Türkiye'nin Nabzı

ABD Dışişleri Bakanı Türkiye’yi teskine gelecek

By
p
Article Summary
İki ülke arasındaki ilişkilerin ABD’nin Suriyeli Kürtlerin kontrolündeki gruplara verdiği destek yüzünden gerildiği bir ortamda ABD Dışişleri Bakanı Rex Tillerson’ın bu ay sonunda Ankara’ya gelerek Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile görüşmesi bekleniyor. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.

Al-Monitor’un edindiği bilgilere göre ABD Dışişleri Bakanı Rex Tillerson’ın 30 Mart’ta Türkiye’yi ziyaret etmesi bekleniyor. Tillerson ocak ayında göreve gelen Donald Trump yönetiminden Türkiye’ye resmi ziyaret gerçekleştiren en üst düzey ABD’li yetkili olacak.

İsminin açıklanmaması kaydıyla Al-Monitor’a konuşan kıdemli bir Türk yetkili de Tillerson’ın ziyareti kapsamında Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu da dahil bir dizi görüşme yapacağını doğruladı. Tillerson’ın programına tamamen vakıf olmadığını ancak ziyaretin diğer bölge ülkelerini de kapsamasının sürpriz olmayacağını belirten yetkili konuya ilişkin başka ayrıntı vermedi.

Al-Monitor’un sorularını elektronik postayla yanıtlayan ABD Dışişleri Bakanlığı ise bu aşamda “Bakan’ın ziyaretiyle ilgili paylaşılabilecek herhangi bir bilgi olmadığını” bildirdi.

Tillerson’ın ziyareti, Washington-Ankara ilişkilerinin ABD’nin İslam Devleti’yle mücadelede Suriye Demokratik Güçleri’yle (SDG) sürdürdüğü ittifak yüzünden uzun zamandır gergin seyrettiği bir zamanda gerçekleşecek. SDG’nin içindeki Arap unsurların sayısı giderek artsa da örgüt halen Suriyeli Kürt Halk Savunma Birlikleri’nin (YPG) hakimiyetinde.

Türkiye, PKK’nin uzantısı olduğu gerekçesiyle Washington’dan YPG ile ilişkisini kesmesini istiyor. ABD ise Dışişleri Bakanlığı’nın terör örgütleri listesinde yer alan PKK ile YPG’nin birbirinden ayrı yapılar olduğuna ilişkin hayali söyleminde ısrarcı. Cihatçıların başkenti addedilen Rakka’ya yönelik operasyonun hazırlıklarının sürdüğü bir ortamda, tüm göstergeler Washington’ın yola fiiliyatta İD’e karşı en etkili yerel güç olduğunu kanıtlayan SDG ile devam edeceğine işaret ediyor.

Öte yandan ABD yönetimi bu süreçte Ankara’yı da dengede tutmaya çalışıyor. Suriye ile yaklaşık 900 kilometrelik bir sınır paylaşan Türkiye Washington için zahmetli de olsa hayati bir bölgesel müttefik olmayı sürdürüyor. Nitekim Türkiye’nin gururunu okşamak için CIA Başkanı Mike Pompeo şubat ayında Ankara’yı ziyaret etmiş, ABD Genelkurmay Başkanı Joseph F. Dunford da bu ay başında Türkiye’ye gelerek, Türk muhatabı Hulusi Akar’la Antalya’da bir araya gelmişti.

Adana’daki İncirlik üssü İD’le mücadele operasyonlarının ana lojistik merkezi konumunda. Türkiye’nin ise Suriye’deki askeri etkinliği sınırlı olsa sonsuz bir baltalayıcı güce sahip olduğu anlaşılmış durumda. Ankara’nın Afrin’deki YPG mevzilerini aralıksız bombalaması ve örgütün SDG’nin kontrolündeki Membic’in yakınlarındaki mevzilerine yeni saldırılar düzenlemesi İD’le mücadeleyi olumsuz etkiliyor. Al-Monitor’un WhatsApp üzerinden ulaştığı Suriye’nin kuzeyindeki kıdemli bir YPG komutanı şöyle diyor: “Nihai Rakka harekatını başlattığımızda Türk güçlerinin peşimize düşmeyeceğinden nasıl emin olabiliriz?”

Ankara, 7 Mart’ta Oregon merkezli Mercy Corps’un Türkiye’den sürdürdüğü faaliyetleri durdurarak Suriye’deki insani yardım çalışmalarına da darbe vurdu. Suriye’deki en büyük yardım dağıtıcılarından biri olan kuruluşun kapatılmasının resmi gerekçesi evrak eksikliği olarak açıklandı. Ancak Ankara’nın Mercy Corps gibi kuruluşlara esasen Suriyeli Kürtlerin kontrolündeki bölgelere yardım götürdükleri ya da yardımı bu bölgeler üzerinden dağıttıkları için karşı olması kuvvetle muhtemel.

