Kılıçdaroğlu Al-Monitor’a konuştu: Türkiye’de doğan Suriyeli çocuk sayısı 90 bine ulaştı

Al-Monitor’un sorularını yanıtlayan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu erken seçim ihtimalinin daha yüksek göründüğünü belirtirken Türkiye’de doğan Suriyeli çocuk sayısının 90 bine ulaştığına dikkat çekti.

al-monitor .

İşlenmiş konular

turkish economy, syrian refugees, republican people's party, peoples' democratic party, kemal kilicdaroglu, justice and development party, judiciary, elections

Tem 9, 2015

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, 7 Haziran seçimleri sonrasında ortaya çıkan tabloyu, yakında başlayacak koalisyon müzakereleri öncesinde CHP’nin duruşunu ve tavrını Al-Monitor’a değerlendirdi. Erken seçim ihtimalinin daha yüksek göründüğünü belirten CHP lideri, böyle bir durumda kendilerinin hiçbir kaybı olmayacağını, ancak Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) ile Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) seçmen tabanları arasındaki oy geçişkenliği nedeniyle MHP’de kayıplar söz konusu olabileceğini ifade etti.

Kılıçdaroğlu, 2 milyon olduğu söylenen Suriyeli mültecilerin kesin sayısının kimse tarafından bilinmediğini ifade ederek, “Ancak şunu biliyorum. Milli Güvenlik Kurulu’na sunulan son değerlendirmede Türkiye’de doğan Suriyeli çocuk sayısının 90 bine ulaştığı bilgisi verildi. Yani artık Türkiye’de doğan binlerce ikinci nesil Suriyeli var.” dedi.

CHP liderinin Al-Monitor’un sorularına verdiği yanıtlar şöyle:

Al-Monitor: Sayın Davutoğlu yakında hükümeti kurma görevini aldıktan sonra koalisyon turlarına başlayacak. CHP’nin duruşu ve tavrı nedir? Bir AKP-CHP koalisyonu mümkün mü?

Kılıçdaroğlu: Davutoğlu’yla görüşme sonrası bu durumu tartışabiliriz. Neyle gelecek, nasıl önerilerle, tekliflerle gelecek şu aşamada bilmiyoruz. Ancak bilinen bir şey var, biz koalisyon için 14 ilkemizi açıkladık. Diğer partilere de ilkelerini açıklamaları çağrısını yaptık. Bizim bu ilkelerimizin önemli kısmının AKP’ye, AKP’nin yaklaşımlarına, siyaset ve yönetim anlayışına uyacağını, kabul edeceklerini sanmıyorum. Ama onlar da ilkelerini ortaya koyarlar, tekliflerini getirirler, o zaman bakarız.

Al-Monitor: CHP-AKP arasında “sınırlı süreli” en azından 2 yıllık bir dönem için ekonomide ve demokratikleşmede, temel hakların ilerletilmesinde uzlaşı içeren bir protokol üzerinde anlaşma olabilir mi?

Kılıçdaroğlu: Ekonominin gidişatı hiç iç açıcı değil. Sayın Ali Babacan bütün bunları çok iyi biliyor. Bildiği için de susuyor. Hiç sesi çıkmıyor. İhracat kaç aydan bu yana sürekli geriliyor. Son olarak ithalatta da yüzde 14’ü aşan bir düşüş var. Bu da üretimin daraldığını, ara malı ve yarı mamul ithalatının düştüğünü gösteriyor. Otomotiv ihracatı artmış görünüyor ama kur etkisiyle, artan ihracata rağmen gelen döviz azalıyor. Turizmde Rusya’daki kriz ve çevremizdeki çatışma ortamı nedeniyle büyük düşüş söz konusu. Avrupa ülkeleri, vatandaşlarını Türkiye’ye gitmemeleri, dikkatli olmaları konusunda uyarıyor. Yani ekonomide acil bazı önlemlerin, kararların alınmasını gerektiren bir durum söz konusu! Geçici bir hükümet var ve önlemler alınamıyor. Seçim olasılığı gündemde olduğu için de gereken kararların alınması erteleniyor. Anlaşılan gecikecek.

