Müdahale Taraftarlarının Tehlikeli Kolaycılığı

Suriye'ye askeri müdahale savı iyi niyetli olabilir, ancak doğru amaçlara ulaşabilir mi?

al-monitor .

İşlenmiş konular

nato

May 19, 2013

Suriye lideri Beşar Esad'ın kimyasal silah konusunda ABD Başkanı Barack Obama'nın belirlediği "kırmızı çizgiyi" aştığı ve İsrail'in Suriye’ye hava saldırısı düzenlediği haberleriyle birlikte, müdahale yanlısı söylem, Washington ve ötesinde bir kez daha gündeme yerleşti.

Sesi gür çıkan müdahale yanlısı kalabalık, basmakalıp iddialar öne sürüyor: "ABD'nin itibarı tehlikede.", "Uçuşa yasak bölge uygulansın.", "Ilımlı isyancıları silahlandırın.", "İnsani koridor oluşturun.", "Kimyasal silahların kullanımını durdurun." ve benzeri.

Bu seslerin çoğu, Suriye'deki katliamların hiçbir gerekçesi olamayacağına inanan karar verme süreçleri dışındaki etkili düşünürler ve saha tecrübesi olan kişilere ait. Diğer bir grup ise ABD'nin stratejik çıkarlarının tehlikede olduğunu savunuyor. Bu iddiaların genelde iyi niyetli olması, ABD ve NATO'nun Suriye'ye müdahale etmesi gerektiği anlamına gelmez. ABD ve NATO'nun Suriye'deki dengeyi değiştirebilme kabiliyeti tartışılmaz olsa da bu hiç de kolay bir iş değil ki şiddeti sonlandırabileceklerinden bahsetmediğimin özellikle altını çizeyim.

Önemli olan nokta işte burası: Bu kolay bir iş değil. Yine de müdahale yanlısı kalabalığın ağır topları, üzerinde kolayca kalem oynattıkları bu çetrefilli durumun gereklerini de olduğundan basit göstermeye devam ediyorlar. İki konu kritik öneme sahip: askeri gereklilikler ve Doğu Akdeniz'in muazzam karmaşık sosyal, kültürel ve siyasi yapısını anlamak.

Bu konular üzerine yazı yazmasınlar demiyorum. Bu kişilerin pek çoğu bu konulardan birini ya da ötekini derinlemesine bilir, gerçi aralarında her ikisini de bilmeyeneler yok değil. Bu gerçek net bir şekilde ortaya konmalı ve bu kişiler ancak ileri derece uzman oldukları alanlara odaklanmalıdır. Fikirlerinin dinleniyor olması da zaten bu uzmanlıkları ve etkinlikleri sayesindedir. Bununla şunu kast ediyorum: İnsanlar tam olarak kavrayamadıkları askeri operasyonların ve stratejilerin savunuculuğunu yapmasalar belki daha iyi eder.

 

Uçuşa Yasak Bölge Merakı

Örneğin, uçuşa yasak bölge argümanı oldukça tanıdık: Esad'ın hava gücünden sivillere yönelen tehdit ortadan kalkar, böylelikle dost komşu ülkelerin tedarik edebileceği insani koridorlar ve güvenli bölgeler oluşturma imkânı doğar. Bu, müdahale yanlıları tarafından en çok savunulan askeri operasyondur. Bunun başlıca sebebi, ABD ve müttefiklerinin daha önce Libya, Irak, Kosova ve Bosna'da buna benzer uçuşa yasak bölgeleri başarıyla uygulamış olmasıdır. Diğer bir sebep ise güya uçuşa yasak bölge sayesinde yabancı savaş alanlarına büyük miktarda asker gönderme gereğinin kalmamasıdır. Zira Irak ve Afganistan savaşlarının yol açtığı usançtan sonra kimsenin büyük askeri birliklerin gönderilmesini savunmaya gönlü yok.

Bu görüşe göre, ABD ve müttefikleri aslında öylesine rakipsiz bir hava gücüne sahip ki bu, Suriye'nin korkulan hava savunma sistemini kolayca yok ederek sivilleri koruyabilecekleri anlamına geliyor. Pek çok kişi, İsrail'in Suriye'ye karşı gerçekleştirdiği son hava saldırılarının- ki bunlarda İsrail hiç zayiat vermedi- kendi savlarını haklı gösterdiğini düşünüyor. Lakin hiç kimse İsrail'in Suriye'ye müdahalesinin potansiyel sonuçlarından bahsetmiyor. Bu düşünce tarzı tehlikeli derecede basittir ve net bir hedef olmaksızın sadece operasyonel bir aracın savunulmasından ibarettir.

