Irak'ın Nabzı

Hariciler kimdir ve İslam Devleti ile alakaları nedir?

By
p
Article Summary
Suudi Müftüsü Şeyh Abdül Aziz Al El Şeyh dâhil birçok İslami âlim, İslam Devleti’ni İslamiyet’in ilk çağlarında otoriteye karşı başkaldıran ilk Müslüman gruplardan olan Haricilerin uzantısı olarak görüyor. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.

İslam Devleti’nin (İD) mensupları, sık sık İslam tarihinin ilk dönemlerinde hükümran güçlere başkaldıran Müslümanlara atfen modern çağın Haricileri olarak betimleniyor. Emevi Halifeliğine karşı 7’nci yüzyılda başlayan Harici isyanları Abbasi döneminde de devam etti.

İD’in siyasi fikirlerini değil, ama itikat ilkelerini paylaşan Suudi Arabistan Baş Müftüsü gibi Selefiler İD mensuplarına “Harici” diyor. Bu Selefi çevreler, kendini tüm Müslümanların halifesi ilan ederek diğer Selefi hareketleri gafil avlayan Ebu Bekir El Bağdadi’ye biat etmeyi reddediyor. Oysa Selefi hareketler, Bağdadi’nin hazirandaki halifelik ilanına kadar İD’e yönelik ciddi bir itirazda bulunmamıştı.

Suudi Müftüsü Şeyh Abdül Aziz Al El Şeyh, ağustos 2014’te yaptığı açıklamada İD’i “Müslüman katletmeyi suç saymayan” Haricilerin devamı olarak tanımladı ve “Bizler her ikisini de Müslüman görmüyoruz.” dedi. Yakın zamana dek dünyanın en tehlikeli Selefi cihatçı hareketi olan El Kaide dahi İD’i Harici olarak tanımlayarak kınadı. Nusra Cephesi de aralık 2014’te İD’i kastederek “Haricileri” ortadan kaldırma savaşı verdiğini söyledi. Nusra Cephesi’nin dini önderi Sami El Aridi, yayımlanan ses kaydında şu ifadeleri kullandı: “Allah’ın bize kullanma emri verdiği pek çok kılıç vardır. Bunlardan biri Haricilere doğrultulan kılıçtır. Bu grup da (İD) Harici olduğuna dair sağlam kanıtlar ortaya koymuştur. Dolayısıyla bunların öldürülmesi dini bir görevdir ve bu konuda hiçbir kuşku yoktur. Bu kişilerin öldürülmesini önemsemeyenler Sünnilerin kanını önemsememiş olur.”

Hariciler kimdir?

“Harici” kelimesi “bir gruptan ayrılanlar” anlamında kullanılıyor. Bu tabirle 644 yılından başlayarak üçüncü ve dördüncü halifeler Osman ve Ali’ye, Emevi ve Abbasi hükümdarlarına karşı ayaklanan Müslüman gruplar anlatılıyor. Bu gruplar Osman, Ali ve Muaviye’ye karşı isyanlar örgütlerken onlara karşı duranlar da halifeliklerle halifelerin gerçek İslam’ı temsil ettiği düşüncesinden hareketle isyancıları İslam’a sırt çevirmekle suçladı ve “Harici” olarak adlandırdı.

644-656 yılları arasında halifelik yapan üçüncü halife Osman döneminde ortaya çıkan Hariciler, hem hükümeti hem de mali kaynakları kontrol eden Kureyş kavminin liderlerine başkaldırdı. İsyancılar eşitlik talep ediyordu, hükümdarla cemaat arasında ayrımın kalkmasını istiyordu. Onlara göre köleler dâhil herkes halifeliğin başına geçme hakkına sahipti. İsyancılar, hükümdarlara karşı bir dizi ayaklanmaya öncülük etti ve amaçlarına ulaşmak için kadın ve çocukları da hedef alarak şiddet kullandı.

Harici topluluklardan bugün geriye kalanlar sadece Umman’daki İbadiler ve Cezayir başta olmak üzere Kuzey Afrika’daki kimi gruplardır. Bu topluluklar şiddet ve isyancılıkla anılmayan ılımlı Haricilerin devamıdır.

İD militanlarına niçin Harici deniyor?

