Referandum sonrası Rusya’nın gözü petrol anlaşmalarında

By
p
Article Summary
Irak Kürdistanı üzerinden Orta Doğu petrol sektöründe varlığını güçlendiren Rusya, bağımsızlık referandumunun nasıl bir etki doğuracağını yakından izliyor. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.

Irak Kürdistanı’ndaki bağımsızlık oylaması Türkiye, Irak, Suriye ve İran gibi önemli bölgesel güçler için baş ağrısı haline gelirken Rusya Irak Kürdistanı’nda büyük bir yatırımcı konumunda. Rusya’nın burada petrol ve gaz sektörüne yaptığı yatırım en az 4 milyar dolara ulaşmış durumda.

Moskova-Erbil hattında enerji bağlarının güçlendiği 25 Eylül’deki referandumdan çok önce belli olmuştu. Şubatta dev bir yapı olan devlet petrol şirketi Rosneft, iki yıllık ham petrol alım anlaşması kapsamında bu yıldan itibaren ön ödemelere başlayacağını açıklamıştı. Bu alımlar Rosneft’in giderek büyüyen küresel rafineri sisteminde kullanılacak. Haziran başında Rosneft bu kez petrolü Almanya’da rafine etmek üzere 20 yıllık bir alım anlaşması imzaladı. İki taraf ayrıca Irak Kürdistanı’nda “önemli jeolojik potansiyeli” bulunan beş petrol sahasında arama ve geliştirme çalışmaları için anlaşma imzaladı.

Rosneft, 18 Eylül’de de Irak Kürdistanı’nda 2020’ye kadar yılda 30 milyar metreküp ihracat kapasitesine ulaşması beklenen doğal gaz boru hattı projesini finanse edeceğini duyurdu. Aynı altyapıdan iç piyasaya da hizmet verilecek. Açıklamada projeye “yap-işlet-devret” modeliyle yatırım yapılacağı belirtildi ancak başka detay verilmedi.

Moskova’nın bu proaktif tutumu bir dizi etmenden kaynaklanıyor. Hedef, Irak Kürdistanı gaz sektöründe Rus varlığını artırarak Rusya’nın gaz ihracatında lider konumunu güçlendirmek.

Rusya’nın rakipleri bölgede şu an üstün konumda. Örneğin Genel Enerji, toplam rezervlerin 311,5 milyar metreküpü bulduğu Miran ve Bina Bavi sahalarını geliştiriyor. BAE merkezli Dana Gas ve Crescent Petroleum’un büyük ortak olduğu Pearl Petroleum konsorsiyumu ise iki başka sahaya 1,2 milyar dolar yatırım yapmış durumda. Buradaki üretimin yılda 3,2 milyar metreküpe ulaşması hedefleniyor.

Irak Kürdistan’da fırsatlar bu kadar çokken Moskova rakiplerinin önüne geçmeyi amaçlıyor. Bu yoldan Rusya Orta Doğu’daki siyasi nüfuzunu da artırmak istiyor. Ekonomik ağırlık artıkça siyasi nüfuz da artacak.

Kürdistan Bölgesel Yönetimi (KBY) ise kötü yönetim, cihatçılarla mücadele, sığınmacıların yükü ve yeniden inşa süreci nedeniyle büyük bir kaynak sıkıntısıyla karşı karşıya.

Öte yandan Moskova şunu da aklında tutmak zorunda: Ortak projelerin cazibesi ve yabancı yatırımlara tanınan vergi muafiyetlerine rağmen benzer projeleri üstelenen yabancı şirketler epey tümsekli yollardan geçti.

Eylül anlaşmasından kısa süre önce Erbil yönetimi yabancı şirketlerin alacaklarını yeniden yapılandırma konusunu çözüme kavuşturdu. Bu mesele son yıllarda yabancı sermayeli projeler için önemli bir engel haline gelmiş, Exxon Mobil arama yaptığı bazı sahalardan çekilmişti.

Pearl Petroleum ile müzakereler özellikle zorlu geçti. 26,5 milyar dolar tazminat isteyen şirket neticede 2,24 milyar dolarlık tazminatı kabul etti. Erbil yönetimi ağustosta Türkiye’nin DNO ve Genel Enerji şirketleriyle de benzer borç yapılandırma anlaşmaları sağladı. Paranın bir bölümü yakın gelecekte ödenecek. Bu kaynağın bir kısmı Moskova’dan gelebilir.

Enerji sektöründeki tüm bu anlaşmalar beklendiği gibi merkezi Bağdat hükümetini rahatsız etti. Merkezi hükümete göre Rusya “Bağdat’ın petrolünü” satın almaya çalışıyor. Moskova’nın bakış açısına göre ise Bağdat ve Erbil arasındaki iş birliği – ki buna göre Bağdat’ın Erbil’e kaynak aktarması gerekiyordu – Peşmerge’nin Kerkük vilayetini İslam Devleti’nden almasıyla son buldu. Petrol zengini Kerkük Bağdat’ın da üzerinde hak iddia ettiği bir bölge.