Blog yazarı Dan Trombly, Abu Muqawama’daki yazısında ABD’nin bir uçuşa yasak bölge uygulamasıyla İsrail'in Suriye'ye düzenlediği hava saldırıları arasındaki farkı mükemmel bir şekilde anlatıyor: "İsrail'in peş peşe baskın düzenleme tarzını kullanarak kalıcı bir uçuşa yasak bölge oluşturamazsınız. Çünkü bu baskınlar, Suriye hava sahasında kalma süresini asgari düzeyde tutmaya ve hava harbinden kaçınmaya dayanır. Uçuşa yasak bölgelerin etkili olması içinse bunun tam tersi gerekir. Düşman uçaklarına hareket imkânı tanımamak için sizin uçaklarınızın, devriye gezdikleri hava sahasında mümkün olduğu kadar çok kalması gerekir. Bu durumda sizin uçağınız, düşman uçaksavar ateşine karşı açık hale gelir. Bu nedenledir ki ‘düşman hava savunmasının bastırılması’ diye bilinen düşmana ait entegre hava savunma sisteminin tahrip edilmesi, uçuşa yasak bölgelerin hayati bir ön koşuludur. Böyle bir harekât, başka birçok durumda olduğu gibi, muazzam miktarda uzaktan ateş ve özel savaş uçakları tarafından düzenlenecek daha direkt saldırılar da içerecektir.”

Yani Suriye’de başarılı bir uçuşa yasak bölge oluşturmak, yabancı bir toprak üzerinde kapsamlı ve sürekli hava operasyonları gerektirecek. Gerçekten de bu, daha önce defalarca başarıyla gerçekleştirildi. Lakin daha dikkatli bakalım. Tüm bu operasyonların farklı amaç ve hedefleri vardı. Irak üzerinde 1990'larda icra edilen Kuzeyden Keşif Harekâtı ve Güneyden Keşif Harekâtı, aktif bir çatışmanın olmadığı durağan bölgelerle sınırlıydı. Buna rağmen sonuçta, Güneyden Keşif Harekâtında,  uçuşa yasak bölgenin yakınına yığılan Irak güçlerini caydırmak için ABD birliklerinin içeriye girmesi gerekti. Kosova'daki operasyon ise hava sahasının tümden kontrol altında tutulmasını gerektiren sürekli bir bombardıman şeklindeydi. Bosna'daki durum da böyleydi ve uçuşa yasak bölge, BM barış gücüne sağlanan hava desteği ve NATO barış gücünün konuşlanmasıyla birleşmişti. En son Libya örneği de çok daha karmaşık olan Suriye örneğinde yaşanacak problemlere ışık tutuyor.

Suriye için uçuşa yasak bölgeyi savunanlar, iddialarını insani krize ilişkin bir çıkış yolu olarak şekillendirme eğilimindeler. Dolayısıyla, Suriye'deki iç savaş devam ettiği sürece, uçuşa yasak bölgenin de masum insanları korumak için sürmesi gerekecek. Yani bu durum, Irak'taki uçuşa yasak bölgenin süresini hatırlatan ucu açık bir müdahaleye benziyor. Irak'taki süreç, ABD'nin kaçınılmaz olarak Saddam Hüseyin’i devirme kararıyla sonuçlanmıştı. Oysaki Suriye üzerinde süresiz bir uçuşa yasak bölge uygulamak tam olarak gerçekçi bir seçenek sayılmaz. Öncelikle sorulması gereken soru şudur: Nihai amaç ne? İnsani müdahale ile rejim değiştirme arasındaki farkın karanlık yüzü işte burada görünmeye başlıyor.

Uçuşa yasak bölgenin temel amacı, düşman uçaklarını belirli bir alanda uçmaktan alıkoymaktır. Bu sınırlı tanıma bağlı kalınacaksa durum karadaki çatışmanın devam etmesi, ancak Suriye rejiminin hava gücünden yararlanamaması anlamına gelecek. Müdahale yanlılarının gerçekte savunduğu sadece uçuşa yasak bölge değil. Müdahale yanlıları aslında, Libya’da NATO’ya verilen görev gibi sivillerin korunması ve nihai amaç olarak akan kanın durması için ABD'nin Suriye muhalefetinin hava kuvveti olarak hareket edip Esad rejimini devirmeye yardım etmesini savunuyor.

