İran'ın Nabzı

İran ve ABD Kürdistan referandumu konusunda uzlaştı

By
p
Article Summary
İran ve ABD, Mesud Barzani’nin bağımsızlık referandumunda frene basması için ayrı ayrı çaba harcıyor. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.

İran’lı ve ABD’li komutanlar ve diplomatlar bu günlerde Irak Kürdistanı’na akın ederek İslam Devleti’yle (İD) mücadelede önemli bir müttefik olan Kürtlerin 25 Eylül’de yapmayı planladıkları bağımsızlık referandumunun iptali ya da ertelenmesi için uğraşıyorlar.

Bu hafta hem İran’ın Kudüs Gücü Komutanı Tümgeneral Kasım Süleymani hem de ABD’nin Bağdat Büyükelçisi Douglas Silliman’ın eşlik ettiği İD’le mücadeleden sorumlu özel temsilci Brett McGurk Bağdat, Erbil ve Süleymaniye arasında mekik dokuyarak tüm tarafları uzlaştırmaya çalıştı.

Irak Kürdistan Yurtseverler Birliği’nden (KYB) 11 Eylül’de Amerikalı ve İranlı yetkililerle ayrı ayrı yapılan görüşmelerin içeriğine vakıf bir yetkili Al-Monitor’a şu bilgileri verdi: “Hem İranlılar hem de Amerikalılar referandum konusunda hemfikirler ve bu referandumun yapılmaması gerektiğini vurguluyorlar.”

İranlı ve ABD’li yetkililer Goran hareketine de benzer mesajlar ilettiler. Bilhassa ABD’liler referandumun bölgesel ve uluslararası destek güvence altına alınıncaya kadar ertelenmesi gerektiğini savunuyor. Amerikalı Büyükelçi ile yapılan görüşmeye katılan Goran’lı bir yetkili ABD’lilerin şöyle dediğini aktarıyor: “Sizi desteklemeyeceğiz. Kendi başınızasınız.” Amerikalılarla 13 Eylül’de yapılan görüşmelere katılan Veşyar Ömer de Al-Monitor’a McGurk’ün şu ifadeleri kullandığını söylüyor: “ABD 25 Eylül’deki referanduma yüzde yüz karşı.”

Görüşmelere vakıf kaynak da İranlı Süleymani’nin şu uyarıyı yaptığını aktarıyor: “Bugüne kadar saldırıları engelledik (Halk Seferberlik Birlikleri’ni kast ederek) ama bundan sonra parmağımızı kıpırdatmayız.”

İran destekli 100’ü aşkın Iraklı milisin 11 Eylül’de Bağdat’ın 100 kilometre kuzeydoğusunda bulunan Diyala’nın ihtilaflı ilçelerinden Mandali’ye giderek ilçe meclisinin Kürt başkanını makamından attıklarını ve ilçenin Kürdistan referandumunda yer almayacağını ilan ettiklerini hatırlatan kaynak şöyle devam ediyor: “Sadece Mandali’ye, orada yaşananlara bakmak bile yeter. Bu sadece başlangıç.” Bu olay HSB’nin etkin unsurlarından olan Bedir Tugayları’nın Komutanı Hadi Emiri’nin Irak’ın toprak bütünlüğünün korunması gerektiği ve referandum yapılırsa ülkede iç savaş çıkacağına dair açıklamalarından üç gün sonra yaşandı. Akabinde 12 Eylül’de Diyala, 13 Eylül’de de Selahattin kent meclisleri kendi sınırları içinde yer alan ihtilaflı bölgelerde referandum yapılmamasını kararlaştırdı.

Kürdistan bölgesinin fiili başkanı ve referandum hamlesinin mimarı Mesud Barzani ise 13 Eylül’de Erbil’in yakınlarındaki Akre’de yaptığı bir konuşmada Kürdistan Bölgesel Yönetimi’ne (KBY) referandumun ertelenmesi için farklı bir seçenek sunulmadığını söyledi. “Kürdistan Devleti’ne Evet 25.9.2017” sloganının yer aldığı bir afişin önünde konuşan Barzani “Tüm taraflara kardeş eli uzatmak istiyoruz ama bizimle savaşmak isteyen olursa deneyebilirler.” dedi.