Diğer tarafta bizim 14 ilkemizde demokratikleşme, temel haklar, yargı ve bürokraside atılmasını öngördüğümüz adımlar, sosyal politikalarda, emekliye, işçiye, işsize, sosyal güvenceden yoksun milyonlarca aileye acil olarak yapılacak düzenlemeleri ortaya koyduk. Yolsuzlukların üzerine gidilmesini öngörüyoruz. Önceliklerimizden birisi budur. Şayet AKP bunlara olumlu yaklaşım gösterirse oturulur, konuşulur. Bunlar tek tek protokole yazılır. Takvimlendirilir. Hangi adımların ne zaman atılacağı bağlayıcı şekilde mutabık kalınarak, belirlenir, imzalar atılır, koalisyon kurulur. Yargıda ve bürokraside acilen restorasyona, hızla bir onarıma gidilmesi, bunun yollarının açılması gerekiyor. AKP ile koalisyon, ülkeyi demokratikleştirme, yargı ve bürokrasiyi restore etme, temel hak ve özgürlükleri genişletme, Çözüm Süreci’nin şeffaf bir şekilde sürdürülmesi, üzerine olursa olur. Ülkede yargı namına bir şey kalmadı. Anayasa, yasalar uygulanmıyor. Yargı kararları uygulanmıyor. Ancak daha önce de dediğim gibi AKP’nin bizim bu ilkelerimizi kabul etmesi güç. O nedenle, ben bu ihtimali zayıf görüyorum.

Al-Monitor: AKP ve MHP arasında gerçekleşecek bir koalisyon ihtimalinin daha mı yüksek olduğunu düşünüyorsunuz?

Kılıçdaroğlu: Evet. Bir AKP-MHP koalisyonu ya da HDP destekli bir AKP hükümetini daha olası görüyorum. Bütün bu ihtimallerin dışında da erken seçim olasılığının arttığını düşünüyorum.

Al-Monitor: Şayet erken seçime gidilirse ortaya nasıl bir tablo çıkacağını düşünüyorsunuz?

Kılıçdaroğlu: Eğer erken seçim olursa bizim bir kaybımız olmaz ancak AKP-MHP arasında bazı oy geçişleri yaşanabilir. Tabii o zaman bugünkü tablo farklılaşır.

Al-Monitor: Mevcut tabloda MHP’nin HDP’ye karşı tutumu bir CHP-MHP koalisyonu ihtimalini ortadan kaldırıyor. Bu konuda yeni bir girişim söz konusu olabilir mi?

Kılıçdaroğlu: Ben yüzde 60’ı temsil edenler olarak, seçmenin yüzde 60 oy verdiği partiler olarak “Gelin hükümeti kuralım” çağrısı yaptım. Bu çağrım hâlâ geçerli. Ancak, TBMM Başkanlığı seçimlerinde ortaya çıkan tablo bunun olmasının güç olduğunu gösteriyor. Ben bir partinin, kendisini ve politikalarını bir başka partinin adımlarına ve politikalarına endekslemesini doğru bulmuyorum. MHP bize, “CHP neden bizim adayımıza oy vermedi?” diye eleştiri getiriyor. Biz oy verseydik de, HDP’nin desteği olmadan Ekmeleddin Bey’in seçilmesi mümkün değildi. Bunu, bize ziyarete geldiğinde Ekmeleddin Bey ile de konuştuk.

MHP, “HDP’nin oy verdiğine oy vermeyiz, HDP’nin olduğu yerde olmayız” diyor. Bu onların politikası tabii ki… Ancak, yarın öbür gün TBMM gündemine 4 eski bakan hakkındaki yolsuzluk suçlamalarının yeniden soruşturulması konusunda bir önerge geldiğinde MHP buna da mı “HDP oy veriyorsa vermeyiz” diyecek? Bu konu üç partinin de seçmene verdiği sözler arasında var. Daha pek çok konuda ortak ya da benzeşen vaatlerimiz var. Bunlar TBMM gündemine geldiğinde MHP, “HDP evet diyorsa biz yokuz, geçersiz oy vereceğiz” mi diyecek? Böyle bir yaklaşımın kimin işine yarayacağı, kimin işini kolaylaştıracağı açık değil mi?

