AKP'nin zaferi kaçınılmaz mı?

Genel kanaat Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve AKP’nin hazirandaki genel seçimlerden zaferle çıkacağından yana olsa da Türkiye’deki mevcut tablo sonucun o kadar da kesin olmadığını gösteriyor. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.

al-monitor Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Adalet ve Kalkınma Partisi’nin grup toplantısında konuşurken, 10 Nisan 2018 Photo by ADEM ALTAN/AFP/Getty Images.
Amberin Zaman

Amberin Zaman

@amberinzaman

İşlenmiş konular

meral aksener, akp, legislative elections, presidential elections, devlet bahceli, recep tayyip erdogan

Nis 19, 2018

Erken seçim açıklamasının şok dalgaları yavaş yavaş dağılırken tüm Türkiye’yi bir kaçınılmazlık hissiyatı sardı. Zira Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan her hâlükârda sandıktan zaferle çıkacak yahut en azından ortak kanaat bu yönde. 3 Kasım 2019’dan 24 Haziran’a alınan parlamento ve başkanlık seçimleri Erdoğan ve AKP iktidarının demir yumruğu altında, OHAL şartlarında gerçekleştirilecek.

Ülkenin son bağımsız medya kuruluşu Doğan Medya Grubu’nun geçen ay hükümet yanlısı Demirören grubuna satılmasının ardından devlet tüm haberleşme kanalları üzerinde neredeyse mutlak bir hakimiyet sahibi olmuş durumda. Bir önceki seçim döneminde Erdoğan’a yönelik esprili dokundurmalarıyla seçmenlerin gönlünü kazanan eski HDP lideri Selahattin Demirtaş ise kendisi gibi binlerce muhalifle birlikte demir parmaklar ardında. Milliyetçi cephenin adayı Meral Akşener’in Erdoğan’ı alt etmek için gereken Kürt oylarını alması mümkün görünmüyor. Erdoğan’ın yegane güçlü potansiyel rakibi addedilen 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ise halen sessizliğini koruyor.

Dahası, memurlara sandık gözetmenliği hakkı tanıyan, mühürsüz oy pusulalarını geçerli sayan ve sandıkların taşınmasına izin veren yeni seçim kanunu da Erdoğan’ın ne pahasına olursa olsun seçimleri kazanmaya kararlı olduğunu gösteriyor. Peki gerçekten kazanacak mı? Tüm göstergelerin Erdoğan’dan yana olduğu düşünüldüğünde muhtemelen evet ama zafer yine de çantada keklik değil.

Bazı kamuoyu araştırmaları Erdoğan ve müttefiki Devlet Bahçeli liderliğindeki MHP’nin toplam oylarının yüzde 50’yi aşmadığını gösteriyor. Seçimlerin ilk turda tamamlanması için adaylardan birinin yüzde 51’i bulması gerekiyor.

Demokrasileri Savunma Vakfı’nın kıdemli araştırmacılarından eski CHP Milletvekili Aykan Erdemir Al-Monitor’a şu değerlendirmeyi yapıyor: “Erdoğan kendi gücünden emin olsaydı erken seçime gitmezdi. İlk defa paniklediğine dair bazı işaretlere şahit oluyoruz.”

Erdoğan’ın en büyük korkularından birinin kötüye giden ekonomi olduğunu savunan Erdemir şöyle devam ediyor: “AKP’yi bunca yıldır iktidarda tutan en önemli şey ekonomideki görece istikrardı ama ekonomi sarsılmaya başladı ve kolay kolay düzelmeyecek. İnsanların gelir düzeyi düştükçe Erdoğan’ın Batı komplolarına dair söylemleri de inandırıcı gelmemeye başlayacak.”

Amerikan İlerleme Merkezi’nin (CAP) kıdemli araştırmacılarından Max Hoffman da aynı fikirde: “Ben, muhalefetin kendi içindeki bölünmüşlüğü, AKP’nin medya üzerindeki kontrolü ve büyük hilelere zemin hazırlayan yeni seçim yasası sayesinde Erdoğan’ın bir şekilde kazanacağını düşünüyorum, ama kolay olmayacak. (...) Türklerin çoğu ülkedeki çok sayıda sığınmacıdan ve devletin onlara verdiği destekten son derece rahatsız. Ekonomi ciddi darboğazda. Kişi başına düşen gelir 2008 seviyelerinde ve enflasyon nedeniyle hem alım gücü hem de Türk Lirası’nın değeri düşmüş durumda”

Bir diğer yaygın rahatsızlık nedeni ise Türkiye’deki eğitim sisteminin giderek bozulması ve müfredatın giderek İslami bir karakter kazanması.

İsminin açıklanmasını istemeyen ve Sinem mahlasını kullanan İstanbullu bir ev kadını Al-Monitor’a telefonda yaptığı açıklamada şöyle diyor: “Sekiz yaşındaki torunuma nasıl iyi ev kadını olacağını, müstakbel kocası, çocukları için banyo lifi örmeyi öğretiyorlar.” Sinem de pek çok arkadaşı gibi torununun özel okula gidebilmesi için emekli maaşından fedakârlık etmek zorunda kaldığını anlatıyor.

Muhafazakar aydınlardan Cihangir İslam ise 13 yıl sonra ilk kez 7 Haziran 2015 seçimlerinde parlamenter çoğunluğu kaybeden AKP’nin o tarihten sonra büyüsünün bozulduğu kanaatinde. AKP, mutlak çoğunluğu Demirtaş liderliğindeki Kürt hareketinin bir ilke imza atarak yüzde 10 seçim barajını geçmesiyle kaybetmiş ancak Erdoğan, muhalefet partilerinin koalisyon hükümeti kurma çabalarını süratle baltalayarak aynı yılın kasım ayında erken seçimlere gidilmesini sağlamıştı. Bu süreçte yaratılan korku iklimi sayesinde AKP sandıktan yine zaferle çıktı.