Rusların artan varlığına Irak hükümetinin nasıl tepki vereceğini zaman gösterecek. Irak’ta iş yapan Rus şirketleri, iki ülke arasındaki askeri ve teknik iş birliği bu durumdan etkilenebilir. Ancak Rusya, buradaki faaliyetlerinin başka ülkelerden de olumsuz tepki çekeceğini görmek zorunda. Bunlardan biri Katar. ABD’nin Avrupa’ya yönelik kaya gazı ihracatıyla zaten baskı altında olan gaz pazarında Katar rekabetin daha da kızışmasını istemiyor.

Rusya’nın hamlelerine Washington da pek sıcak bakmaz. Amerikalı enerji şirketleri Irak Kürdistanı’ndaki varlıklarını epey azaltmış durumda. Ancak Moskova’yla Erbil arasında ekonomik bağların güçlenmesi kaçınılmaz olarak Rusya’nın sahadaki varlığını da aynı ölçüde güçlendirecek. ABD bunun farkında.

Bunun yanında KBY petrolünün en büyük kısmını sağlayan Ninova (Musul) ve Kerkük vilayetlerinde ihtilaflı topraklar üzerindeki çekişme Erbil’i İran, Irak ve Türkiye’nin ciddi itirazlarıyla karşı karşıya bırakacak.

Dolayısıyla Rusya için “büyük atılım” henüz somutlaşmış değil. Rusya şu an Erbil’den petrol alımını sağlama almaya çalışıyor. Diğer projeler ise referandumun Irak ve bölge için siyaseten ne anlama geldiği netleşene kadar askıya alınmış görünüyor. Rusya’daki bir görüşe göre Erbil’in referandumdan kısa süre sonra bağımsızlık ilan etmesi pek olası değil. KBY seçim komisyonu, 27 Eylül’de bağlayıcı olmayan referandumdan büyük bir çoğunlukla “evet” çıktığını duyurdu. Irak hükümeti referanduma karşıydı.

Irak’tan ayrılarak komşularını tahrik etmek Erbil’in menfaatine değil. KBY Başkanı Mesud Barzani’nin referandum sonucunu hem potansiyel ortaklar hem komşular karşısında koz olarak kullanması daha isabetli olacak gibi görünüyor. Örneğin bağımsızlık ilan etmemesi karşılığında Bağdat hükümetine Diyala, Kerkük ve Ninova’da kontrolü geri vermemeyi içeren bir anlaşma önerebilir.

Benzer şekilde “evet” sonucu, referanduma karşı çıkan Şii ve Türkmen grupları destekleyen İran ve Türkiye’ye karşı baskı unsuru olarak kullanılabilir.

Rusya’nın tavrına gelince Dışişleri Bakanlığı 27 Eylül’de “tek bir Irak devleti içinde birlikte yaşama” formülünü desteklediğini yineledi. Açıklamada ayrıca şu ifadelere yer verildi: “Moskova Kürtlerin ulusal özlemlerine saygı duyuyor. (…) Bizim düşüncemiz, olabilecek tüm anlaşmazlıkların yapıcı ve saygılı bir diyalogla çözülmesinden yana.”

Ancak Kürt siyasetçi Hoşyar Zebari’nin referanduma günler kala Reuters ajansına dediği gibi Rusya’nın pozisyonu referandumun nasıl bir etki yapacağını “bekleyip görmek” şeklinde özetlenebilir.

Rosneft’e gelince şirket sözcüsü Mihail Leontyev “Referandum bizim çalışmalarımızı etkilemeyecek. Biz, Irak’ta yasalarla tanınmış olan özerk bir bölgede iş yapıyoruz.” dedi.

Bu arada Rosneft’in yaptığı anlaşmalar Rusya’nın Irak Kürdistanı’nda hâkimiyeti ele geçireceğini garanti etmiyor. KBY 1 Kasım’da meclis ve başkanlık seçimlerine gidiyor. Muhalefet partileri “şeffaflıktan uzak” Rosneft anlaşmaları nedeniyle Barzani’ye ağır bir şekilde yüklenmiş, yolsuzluk suçlamalarında bulunmuştu. Dolayısıyla muhalefet seçimlerde Barzani’ye kök söktürecek. Bilhassa “Avrupa yanlısı” Goran Hareketi Barzani’ye karşı sert bir muhalefet yürütüyor.

Sonuç olarak Rusya bölgedeki enerji projelerini sürdürmeye kararlı olsa da kazanımlarını kaybetmemek için referandumun bölgede nasıl yankılandığını yakından izliyor.

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun

  • Güncellenmiş ve ödüllü Lobicilik Yazı Dizisi
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Özel etkinlikler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Haftalık lobicilik bülteni

Sergey Balmasov, Moskova Orta Doğu Enstitüsü’nde Kuzey Afrika, Sahra bölgesi ve Kürt hareketlerini izliyor. Bir başka ilgi alanı Avrupa ve Orta Doğu menşeili radikal örgütlerin mukayeseli incelemesi. Moskova Lomonosov Devlet Üniversitesi’nden kamu yönetimi dalında yüksek lisans sahibidir. E-mail adresi: sbalmasov@gmail.com

x

The website uses cookies and similar technologies to track browsing behavior for adapting the website to the user, for delivering our services, for market research, and for advertising. Detailed information, including the right to withdraw consent, can be found in our Privacy Policy. To view our Privacy Policy in full, click here. By using our site, you agree to these terms.

Accept