Al-Monitor: Suriye ile ilgili savaş senaryoları, müdahale olasılıkları tartışılıyor. Bir yandan da Hatay, Adana gibi iller başta olmak üzere Suriyeli mültecilerle ilgili sıkıntılar, bu kentlerdeki halkın yaşam koşullarında kaygı ve endişeler büyüyor. Silahlı militanlar kentlerde kol geziyor. Bu durum nasıl çözülecek?

Kılıçdaroğlu: Suriyeli mülteci sayısının kaç kişi olduğunu bilmiyoruz. Birileri 2 milyon dediği için biz de 2 milyon diye telaffuz ediyoruz. Ancak gerçek sayıyı kimse bilmiyor. Sadece Hatay, Adana değil, Gaziantep’te başta olmak üzere pek çok ilde Suriyelilerle ilgili ciddi sıkıntılar var. Ekonomik ve sosyal anlamda ciddi sıkıntılar var. Ancak şunu biliyorum. En son yapılan Milli Güvenlik Kurulu’na sunulan değerlendirmede Türkiye’de doğan Suriyeli çocuk sayısının 90 bine ulaştığı bilgisi verildi. Yani artık Türkiye’de doğan binlerce ikinci nesil Suriyeli var ve tablo giderek kötüleşiyor.

Al-Monitor: Çözüm Süreci konusunda iktidar partisinden ve Cumhurbaşkanından seçimler öncesinden itibaren bir kırılma, söylem ve tutum değişikliği, sürecin reddi yaklaşımı gündeme geldi. CHP olarak sizin Çözüm Süreci konusunda bulunduğunuz nokta nedir? Koalisyon müzakerelerinde bu konudaki tavrınız ne olacak?

Kılıçdaroğlu: Biz en baştan itibaren söylediğimiz noktadayız. Tavrımızda bir değişiklik yok. Çözüm arayışlarının sürmesi, Kürt sorunu için, barışçıl, uzlaşmacı, demokratik zeminde bunun yapılması gerektiğini söylüyorduk. Aynısını yine söylüyoruz. Ancak süreci desteklerken hep şunu da söyledik: Süreç şeffaf ve kamuoyunun gözü önünde olacak. Kapalı kapılar ardında, gizli pazarlıklar olmayacak. TBMM çatısı altında ve en geniş katılımla yürüyecek. Kimseye gizli vaatler, geri dönülemeyecek sözler verilmeyecek. Kamuoyu, muhalefet partileri tüm toplum süreçle ilgili bilgilendirilecek. Bu konuda çok sayıda yasa teklifi de verdik geçen yasama döneminde. AKP hepsini reddetti. Sonra kendileri bir yasa getirdiler, “Çalışmalar TBMM’de de yapılacak ve çalışmalar hakkında, sürecin gelişimi konusunda 15 günde bir ya da farklı zaman dilimlerinde, açıklama yapılacak, kamuoyuna bilgi verilecek” diye. Bugüne kadar bir açıklama yapıldı mı? Hayır. Kamuoyuna bir bilgi verildi mi? Hayır.

İşte bizim baştan itibaren vurguladığımız da bu. AKP Çözüm Süreci konusunda samimi ve dürüst değil. Bu konuyu hep siyasi amaçla, seçim hesabıyla, oy hesabıyla kullandı. Gizlilik içinde yürüttü. Samimi davranmadı. Şeffaf olmadı. Gizli kapaklı, kapalı kapılar ardında süreci yürütmeye çalıştı. Hâlâ da bu tavrında bir değişiklik, samimiyet ve dürüstlük, inandırıcılık yok.

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Özel etkinlikler
  • Sadece davet brifingi

Recent Podcasts

Featured Video

More from  Türkiye'nin Nabzı

al-monitor
Kafkasya’da tüm yollar Rusya’ya mı çıkıyor?
Fehim Taştekin | Rus etkisi | Oca 15, 2021
al-monitor
Varlıksız Varlık Fonu sorun yumağı
Mustafa Sönmez | ekonomi ve ticaret | Oca 13, 2021
al-monitor
Türkiye Musul Havalimanı projesini nasıl Fransa’ya kaptırdı?
Fehim Taştekin | ekonomi ve ticaret | Oca 13, 2021
al-monitor
Kutuplaşmanın yeni öznesi: SMA’lı çocuklar
Menekse Tokyay | sağlık ve Tıp | Oca 11, 2021