Öte yandan İran ve ABD referanduma farklı gerekçelerle karşılar. Washington halk oylamasının nisan 2018’de yapılacak genel seçimlerde Irak Başbakanı Haydar El Abadi’nin elini zayıflatmasından endişeli. ABD’ye göre Abadi’nin kaybı İran ve HSB gibi destekçilerinin kazancı anlamına geliyor. Tahran ise referandumun bölgedeki istikrarsızlığı artırmak ve 8 milyonluk Kürt nüfusuna sahip İran’ın ulusal güvenliğini baltalamak için ABD ve İsrail tarafından tezgâhlanan bir oyun olduğuna inanıyor.

Barzani ve Kürdistan Demokrat Partisi’nin (KDP) referanduma ne kadar yatırım yaptığı düşünüldüğünde ABD ve İran’ın önünde tek bir seçenek olduğu görülüyor: Barzani’yi halk oylamasını ertelemeye ikna etmek ve bunu Kürtler arasında bir uzlaşı üzerinden yaparak itibarını kurtarmasını sağlamak. Nitekim McGurk de referandumun KBY parlamentosu tarafından ertelenmesi gerektiğini vurgulayarak bunun sinyalini verdi.

Görüşmeye katılan Veşyar Ömer’in aktardığı bilgilere göre McGurk referandumun ertelenmesi halinde Fransa, İngiltere ve ABD’nin Kürtlerin Bağdat’la tüm sorunlarını çözebilmeleri için devreye girmeye hazır olduklarını vurguladı. McGurk’ün Kürt parlamentosunun 14 Eylül’de yapmayı planladığı toplantının bir gün daha ertelenmesi için yaptığı baskılar da sonuç verdi. Böylelikle Goran 13 Eylül akşamı yapılan parti grubu toplantısında gelişmeleri değerlendirme imkânı buldu.

McGurk Kürt partilerin parlamentoda Barzani’den referandumun nisan 2018’deki seçimlerden sonraya ertelenmesini istemeleri için bastırıyor. Böylelikle Barzani halk oylamasını Kürt halkının temsilcilerinin talebiyle ertelemiş olacak, Tahran ve Washington rahat bir nefes alırken KBY Başkanı da itibarını kurtarmış olacak.

Nitekim KBY Başkanlığı’nın internet sitesinde 14 Eylül’de yayımlanan açıklamada ABD, İngiltere ve Birleşmiş Milletler’in Barzani’ye 25 Eylül’de yapılması planlanan referandum için başka bir tarih önerdikleri ve Barzani’nin konuyu Kürdistan yönetimiyle görüşerek taraflara kısa zaman içinde bilgi vereceği bildirildi.

Ancak Goran ile anlaşma sağlanamasa bile 111 sandalyeli parlamentonun 81 sandalyesine sahip KDP ve KYB çoğunluk oyuyla referanduma gitmeyi kararlaştırabilirler. McGurk ile görüşmeye katılan bir diğer Goran’lı yetkili ise bunun Kürdistan bölgesi için yıkıcı sonuçları olacağını vurguluyor.

Kürtlerin 25 Eylül referandumu konusunda bir uzlaşıya varıp varmayacakları halen net değil. Ancak tarih tekerrür ederse Kürt yönetiminin inatçılığı hem Kürt halkı hem de Washington için yeni baş ağrılarına yol açabilir.

Saddam Hüseyin rejimi sırasında Kürtlerle teması sürdürdüğü için persona non grata (istenmeyen insan) ilan edilmiş, ABD’li önde gelen bir diplomatın sözleri bugünlerde yeniden anlam kazanıyor. Diplomat Haywood Rankin 1998’de verdiği bir röportajda şöyle demişti: “Kürtler kendi aralarında feci şekilde bölünmüş durumdalar. (...) Yarın bağımsızlıklarını verseniz bile bunu yaşatabilecek durumda değiller. Bildiğiniz gibi bu, Körfez Savaşı sırasında da fiilen yaşanmış bir durum. O zaman Irak Kürdistanı’nı alıp Iraklı Kürtlere ‘İşte buyurun. Lütfen burada bir devlet kurun.’ demiştik. Yani elbette bu cümleleri kullanmamıştık, bunu asla itiraf edemezdik ama fiiliyatta durum böyleydi. Fakat Kürt liderlerin hepsi taviz vermekten aciz oldukları için bu iş yıllar, yıllar alacak bir hikâyeye dönüştü.”

Bu bölümlerde bulundu: Bağımsız Kürdistan girişimleri

Fazel Hawramy is an independent journalist currently based in Iraqi Kurdistan. Twitter: @FazelHawramy

x

Cookies help us deliver our services. By using them you accept our use of cookies. Learn more... X