Suriye'nin Nabzı

IŞİD ile El Kaide küresel cihatta üstünlük için yarışıyor

By
p
Article Summary
Irak Şam İslam Devleti (IŞİD), küresel cihat hareketinin başlıca markası olma yarışında El Kaide'ye meydan okuyor.

Afganistan-Pakistan sınırında bulunan ve Ayman El Zevahiri’nin liderlik ettiği El Kaide ana karargâhının kısa süre önce yaptığı açıklama büyük ilgi topladı. Açıklamada, Irak Şam İslam Devleti'nin (IŞİD) merkez El Kaide önderliğiyle bir bağlantısının olmadığı duyuruldu.

Bu gelişmeye dayanarak, basının şu ana dek "El Kaide bağlantılı" diye tanımladığı IŞİD'in Suriye’de ve Suriye dışındaki cihatçıların gözünde itibar kaybetmesi beklenebilir. Hakikaten de Ürdün’deki Selefi-cihatçı hareket, IŞİD karşısında Nusra Cephesi'nden yana kararlı bir tavır aldı. Hareket, Suriye'nin güney sınırındaki Daraa vilayetinde faaliyet gösteren Nusra Cephesi unsurlarıyla güçlü bağlarını koruyor. IŞİD bu bölgede varlık gösteremiyor.

Sahadaki IŞİD-Nusra geriliminin nasıl bir raddeye ulaştığı gözden kaçmamalı. Taraflar arasında Rakka'da başlayan iç çatışmalar, doğuya doğru yayılıyor.

Nusra Cephesi, 7 Şubat'ta bir açıklama yaparak, IŞİD'in Deyrizor vilayetinde ve Suriye’nin doğusundaki faaliyetlerini eleştirdi. Uzun zamandır var olan sorunlara işaret eden Nusra Cephesi, Kürt ve rejim kuvvetlerine karşı iş birliği yapmalarına rağmen, Haseki vilayetindeki Aş Şadadi mevkiinde bulunan Nusra karargâhının IŞİD tarafından kuşatıldığına dikkat çekti.

Esasında, El Kaide IŞİD'i reddettiğine göre, Nusra Cephesi’nin önderliği de IŞİD'i artık El Kaide ailesinin parçası olarak görmek zorunda değil ve dolayısıyla IŞİD'in hasımlarıyla hareket edebilir.

Tüm bu hususlar bir yana, IŞİD'in Suriye'deki rolünün, dünyanın dört yanındaki cihatçılar ve yandaşları arasında etkinliğinin azalması pek olası değil.

Öncelikle, basının, son açıklamaya kadar  IŞİD'i sürekli "El Kaide bağlantılı" bir örgüt olarak lanse etmesi derin bir yanılsamaydı. Bu tabir, IŞİD’in kendini nasıl tanımladığının anlaşılmadığını gösteriyor.

Şahsen tanıdığım IŞİD destekçileri ve savaşçılarına göre IŞİD ile selefi Irak İslam Devleti (IİD), IİD’nin kurulduğu ekim 2006'dan bu yana El Kaide’den bağımsız. Son açıklamadan çok önce dillendirilen bu söylemde şu sav işleniyor: IİD kurulduğunda, o dönem Irak El Kaidesi olarak bilinen örgüt, ana bileşen olarak IİD çatı koalisyonunun içine dâhil oldu, bağlılık yemini de El Kaide’den IİD emirine geçti.

IŞİD destekçileri ve savaşçıları, Zevahiri’nin 2007'deki açıklamasına da dikkat çekiyor. Zevahiri, artık Irak El Kaidesi diye bir grup olmadığını, çünkü bu grubun IİD içindeki diğer cihatçı örgütlere katıldığını açıkça belirtmişti.

Baştan beri El Kaide’den bağımsız oldukları söylemi geçerli olsun veya olmasın,  IİD’nin kısa süre içinde parasal olarak kendini idame edebilen, kendi insan kaynaklarını temin edebilen bir örgüte dönüştüğü bir gerçek.

Yıllardır olduğu gibi bugün de IŞİD'in geniş mali kaynaklarının büyük bölümü, Musul ve Irak'ın kuzeyinde kurulan geniş çaplı haraç şebekeleriyle başka yasa dışı faaliyetlerden geliyor. Bu yollarla sadece Musul'dan ayda en az 1 milyon dolar elde ediliyor. ABD kuvvetlerinin arttırıldığı dönem ve Sahva aşiret isyanı sırasında zemin kaybetmiş olsa da IİD Musul'dan hiçbir zaman tam olarak sökülüp çıkarılamadı.

Daha yakın zamanlarda ise IŞİD, Suriye'nin doğusundaki petrol ve doğalgaz kaynaklarını kontrol ederek ilave mali kaynak sağladı. Böylece,  diğer iki büyük grubun -- İslami Cephe'yle çalışan Nusra Cephesi ve Demokratik Birlik Partisi (PYD) – karşısında bizim büyük "suç ailesi" diye tanımladığımız yapıya kavuştu.

