Türkiye'nin Nabzı

Sur: Kentsel dönüşüm mü, medeniyetlerin sonu mu?

By
p
Article Summary
Diyarbakır’ın tarihi Surlarının içinde kalan bölgede yaşam yedi bin yıldır kesintisiz sürüyordu. Ancak bazı mahallerdeki hayat kesintiye uğradı. Çünkü oralarda artık ne mahalle, ne de yaşayacak kimse kaldı. Yeni yapılan evleri ise büyük bir hayal kırıklığı yarattı.

DİYARBAKIR — “Sur değil yedi bin, yetmiş bin yıllık olsaydı durum değişmezdi” Mimarlar Odası Diyarbakır Şube Başkanı Şerefhan Aydın tarihi Surların içinde yaşananları bu sözlerle ifade ediyor.  O da birçok kişi gibi yedi bin yıl aradan sonra bir dönemin sonuna tanıklık etmenin hüznünü yaşıyor.

Kent Dicle Vadisi’ne bakan kayalıkların üzerine inşa edileli tahmini yedi bin yıl geçti. Hurrilerle başladığı sanılan yaşam hiçbir zaman kesintiye uğramadı. Diyarbakır 30’a yakın uygarlığın iz bıraktığı kent oldu. Diyarbakır Surları üzerindeki bazı hayvan figürleri ve kabartmaların Hurrilere ait olduğu tahmin ediliyor.

2015 yılında PKK’nın şehir örgütü Sivil Savunma Birlikleri (YPS) ve güvenlik güçleri arasında yaşanan sokak çatışmaları Sur için sonun başlangıcı oldu. Evlerin mevzi olarak kullanılması nedeniyle yüzlerce ev tank ve top atışları nedeniyle ağır hasar gördü.

Çatışmaların etkilediği altı mahalleye girişler hala yasak. Bu mahallerde belki de dünyanın en anlamsız sokağa çıkma yasağı uygulanıyor. Çünkü ortada ne çıkılabilecek sokak ne de o sokaklara çıkabilecek kimse kaldı.

Çatışmalardan sonra kentsel dönüşüm kapsamına alınan bölgede zarar görsün görmesin tescilli tarihi yapılar hariç bütün evler yıkıldı. Bölgede Kültür Bakanlığı tarafından “tarihi” olarak tescillenen 602 yapı bulunuyor. Bugünlerde Surların üzerine çıkıp bu mahallere bakanlar burada yedi bin yıl yaşam sürdüğüne inanamaz. Daha birkaç yıl önce çocukların oynadığı, kadınların evlerinin önünde oturup sohbete daldığı sokaklardan iz yok. Sokaklar Hiroşima’nın atom bombası atıldıktan sonraki halini andırıyor. Hükümet Sur içinde kentsel dönüşüm yapılacağını ve yeni konutlar inşa edileceğini açıkladı. 4 Ocak 2017 tarihinde resmi olarak başlatılan çalışmaların iki yıl içinde tamamlanması planlanıyor. Dönemin Başbakanı Ahmet Davutoğlu’nun “Sur’u Toledo yapacağız” sözleri uzun süre tartışılmıştı. Ancak tüm tepkilere, itirazlara rağmen bölgedeki yıkım tek ev kalmayana kadar sürdü.

Yıkımdan sonra bölgedeki tarihi eserlerin restorasyonuna 2016 yılının ortalarında başlandı. Bir yandan da yetkililerin tabiriyle “Diyarbakır mimarisine uygun” evlerin inşasına başlandı. Umutlar binalar yükseldikçe yerini hayal kırıklığına bıraktı. Toledo bir yana tarihi Diyarbakır evlerine bile benzemeyen yapılar ortaya çıktı.

Sur ve çevresi yıkımdan kısa süre önce, temmuz 2015 tarihinde UNESCO Dünya Kültür Mirası listesine alınmıştı. Herkesin umudu UNESCO’nun müdahale etmesiydi ama onlar da sessiz kaldı. Listeye alınma sürecindeki eski müze müdürü ve arkeolog Nevin Soyukaya Sur’da yaşananların yakından bilen bir isim. Soyukaya kentin yıkılan altı mahallesinde yaşamın yedi bin yıl sonra ilk kez kesintiye uğradığını söyledi.

Al-Monitor’a konuşan Soyukaya medeniyetlerin hem yer üstündeki hem yer altındaki izlerinin silindiğini belirterek, “Diyarbakır’a egemen olan medeniyetler birer katman halinde iz bırakmış. Bir katmanlar üzerinde oluşan bir höyüğün son dönemini sürdürüyordu kent. Yıkımlarla hem toprak üstü hem toprak altı zarar gördü. Toprak üstündeki kültürel değer, yaşam, tarihi doku yok oldu. Alt yapıyı yeniliyoruz bahanesiyle yaptıkları derin kazılarla toprak altındaki katmanlar da altüst oldu. Dolayısıyla Diyarbakır’ın geçmişi, bugünü ve geleceği yok edilmiş oldu.” dedi.

Peki, Sur’da yeni bir medeniyet mi yaratılmak isteniyor? Soyukaya’ya göre “Hayır.” Yeni yapılan yapıların geleneksel Diyarbakır mimarisiyle hiçbir ilgisinin bulunmadığını savunan Soyukaya şöyle devam etti: “Yeni yapılan imar planında daracık sokakların genişletildiğini görüyoruz. Sokağın genişletilmesi, avlu duvarlarının bir metreye kadar yükseltilmesi, avluların işlevini sürdüremeyecek ev girişi gibi düzenlemesi, yani bildiğimiz geleneksel avlu mimarisi yok. Buna medeniyet demek anlamsız. Medeniyet bir süreçtir, öncesi olmalı, altı dolu olmalı. Şekillendirmeye çalıştıkları toplumu mekân üzerinden açıkçası terbiye ederek bir yaşam sunmak medeniyet olmaz. Erk kimin elindeyse onun istediği gibi yaşamaya zorlanan bir şehir var. Buradan bir medeniyet çıkmaz, zorunlu yaşam çıkar.”

