Irak'ın Nabzı

Irak’ta dirilen bir gelenek: Kan parası olarak verilen kadınlar

By
p
Article Summary
Protestolara ve 1950’lerden beri yasak olmasına rağmen fasliye evliliği Irak aşiretleri arasında yeniden ortaya çıktı. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.

BAĞDAT — 2 Haziran’da Bağdat’ın merkezinde gösteri yapan kadınların elinde fasliye evliliğini kınayan büyük pankartlar vardı. Irak’ta son dönemde yeniden canlanan fasliye, Arapçada aşiretler arası ihtilafların çözümünde bir nevi tazminat veya kan parası olarak yapılan evlilik anlamına geliyor.

Bu evliliklerin tekrar ortaya çıkmasında devletin güçsüzlüğü ve törelerin toplumsal yaşamdaki ağırlığının yanı sıra ülkenin orta ve güney kesimlerinde aşiretler arası çatışmaların yoğunlaşması etkili oluyor. Fasliye yoluyla evlendirilen kadınlar boşanma veya ayrılma talep etme hakkına sahip değil. Çünkü aşiret geleneklerine göre bu kadınlar her türlü haktan mahrum ediliyor.

Irak’ın güneyindeki Basra’da aşiret kavgaları silah kullanımının yaygınlaşmasıyla yoğunlaştı ve birçok sivilin ölümüne neden oldu. Bu olayların ayrıntıları aşiretlerin kapalı doğası nedeniyle açığa çıkmıyor.

Kasım 2014’te İçişleri Bakanı Muhammed El Gaban ve Basra Valisi Macit El Nasravi, artan şiddeti frenlemek ve aşiret reislerinin çatışmaları sonlandırıp kanuna riayet etmesini sağlamak üzere duruma müdahale etmek zorunda kaldı.

Ancak geçtiğimiz mayısın sonlarında Basra’daki El Şavi ve El Karamşa aşiretlerinin aralarındaki kavgayı çözmek üzere 50 civarında kadını kapsayan bir fasliye anlaşması yaptığı haberi yayıldı.

Basra’da aşiret konularında medya danışmanlığı yapan Şeyh Muhammed El Meryani 2 Haziran’da bu haberleri yalanladı ve meseleyi olduğundan hafif göstermeye çalıştı. El Sümeriye kanalına açıklama yapan Meryani Basra’da iki büyük aşiret arasında çıkan silahlı kavgada bir kadının ölümü üzerine kriz yaşandığını anlattı. Meryani’ye göre El Şavi aşireti fasilye olarak El Karamşa aşiretine medyanın iddia ettiği gibi 50 değil 10 kadın verdi. Aşiretlerin ikisi de bunun özel bir mesele olduğunu öne sürerek konu hakkında medyaya açıklama yapmak istemedi.

1950’lerin sonunda Irak yönetimi kadınların kan parası olarak verilmesini yasaklayan bir kanun çıkarmıştı.

Irak’ta iş başına gelen hükümetlerin güçsüzlüğü ve mevcut koşullardan kaynaklı zafiyetler devlet otoritesinden uzakta uygulanan birçok ölmüş aşiret geleneğinin dirilmesine yol açıyor. Basra, Maysan ve Dikar gibi orta ve güney vilayetler başta olmak üzere insanlar anlaşmazlıklarını çözmek için aşiretlere başvurur oldu.

Fasliye evliliğinin tekrar ortaya çıkışı din adamları, sivil toplum örgütleri ve insan hakları aktivistleri tarafından sert tepkilerle karşılandı. Uygulamanın kadın hakları dâhil bireysel hakları koruyan bahsi geçen yasanın ihlali anlamına geldiği vurgulandı. Irak Aileyi Koruma ve Kalkındırma Derneği’nden Saffet Abdülaziz “Irak’ta kadın karşıtı aşiret törelerini bitirmek için birleşelim’’ başlığıyla bir kampanyanın başlatıldığını duyurdu.