Arnavutluk ile birlikte NATO’nun çoğunluğu Müslüman iki ülkesinden biri olan Türkiye Rusya’yla ilişkilerini geliştirerek büyük bir gövde gösterisi yapıyor. Ankara S-400 uzun menzilli füze sistemi alımı için Moskova ile pazarlık halinde. ABD’nin eski Ankara Büyükelçisi ve Yakın Doğu Politikaları için Washington Enstitüsü’nün kıdemli araştırmacılarından James F. Jeffrey Al-Monitor ile şu gözlemini paylaşıyor: “Bu, Amerika ve Avrupa’daki insanlarda Erdoğan’ın kesin olarak Rusya’yı tercih ettiği ve Trump’ın Türkiye ile iş birliği çabalarını bitirdiğine dair güçlü bir inanca yol açabilir.” Jeffrey bunun bir “felaket” olacağını da ekliyor.

Ne var ki, Ruslar da YPG’yi destekliyor ve Moskova, Türk güçleri ve müttefiklerini Suriye içinde oldukça sınırlı bir alanda tutuyor. Türk güçleri ve Fırat Kalkanı harekatına katılan Özgür Suriye Ordusu savaşçıları ağustos 2016’dan bu yana İD’den geri alınan yaklaşık 2 bin kilometre karelik bir alanı kontrol ediyor. Ancak doğuda Rusya, Suriye rejimi ve ABD’li Özel Harekat Güçleri tarafından kuşatılmış durumdalar ve bunlar, Türkiye’nin YPG’nin Membic’teki varlığına yönelik tehditlerini hayata geçirmesini fiilen engelliyorlar.

Türkiye Savunma Bakanı Fikri Işık bugün konuya ilişkin açıklamasında uzlaşmacı bir ton benimseyerek Membic’teki YPG varlığına son vermek için ABD ve Rusya ile birlikte “diplomatik bir çözüm bulmak gerektiğini” söyledi. Işık’ın bu açıklaması, Ankara’nın Barack Obama yönetiminin son günlerinde gittikçe tırmanan Amerikan karşıtı söyleminde genel bir yumuşamaya işaret ediyor.

New York eyaletinin kuzeyinde bulunan St. Lawrence Üniversitesi’nden Türkiye uzmanı Howard Eissenstat Al-Monitor’a “Trump’ın gelişiyle Erdoğan her konuda daha temkinli davranmaya başladı.” diyor. Eissenstat bunun nedenini şöyle açıklıyor. “Suriye’de iş birliği için halen bir umudu var. Aynı zamanda belki de bedelinin ne olacağını kestiremiyor. Trump kin tutabilir.”

Bu ihtiyatın karşılıklı olduğu aşikar. 15 Temmuz darbe girişimiyle ilgili gözaltına alınan on binlerce insanın tutukluluğu sürerken ABD konuya ilişkin neredeyse tek bir söz bile söylemedi. Washington birçoğu YPG çatısı altında İD’le mücadeleye katılan Türkiye’deki Kürtlerin artan çaresizliklerine karşı da sessizliğini koruyor.

Yeni Amerikan Güvenliği Merkezi’nin kıdemli araştırmacılarından Nicholas Heras Al-Monitor’a değerlendirmesinde ABD’nin Türkiye’yi teskin etmek için bir öneri sunabileceğini belirtiyor: “Rakka'nın İD sonrası güvenliği ve yönetiminde görev alma imkanı, Türkiye’nin İD sonrası Musul’da nüfuz kazanmak için başlattığı projeye benzer bir şey.” Ancak Heras tüm seçeneklerin Türkiye’nin şu gerçeği kabullenmesine bağlı olduğunu da ekliyor: “ABD ordusunun Amerika tarafından kurulan ve İD’le mücadelede başarısı kanıtlanan SDG’yi tamamen bırakmayacağı gerçeği."

Bu bölümlerde bulundu: us-turkish relations, manbij, raqqa, ypg, sdf, is, donald trump, rex tillerson

Amberin Zaman, Washington Post, Los Angeles Times, Daily Telegraph ve Amerika’nın Sesi gibi medya kuruluşları için Türkiye’de muhabirlik yapmış olan, İstanbul’da yerleşik bir gazeteci yazardır. Türk televizyon programlarına sık sık yorumcu olarak katılan Zaman, 1999’dan bu yana The Economist dergisinin Türkiye muhabiri olarak görev yapmaktadır. ABD düşünce kuruluşu German Marshall Fund’ın “On Turkey” yayınlarına düzenli olarak katkı yapan Zaman, önde gelen Türk gazetelerinde de köşe yazarlığı yapmıştır. Uzmanlık alanları, Türk dış politikası, Kürtler ve Türkiye-Ermenistan ilişkileridir. 

x

Cookies help us deliver our services. By using them you accept our use of cookies. Learn more... X