IŞİD'in hatırı sayılır parasal gücü ve ayrıca mensuplarıyla yandaşlarının sırf "örgüt" ya da "grup" olarak tanımlanmayı hakaret addetmesi, örgütün yayılmasında başlıca etmenler oldu. Öyle ki şu an iç çatışma öncesine göre daha iyi mevzilenmiş durumda.

Esasında, diğer isyancı gruplarla girdiği büyük çatışmaya kadar IŞİD'in örgütlenme biçimi de doğru anlaşılamadı. IŞİD büyük kaleler elde etmek yerine, mümkün olduğu kadar çok bölgeye girmeye çalıştı. Bunun sonucunda,  son derece seyrek bir yayılma sağlamış oldu ve çok yönlü saldırılara karşı korunaksız hâle geldi.

O günden bu yana yeniden gruplanan IŞİD, Halep'in El Bab ve Manbic gibi önemli taşra kasabalarında kontrolü tek başına ele geçirdi. Rakka vilayetindeki IŞİD kazanımları ise daha da çarpıcı. Vilayet merkeziyle kilit önemdeki Tel Abyad sınır kasabasının yanı sıra, Tel Abyad’ın hemen batısındaki bir PYD kalesi ve rejimin elindeki Tabka Askeri Havaalanı’yla Tugay 17 üssü dışında diğer tüm bölgeler ele geçirildi.

Bu toprak hâkimiyetinin yanı sıra proto devlet inşasına, hilafeti yeniden kurma ve nihai dünya egemenliğine ulaşma hedeflerine açıkça ve ısrarla vurgu yapan IŞİD,  yabancı Sünni cihatçıları kendine çeken bir numaralı örgüt olmayı sürdürüyor. Nusra Cephesi de söz konusu hedefleri destekliyor, fakat yabancı savaşçıların çektiği gayri resmi videolar haricinde bunları pek dile getirmiyor.

Uluslararası ölçekte ise El Kaide'nin IŞİD'i reddetmesi, küresel cihat hareketinde uzun zamandır kendini belli eden bölünmeleri iyice derinleştirdi.

Örneğin, geçen yazdan itibaren IŞİD’e Gazze ve Sina bölgesinde de destek işaretleri olduğunu yazmıştım. Bölgedeki iki büyük cihatçı örgütten kısa süre önce gelen destek açıklamaları da bu gidişatı güçlendiriyor. Bu örgütlerden birincisi, Mısır'ın Sina Yarımadası'ndaki saldırıları gerçekleştiren Ensar Beyt El Makdis Cemaati. İkincisi ise hem Sina Yarımadası’nda hem Gazze Şeridi'nde faal olan ve Hamas'la kavgalı olan Meclis Şura El Mücahidin örgütü. Ürdün'deki Selefi hareketin Nusra Cephesi’ne verdiği desteğe gelince, yukarıda da bahsi geçen bu tutum, kavganın ta başlarına dayanıyor.

IŞİD'in etkinliğinin kırılıp kırılamayacağı, son tahlilde diğer isyancı grupların IŞİD karşısında ne kadar birleşebileceğine bağlıdır. Sahada şu ana dek görülen gelişmeler, bölgeselleşmenin böyle bir birleşmeyi halen engellediğine işaret ediyor.

Kısacası mevcut durum, IŞİD veya hasımları için kesin bir zafere değil, mevcut pozisyonların tahkimine işaret ediyor. Tıpkı 2013 yazının ortalarında PYD’yle isyancılar arasında patlak veren çatışmada olduğu gibi.

Esasında, hilafet kurma yolunda mesafe alan El Kaide değil, projeleri için sosyal medyada geniş çaplı tanıtım yapan IŞİD'dir. IŞİD lideri Ebu Bekir El Bağdadi'nin kendini halife -- Müminlerin Emiri -- olarak lanse ettiği de hesaba katılırsa, hayallerdeki hilafeti kimin kurup yöneteceği konusunda IŞİD’le El Kaide’nin doğrudan rekabet ettiği anlaşılıyor. Bu, El Kaide'nin küresel cihat önderliğine şu ana dek yönelmiş en büyük meydan okumadır.

IŞİD, El Kaide’den çok daha genç bir örgüt olup onunla aynı ideolojik programı paylaşsa da büyük toprak kayıpları yaşamadıkça ve kendi hilafet projesini El Kaide’den daha iyi pazarladıkça, üstünlüğü şimdilik elinde tutacak gibi görünüyor.

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun

  • Güncellenmiş ve ödüllü Lobicilik Yazı Dizisi
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Özel etkinlikler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Haftalık lobicilik bülteni
Bu bölümlerde bulundu: syrian civil war, syria, jihadists, jihadist movement, jabhat al-nusra, al-qaeda

Aymenn Jawad Al-Tamimi, Oxford Üniversitesi Brasenose Koleji’nde öğrencidir. Middle East Forum’un Shillman-Ginsburg programında yer alan Tamimi’nin başlıca ilgi alanı, Irak ve Suriye’deki militan gruplar.

x

The website uses cookies and similar technologies to track browsing behavior for adapting the website to the user, for delivering our services, for market research, and for advertising. Detailed information, including the right to withdraw consent, can be found in our Privacy Policy. To view our Privacy Policy in full, click here. By using our site, you agree to these terms.

Accept