Bu kaçınılmaz olarak şu anlama geliyor: Hava sahası sürekli kontrol edilmeli ki havadan engelleme mümkün olsun. Yani güvenli bölgeleri tehdit eden düşman güçleri, silahlar ve ikmal malzemeleri hedef alınabilsin. Ayrıca, karadaki isyancı unsurlara yakın hava koruması da gerekecek ki bu da dost kuvvetlere yaklaşan düşman hedeflere hava saldırısı düzenlemek anlamına gelecek. Bu, aynı zamanda, sahada yabancı danışmanların bulunması, yani “postalların karaya basması” anlamına gelecek. Danışmanlar, hem isyancılara yardım etmek, hem de özellikle sivil zayiat riskinin yüksek olduğu kentsel alanlardaki hassas hava saldırılarının eşgüdümü için gerekli olacak. Eşgüdüm ortak çaba demektir. Oysa Libya’daki durumun aksine Suriye'deki muhalif güçler, siyaseten ve eylemsel anlamda bütünlük içinde değil ki bu da sık sık göz ardı edilen önemli bir nokta.

Bütünlüğün olmayışı, Suriye muhalefetinin hareketleri üzerinde "2K" olarak bilinen komuta ve kontrolün olmaması sonucunu doğuruyor. Bu nedenle isyancılar, başka bölgelerdeki isyancıların hareketlerinden bihaber, çelişen hedefler uğruna gayret sarf ediyor.

Bunun yanı sıra, muhalefet siyasi ve eylemsel anlamda tekvücut olarak hareket etmediği için uçuşa yasak bölgenin gerçekte kimi koruyacağı da bir soru işareti. ABD ve müttefikleri uçuşa yasak bölge uygulayarak sadece sivil nüfus merkezlerini korumakla kalmayacak, Libya'da olduğu gibi çeşitli muhalif grupların ilerleyişine de havadan koruma sağlamış olacak. Bu grupların içinde terörist olarak mimlenen örgütler var. Bunların en göze çarpanı, askeri anlamda en yeteneklisi olduğu söylenen El Kaide bağlantılı Nusra Cephesi. Bu gruplar da bizzat sivillere zulmediyor ve hamisi olarak görülenleri de böylece suç ortağı haline getiriyor. Bu gruplar, kendi aralarında bile savaşıyor.

Son olarak, uçuşa yasak bölge yanlısı görüş, muhalefetin ve uluslararası toplumun Suriye'de karşılaştığı bir dizi sorunu göz ardı ediyor. Uçuşa yasak bölge, ucu açık bir zaman dilimi için büyük miktarda kaynak aktarımını gerektiren bir araç ya da sadece bir yoldur. Bu yöntem, kimyasal silah tesislerini güvence altına almıyor. Zira bunun için çok sayıda kara birliği gerekir. Bu yöntem, Suriye’deki gruplar arasındaki farkları da göz ardı ediyor ve dolayısıyla Esad rejiminin kesinkes yenilmesini sağlamıyor. Bunun da ötesinde bu yöntem, Suriye'nin savaş sonrası karşı karşıya kalacağı bir dizi ciddi soruna da çare olmuyor. Bu sorunların arasında muhtemelen savaş ağaları, yaygın suç oranı, etnik temizlik, etkin yönetim eksikliği, hukuk devletinin yeniden tesisi ve uzlaşma ihtiyacı olacak.

Bahsi geçen operasyonlardan bazıları, savaş sonrası yaşanan benzer sorunları hafifletmek için uluslararası barış gücünün konuşlandırılmasını gerektiriyor. Yeni Libya hükümetinin şu an yaşadığı sınır sorunları, milis şiddeti, silahların yaygınlaşması ve genel güvenlik eksikliği göz önüne alınırsa, onların da uluslararası bir gücün varlığına ihtiyaç duydukları görülür. (Libyalılar karada Batı varlığını tercih etmemişti).

 

Muhalefetin Silahlandırılması

Uçuşa yasak bölgeye mesafeli olan müdahale yanlıları ise bunun yerine ılımlı isyancıların silahlandırılması için bastırıyor. Lakin burada göz ardı edilen nokta, silahlar bir defa verildikten sonra nereye gittikleri, kimler tarafından kimlere karşı kullanıldıklarına ilişkin kontrolün anında yok olmasıdır. Silahların, muhalefetin Cihatçı ya da aşırı unsurlarına gitmeyeceğinin veya sivillere karşı kullanılmayacağının garantisi yok. Silah vermek sadakat satın almak anlamına da gelmiyor. Verilen silahlar neticede sadece iç savaşı uzatmaya yarayabilir. Burada sorulmayan bir soru da şu: Silahlandırma taraftarları tam olarak ne türden silah sağlansın istiyor? Ağır silahlar mı, taşınabilir hava savunma sistemleri mi, yoksa sadece küçük silahlar mı? Ortalıkta dolaşan silahlar ilerleyen zaman içinde olumsuz sonuçlar doğurabilir ki birçoğu Mali gibi başka çatışma bölgelerine ulaşıyor.