İD ile Hariciler arasında kimi benzerlikler iki grubun kıyaslanmasına yol açıyor. İD’in başka Müslümanları lanetlemesi, kadın ve çocukları katletmesi, tüm gücü kendi elinde toplamak uğruna başka Selefi cihatçı gruplarla çatışması Haricilere benzeyen yönlerini oluşturuyor. Suriye rejimine karşıtlıkları ortak olsa da Nusra Cephesi ve Özgür Suriye Ordusu ile savaşmak İD için önemli oldu.

Ancak İD diğer bazı yönlerden Haricilerden tamamen ayrılıyor. Hariciler, İD’den farklı olarak gayri Müslimlere asla düşmanlık etmedi, azınlıklara zulmetmedi. Haricilerin Selefi eğilimleri yoktu. Aksine ilk Müslümanların ve sahabenin üstünlüğünü reddediyorlardı. Hariciler, ilk Müslümanlara kutsiyet atfetmiyor, İslam’ı yorumlayıp uygularken onların görüşlerini üstün tutmuyordu. Eşitlik çağrısı yapıyorlardı ve ilk Müslümanlarla sonradan İslamiyet’i kabul edenler arasında ayrım yapılmamasını istiyorlardı.

Sonuç olarak Suudi yorumu da dâhil Selefiliğin çeşitli kolları ile İD arasındaki benzerlik tarihteki Hariciler ile İD arasındaki benzerlikten katbekat fazladır.

İD’in “Harici” olarak betimlenmesi, grubu olumsuz göstermeye yönelik siyasi amaçlı bir yaftalama olarak görünüyor. Burada birkaç amaç güdülüyor. Birincisi Selefi anlayışla İD arasına mesafe koymak, ikincisi de küresel cihadın bayraktarlığını yaparak geniş destek toplayan örgütü geriletmek. İD’in bu denli kısa sürede bu kadar büyümesi Selefi cihatçı hareketlerin beklemediği bir olaydı. Dünyanın dört bir yanından yüzlerce militan Suriye ve Irak’a gidip İD’e katılırken diğer Selefi örgütler geride kaldı. Geniş toprakları ve önemli mali kaynakları ele geçiren İD, uluslararası Selefi hareketin başlıca destekçisi sayılan Suudi Arabistan’ı doğrudan tehdit eder oldu. Radikal Selefi hareketlerin eylemleri ve söylemleri ile arasına mesafe koymak Suudi rejimi için acil bir gereksinim hâline geldi.

İD’e muhalif Selefi hareketler “modern çağın Haricileri” tabirini iki şekilde kullanılıyor. Resmi Suudi söyleminde bu tabir, El Kaide ve İD dâhil Suudi rejimine muhalif olan tüm Selefi cihatçı hareketleri kapsıyor. El Kaide ve onunla bağlantılı gruplar ise bu tabiri İD’i Selefi cihatçılar nezdinde karalamak için kullanıyor.

Ancak gerçek şu ki İslam Devleti, Suudi himayesinde yıllar önce, bilhassa da Afganistan’ın 1978-1989 döneminde Sovyetlerle savaşında doğup serpilen Selefi cihadın tam anlamıyla hayata geçmiş hâlinden başka bir şey değildir. İslam dünyasının iki büyük radikal akımı – Selefi Suudi hareketi ve uluslararası Müslüman Kardeşler hareketi – İD’de vücut buldu. Selefi Vahhabi aşırıcılığı, Müslüman Kardeşler’in siyasal İslamcılığı ile birleşince ortaya El Kaide ve İD gibi gruplar çıktı.

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun

  • Güncellenmiş ve ödüllü Lobicilik Yazı Dizisi
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Özel etkinlikler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Haftalık lobicilik bülteni
Bu bölümlerde bulundu: wahhabism, saudi arabia, islamic state, islam, iraq, isis, history, caliphate

Ali Mamouri, Al-Monitor’un İran’ın Nabzı bölümünün yazarlarındandır. Dini konular üzerine uzmanlaşmış bir araştırmacı yazar olan Mamouri, İran ve Irak’ta dini okullarda ve ayrıca İran üniversitelerinde eğitmenlik yapmıştır. Yazarın dini konularda ve Ortadoğu’da toplumsal dönüşüm ve mezhepçilik üzerine yazdığı bir dizi makale, her iki ülkede yayımlanmıştır.

x

The website uses cookies and similar technologies to track browsing behavior for adapting the website to the user, for delivering our services, for market research, and for advertising. Detailed information, including the right to withdraw consent, can be found in our Privacy Policy. To view our Privacy Policy in full, click here. By using our site, you agree to these terms.

Accept