruyor. Bu tarz sorular totaliter devletler tarafından soruluyor ve ben şahsen bu sorulara muhatap olmaktansa bu ülkelere bir daha gitmemeyi tercih ettiğimi söyleyebilirim. Bu arada, söz konusu ülkelerin giriş kapılarında bu soruları soranlar kendilerini tanıtmıyor ve kimse onlara soru soramıyor. Hangi kurumu temsil ettiklerini sorma cesareti gösterenler ise öfkeli tepkilerle karşılaşıyor, sanki bu basit sorunun cevabını bilmemeniz onların haysiyetini kırıyor.

Sağlam bir turizm sektörünün ekonomik ve diplomatik değerini bilen bir ülke, attığı adımlarda dikkatli olmalı ve bindiği dalı kesmemeli. Buradaki mesele, potansiyel turistleri caydırma riskinin çok ötesinde. İsrail örneğinde bu, İsrail’in demokratik ülke olma niteliğini ilgilendiriyor. İsrail demokratik bir ülke olmakla birlikte bazı alanlarda demokrasi dışı hareket ettiği için dünya demokrasi endekslerindekusurlu demokrasi” olarak sınıflandırılıyor.

İsrail’in kısmi demokrasi olmasını gerektiren hiçbir sebep olmadığını unutmamak lazım. Güvenlik tehditleri İsrail’in İskandinavya ülkelerinden ya da terör tehdidiyle karşı karşıya olan başka ülkelerden farklı hareket etmesini gerektirmiyor.

Brezilya Devlet Başkanı Jair Bolsonaro, Macaristan Başbakanı Victor Orbán, Filipin Devlet Başkanı Rodrigo Duterte gibi zorba liderlere, özgürlükçü değerler pahasına, hatta bazen antisemitizm mücadelesi pahasına dostluk jestleri yapan bir İsrail rejimi, sınır kapılarında münasebetsiz sorulara ayak direyen kimseye anlayış göstermez. Böyle bir rejim İsrail’in demokratik imajının zarar görmesini umursamaz ve her ziyaretçinin ya antisemitik, ya riyakâr, ya alaycı olduğuna inanır. Konferans katılımcılarına boş vakitlerinde ne yapacaklarını sormak, ancak bu düşüncede olanların destekleyeceği bir uygulama. Tüm bunlar bir yana, kaç kişi gezmek isteyeceği yerleri, yemek yiyeceği restoranları önceden bilebilir?

Havalimanları İdaresi’nin formun Şin Bet’in talebiyle hazırlandığı, Şin Bet’in ise konuyla hiçbir ilgisinin olmadığı iddiasını nasıl yorumlamak gerektiğini bilemiyorum. Ancak bunun bir “şefin ruhu” vakası olduğundan hiç kuşkum yok.

Başbakan Benjamin Netanyahu’nun bu olayı herkes gibi basından öğrendiği, İsrail’e konferansa gelen “cüretkârlar” için hazırlanan sorulardan habersiz olduğu varsayılabilir. Ancak bu formu hazırlayarak hem İsrail’in öz saygısına zarar veren hem de dışarıya karşı demokratik yapısı aşınan ülke imajını pekiştiren her kimse, tepede oturan kişinin buna onay vereceğini gayet iyi biliyordu.

Yaklaşan seçimlerden çıkacak yeni hükümet mevcut hükümetten farklı olacaksa İsrail’in giriş kapılarındaki uygulamaları sistematik şekilde denetlemek zorunda. Yeni hükümet güvenlik için gerçekten elzem olanlarla yetinerek konuklarımıza fikirleri ve dostları hakkında soru sorulmasına son vermeli.

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun

  • Güncellenmiş ve ödüllü Lobicilik Yazı Dizisi
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Özel etkinlikler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Haftalık lobicilik bülteni
Bu bölümlerde bulundu: istihbarat ve casusluk

Yossi Beilin has served in various positions in the Knesset and in Israeli government posts, the last of which was justice and religious affairs minister. After resigning from the Labor Party, Beilin headed Meretz. He was involved in initiating the Oslo process, the Beilin-Abu Mazen agreement, the Geneva Initiative and Birthright.

x

The website uses cookies and similar technologies to track browsing behavior for adapting the website to the user, for delivering our services, for market research, and for advertising. Detailed information, including the right to withdraw consent, can be found in our Privacy Policy. To view our Privacy Policy in full, click here. By using our site, you agree to these terms.

Accept