Abdülaziz Al-Monitor’a da şu açıklamayı yaptı: “Kampanya kapsamında hem Irak’taki hem uluslararası alandaki insan hakları düzenlemelerini ihlal eden bu uygulamanın yasa dışı olduğu ve son bulması gerektiği konusunda toplumu ve özellikle kadınları bilinçlendirmek için okullarda, üniversitelerde ve pazarlarda broşür dağıtılacak. Bunun yanı sıra kampanya temsilcileri Divaniye ve Dikar’da aşiret şeyhlerini ziyaret etti ve uygulamaya karşı çıkılmasını istedi. Ancak şeyhler, kendi deyimleriyle bu ‘müdahaleci’ kampanyadan pek hoşlanmadı. Hatta bazıları broşür dağıtmamızı yasakladı.’’

Derneğin Irak’ta her yıl 250 civarında fasliye evliliği tespit ettiğini anlatan Abdülaziz bunların Basra, Divaniye, Babil ve Maysan gibi orta ve güney vilayetlerde yoğunlaştığını belirtti.

Al-Monitor’un sorularını yanıtlayan Bağdat’taki aşiret şeyhlerinden Yahya El Akili ise fasliye evliliklerinin devletin etkili çabaları sayesinde 1970’lerde ortadan kalktığını, bugün ise devletin güçsüzlüğü nedeniyle tekrar ortaya çıktığını söyledi.

Akili şöyle devam etti: “Bu evlilikler sadece kırsal bölgelerde görülüyor. Bağdat gibi kentsel bölgelerdeki aşiretlerin bu uygulamayı canlandırması söz konusu değil. Eğer devlet şu an olduğu gibi güçsüz olmaya devam ederse çağ dışı gelenekler geri gelecek. Çünkü aşiretler dışında kimse insanların hakkını korumuyor.”

Irak İnsan Hakları Yüksek Komiserliği’nden (OHCHR) 7 Haziran’da yapılan açıklamada aşiretler arası 11 ihtilafın hâlihazırda sürdüğü belirtildi. Bu aşiretler de kavgalarını töre gereği fasliye evliliğiyle çözen Basralı iki aşiretin yolundan gidebilir.

Al-Monitor’un da ulaştığı OHCHR açıklamasında Irak hükümetinden kadınlara karşı bu insanlık dışı uygulamayı sonlandırmasını, polisin aşiret ihtilaflarının çözümünde etkili rol üstlenmesi için güçlendirilmesini, eğitilip ve bilinçlendirilmesini istiyor.

Bu tip uygulamaların dinen reddedilmesi de ortadan kaldırılmalarına yardımcı olabilir. Nitekim Şii dini makamlarının Kerbela’daki temsilcisi Şeyh Ahmed El Safi 5 Haziran’daki vaazında uygulamayı ahlaki ve dini açıdan kınayarak şu ifadeyi kullandı: “Hiçbir kız hiçbir durumda istemediği biriyle evlenmeye zorlanmamalı.’’

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun

  • Güncellenmiş ve ödüllü Lobicilik Yazı Dizisi
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Özel etkinlikler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Haftalık lobicilik bülteni
Bu bölümlerde bulundu: women's rights, tribes, tribal politics, tribal areas, marriage, iraqi corruption, iraq crisis, iraq

Omar al-Jaffal, Iraklı bir yazar ve şairdir. Irak’ta yayımlanan entelektüel Bayt ve Nathr dergilerinde editörlük, Aalam al-Jadid isimli internet gazetesinin de yayın yönetmenliğini yapmaktadır.

x

The website uses cookies and similar technologies to track browsing behavior for adapting the website to the user, for delivering our services, for market research, and for advertising. Detailed information, including the right to withdraw consent, can be found in our Privacy Policy. To view our Privacy Policy in full, click here. By using our site, you agree to these terms.

Accept