Uçuşa yasak bölge, isyancıların silahlandırılması ve öne sürülen benzeri seçeneklerin ortak noktası hepsinin "sınırlı" askeri operasyonlar olarak değerlendirilmesidir. Ancak, sırf "sınırlı" olmaları bunların doğru seçenekler olduğunu göstermez.  Kararlar sadece maddi ve insani maliyete göre alınamaz; kararların aynı zamanda iyi belirlenmiş hedefleri olmalı. Aksi halde, görevi amacından saptıran kaygan bir zemin oluşur.

 

Çetrefilli Meseleler

Bütün bunlar olurken, Esad'ın iktidarda kalmasında menfaati olanların da hiçbir şey yapmadan oturmasını beklemeyin. Zaten hiçbiri şu anda oturmuyor. Suriye bölgesel ölçekte bir gölge savaşının oyun sahası haline gelmiş durumda. Bölgesel güçler ve müttefikleri, tarihsel önemde bir Arap ülkesi üzerinde stratejik ve ideolojik nüfuz kazanmak için Suriye iç savaşını bir fırsat olarak kullanıyor. Hizbullah militanları ile İran'ın Kudüs ve Devrim Muhafızları birliklerinin Suriye’deki varlığı, Körfez ülkelerinden akan para ve silahlar, bu gölge savaşının birer örnekleridir. Dış etki, içteki mezhepsel, etnik ve ideolojik gerginlikleri körüklerken devrim öncesinde var olmayan ayrışmalar da ortaya çıkıyor.

Bunun ötesinde, dış güçlerin kendilerini bir iç savaşa sokmalarının ikincil ve üçüncül sonuçları nedir? Süren bir iç savaşta taraf tutmanın başlı başına sonuçları vardır. Lübnan iç savaşı, tarafsız görülmeyen yabancı oyuncuların başına nelerin gelebileceğine dair yerinde, ama sıkça unutulan bir örnektir. İsrail'in taşeronları ve Güney Lübnan'ın neredeyse 20 yıl boyunca işgal edilmesi durumu daha da beter hale getirdi ve nihayetinde Hizbullah'ı doğuşuna yol açtı. Batı müdahalesi, ABD Büyükelçiliği'ne düzenlenen bombalı saldırıya, Fransız ve ABD askeri tesislerinde eş zamanlı patlayan bombalara ve kaçırmalara yol açtı.

 

Kapsamlı ve Gerçekçi Savlar

Yukarıda özetlediğim çetrefilli meseleler, müdahale yanlısı cenahta sıkça görmezden geliniyor. Onların basit reçeteleri asla kapsamlı değil, zor soruları atladıkları için de gerçekçi strateji sayılamaz. Suriye sorununda amacı, yöntemi ve araçları uyumlu, iyi düşünülmüş ve sürekliliği olan bir sürecin nasıl uygulanacağı henüz yeterince irdelenmedi. Ancak bu yapıldığında bu tür seçeneklerin Suriye'ye olumlu bir katkı yapıp yapmayacağı tartışılabilir. Eyleme geçmek ille de Suriye ve bölgedeki tüm problemlerin düzeltileceği anlamına gelmez.

Hem karar vericiler hem de ortalama vatandaş tarafından sözü dinlenen tanınmış müdahale yanlıları, kaleme aldıkları konular hakkında şeffaf, hatasız ve son derece net olma konusunda bireysel olarak sorumludur. Hele de yazdıkları kamuoyunu, siyasi iradeyi ve insan hayatını etkileyebilme sonucunu taşıyorsa.

Kip Whittington, Washington’da Yakındoğu Güney Asya Stratejik Etüt Merkezi'nde araştırmacı olarak çalışmaktadır. Bu makale yalnızca yazarın görüşlerini yansıtmakta olup Ulusal Savunma Üniversitesi, ABD Savunma Bakanlığı ve ABD Hükümeti'nin görüşlerini temsil etmemektedir.   

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Özel etkinlikler
  • Sadece davet brifingi

More from  Kip Whittington

Recommended Articles

Türkiye-Yunanistan kavgası Rusya’ya kazanım sağlayabilir mi?
Anton Mardasov | Sınır ihtilafları ve ilhak  | Eki 22, 2020
Temsilciler Meclisi Trump’ı Türkiye’ye yaptırıma zorlayan tasarıyı kabul etti
Bryant Harris | NATO ve Orta Doğu | Tem 21, 2020
Erdoğan Kafkasya’da macera mı arıyor?
Fehim Taştekin | Savunma ve güvenlik iş birliği | Tem 17, 2020
Fransa Türkiye için neden kullanışlı bir rakip?
Fehim Taştekin | Libya’daki çatışma | Tem 10, 2020
Libya’nın Suriyeleşmesi senaryosu kime ne diyor?
Fehim Taştekin | Libya’daki çatışma | May 29, 2020

Recent Podcasts

Featured Video