AKP’nin yenilmezlik miti Erdoğan’ın yıllardır hayalini kurduğu başkanlık sistemine geçiş için nisan 2017’de yapılan anayasa referandumunda bir kez daha sarsıldı. İslam’a göre “Evet”in çok az bir farkla kazandığı bu seçim de AKP için bir “Pirus zaferi”nden ibaretti.

MHP’nin Akşener’in liderliğindeki İyi Parti nedeniyle sürekli kan kaybetmesinin Bahçeli’de panik yarattığını ve bu nedenle Erdoğan’ı erken seçime zorladığını düşünen İslam şöyle konuşuyor: “Cin şişeden çıktı artık. Hükümetin başka şansı yoktu. Aksi takdirde siyasi ve ekonomik istikrarsızlık kontrol edilemez bir boyuta ulaşacaktı.”

Başbakan Binali Yıldırım’a yakın bir kaynak ise aynı fikirde değil. Erken seçim kararının muhalefeti hazırlıksız yakalamak için Erdoğan ve Bahçeli tarafından dikkatle hazırlanmış bir taktik olduğunu belirten kaynak şöyle diyor: “Bahçeli’nin Erdoğan’a ihtiyacı var, Erdoğan’ın değil.”

Öte yandan, Erdoğan’ın savunmasında ortaya çıkan çatlaklar seçim yorgunu AKP sıralarındaki savaş ruhunu yeniden canlandırabilir.

Ülke yönetimine dair tüm kararların Erdoğan’ın ailesi ve aileye yakın iş adamlarından oluşan dar bir çevre tarafından alındığına ve partinin tüm nüfuzunu yitirdiğine dikkati çeken İslam ise değerlendirmesini şöyle sürdürüyor: “Nesnel gözlerle bakıldığında AKP içindeki faal isimlerin tek adam yönetiminden duydukları rahatsızlık açıkça görülebiliyor.”

AKP sıraları ve tabanındaki motivasyon eksikliği başkanlık seçimleri nedeniyle daha geri planda kalan parlamento seçimlerine olumsuz yansıyabilir. İyi Parti ile Saadet Partisi arasındaki olası bir seçim ittifakı AKP’nin haziran 2015’teki gibi parlamenter çoğunluğa ulaşmasını engelleyebilir. Nitekim İyi Partili Ümit Özdağ da bunun, üzerinde çalışılan bir seçenek olduğunu doğrulamış durumda.

Amerikan İlerleme Merkezi’nin bir diğer kıdemli araştırmacısı Alan Makovsky kısa süre önce kaleme aldığı bir raporda yakında hayata geçecek olan başkanlık sisteminin parlamentoyu “güçten tamamen mahrum” bırakacağı düşüncesinin yanlış olduğuna işaret ediyor. Yetkinin çoğunluğu başkanda toplanacak olsa da parlamento kanun yapma, değiştirme ve iptal etme ile bütçe kanunu, para basma, savaş ilanı ve en azından kağıt üzerinde başkanın kararlarını reddetme yetkilerini koruyacak.

Makovsky şöyle devam ediyor: “İnsanların yeni sistemde parlamentonun hiçbir yetkisinin olmayacağını düşünmelerinin sebebi de AKP’nin parlamenter çoğunluğu da kazanacağı varsayımından kaynaklanıyor”.

Peki tüm entrikalara rağmen AKP çoğunluğu kazanamazsa? Bu durumda Erdoğan’ın önünde zorlu bir parlamento olacak. Güçlü yapısal reformlar olmadan ülkedeki ekonomik sıkıntıların kolay kolay düzelmeyeceği de aşikar.

Türkiye’nin haziran ayında ilk kez hem başkanlık hem parlamento seçimleri için aynı anda sandığa gideceğini hatırlatan Makovsky de sözlerini şöyle tamamlıyor: “Her Erdoğan destekçisinin parlamento seçimlerinde AKP’ye oy vermesi beklenmiyor."

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Özel etkinlikler
  • Sadece davet brifingi

Recommended Articles

Erdoğan Macron’un ayak izinden Beyrut’a gidebilir mi?
Fehim Taştekin | Beirut explosion | Ağu 13, 2020
Kanal İstanbul hayaliyle rant oyunları
Mustafa Sönmez | Doğal çevre | Tem 22, 2020
Erdoğan Kafkasya’da macera mı arıyor?
Fehim Taştekin | Savunma ve güvenlik iş birliği | Tem 17, 2020
Erdoğan’ı karalamak Lübnan’da bile güvenli değil
Amberin Zaman | Basın özgürlüğü | Tem 13, 2020
Yabancılar uzaklaşıyor, Saray yalnızlaşıyor
Mustafa Sönmez | Türkiye ekonomisi | Tem 10, 2020

Recent Podcasts

Featured Video

More from  Türkiye'nin Nabzı

al-monitor
Ekonomide ısınmadan soğumaya geçiş
Mustafa Sönmez | Türkiye ekonomisi | Ağu 14, 2020
al-monitor
Erdoğan Macron’un ayak izinden Beyrut’a gidebilir mi?
Fehim Taştekin | Beirut explosion | Ağu 13, 2020
al-monitor
Türkiye, Malta ile Libya’da dengeyi değiştirebilir mi?
Fehim Taştekin | | Ağu 12, 2020
al-monitor
Kredi ile ısınan ekonomiye döviz şoku
Mustafa Sönmez | ekonomi ve ticaret | Ağu 10, 2020