Soyukaya kentin hafızasının silindiğini savunarak, “UNESCO’ya götürürken binlerce yıldır yaşamın kesintiye uğramadan geleceğe aktarıla aktarıla bugün gelen bir kentten söz ettik. Gittikçe büyüyen, gelişen ama kültürel sürekliliğini sağlayan bir kenttir dedik. Ama bugün kültürel süreklilik gibi geleneksel yaşam da kesintiye uğratıldı. Geleneksel kültürün yansımalarıyla oluşan mimari kentsel doku da yok edildi. Somut ve somut olmayan kültürel değerleriyle yok edildi. Bu nedenle toplumsal hafızamız silindi diyoruz. Orada var olan canlı yaşam, o köprünün taşıyıcıları olan insanın oradan çıkarılması ve o kültürün taşıyıcıları olan yaşam biçiminin sona erdirilmesi ama aynı zamanda mekân yıkılarak mekân üzerinden toplumu şekillendirme söz konusu.” diye konuştu.

Mimarlar Odası Diyarbakır Şubesi Başkanı Şerefhan Aydın Sur İçi’nin yüzde 35’inde yaşamın yok edildiğini söyledi. Al-Monitor’un sorularını yanıtlayan Aydın yeni binaların “alay edercesine” yapıldığını ekledi: “Teknik açıdan baktığınızda sanki alay edercesine yapılmış binaların ısrarla tarihi Diyarbakır evi olduğu söyleniyor. Bunun kesinlikle böyle olmadığını söyledik. Diyarbakır evinde avlu geniştir, her avluda bir dut ağacı var. Yanında süs havuzu vardır, bunların hiçbiri yapılmamış. Avlu eski evlere oranla dörtte bir oranına getirilmiş. İmalat şekline baktığınız zaman normal koruma amaçlı imar planında sokak dokusu bozulmayacaktı. Eski Diyarbakır sokaklarındaki doku yakalanmalıydı.”

Aydın da Soyukaya gibi kentin hafızasının silindiğini düşünenlerden: “Surdaki binlerce yıllık hafızayı silip kendilerine göre sözde yeni kimlik oluşturmaya çalışıyorlar. Adına da ‘soylulaştırma’ diyorlar. ‘Oradaki yapılar sağlıksızdır, yaşam tarzı düşüktür, orayı soylulaştırıyoruz, topluma kazandırıyoruz o kesimleri’ diyorlar. Oysa ki tamamen rant odaklı. Altı mahallenin kökten yıkılması ne kadar mimari olacak bilmiyorum. Kent planlaması yapılırken onları dikkate almak gerekiyor.”

Aydın’a göre yapılanların ardında yaşanan çatışmaların izini silme ve güvenli bir şehir oluşturma çabaları var: “Eğer yıkılmasaydı ve tamamen düzeltilmesiydi oralarda dönem dönem farklı anıtlar yapılırdı. Halkın hafızasında yer edinirdi yaşananlar. O hafızayı silmek için yapılan bir şeydir. Şu an güvenlik amacıyla savaş odaklı siyaset izleniyor. Sur’daki plan da buna göre yapılıyor. Şu an plan değiştirildi altı karakol yapıldı. Karakolları birbirine bağlayan yollar Sur’un dokusuna rağmen geniş yapıldı.”

Çatışmaların yaşandığı mahallerin ardından Alipaşa ve Lalebay mahalleleri de kentsel dönüşüm kapsamına alınarak boşaltıldı.

İlk taşı koyan kimdir bilinmez ama o taşı kaldıranı tüm dünya gördü. Ömrü belki de 50 yıl olan evler için yedi bin yıllık tarih feda edildi. Hurriler, Mitanniler, Hititler, Asurlar, Medler, Persler ve daha niceleri, insanlığın eserlerinizi koruyamadığı için size özür borcu var. Özür de artık bir şeyi değiştirmez. Sur da göz göre göre elimizden kayıp gitti, tıpkı Hasankeyf gibi.

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun

  • Güncellenmiş ve ödüllü Lobicilik Yazı Dizisi
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Özel etkinlikler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Haftalık lobicilik bülteni
Bu bölümlerde bulundu: Kültürel Miras

Mahmut Bozarslan gazeteciliğe 1996 yılında Diyarbakır’da başladı. Sabah Gazetesi, NTV ve El Cezire Türk’te muhabirlik yaptı. Bu sırada Fransız Haber Ajansı AFP’ye de serbest muhabir olarak katkıda bulundu. Bozarslan Kürt sorununun çeşitli yönleri, Irak Kürdistanı, kadın sorunu, mülteciler, yerel ekonomi gibi konularda haberler yaptı. Twitter hesabı: @mahmutbozarslan

NEVER MISS
ANOTHER STORY
Haber bültenimize üye olun
x

The website uses cookies and similar technologies to track browsing behavior for adapting the website to the user, for delivering our services, for market research, and for advertising. Detailed information, including the right to withdraw consent, can be found in our Privacy Policy. To view our Privacy Policy in full, click here. By using our site, you agree to these terms.

Accept