Ana içeriğe atla

Rusya: Orta Doğu’da “danışılan, sözü dinlenen ve korkulan” bir devlet

Rusya bölgede kazandığı nüfuz ve liderlik konumunun Suriye krizi ve Orta Doğu barış sürecindeki artı ve eksilerini tartıyor. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.

Russian President Vladimir Putin (R) meets with Saudi Arabia's King Salman in the Kremlin in Moscow, Russia October 5, 2017. Sputnik/Alexei Nikolsky/Kremlin via REUTERS ATTENTION EDITORS - THIS IMAGE WAS PROVIDED BY A THIRD PARTY. - RC1C4DF4B090
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin Kremlin’de Suudi Arabistan Kralı Selman Bin Abdülaziz’i kabul ederken, 5 Ekim 2017 — Sputnik/Alexei Nikolsky/Kremlin via REUTERS

Maxim Suchkov Rusya’nın Orta Doğu’da kazandığı nüfuzu borsa benzetmesi ile anlatıyor: “Orta Doğu’nun siyasi borsasında Rusya için patlama yaşanıyor. Rusya’nın Suriye ve başka ülkelerde devreye girerek edindiği ‘hisseler’ yükseliyor ve Rusya kendini uzun pozisyonlar almaya hazır hissediyor.”

Suchkov şöyle devam ediyor: “Bu sadece bir algı meselesi olabilir ama Rusya, yıl boyunca Moskova’ya koşan bölgesel devletlerin başvurduğu ilk adres olarak görülüyor. Hepsi olmasa da bu devletlerin çoğu sırf kendi bölgesel, yerel, hatta aşiret düzeyindeki menfaat çatışmalarını çözmek için Moskova’yı yanına çekmeyi umuyor. Yine de Rusya hedefine ulaşmakla yani danışılan, sözü dinlenen ve korkulan bir devlet haline gelmekle övünebilir.”

ABD’nin Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanıma kararı bir zamanlar “Orta Doğu barış süreci” denen süreçte de Rusya’ya yeni imkânlar sunuyor. Dmitry Maryasis bu konuda şöyle yazıyor: “İhtilafın tüm taraflarıyla zaten iyi çalışma ilişkileri içinde olan Moskova’nın Trump’ın kararıyla süreçteki etkinliğini artıracak yeni fırsatlar yakalayacağı yönünde belli bir görüş birliği mevcut. Ancak Moskova’nın barış çabalarına hemen hız vermesi gerekip gerekmediği konusunda uzmanlar ve politika yapıcıları arasında farklı görüşler var. Bazıları mevcut koşulları elverişli görüyor ve Rusya’nın bundan faydalanarak çözüm sürecini kendi yönetiminde canlandırması gerektiğine inanıyor. Bazıları ise Kudüs’le ilgili gelişmeleri yakından izlemek gerektiğini ancak tarafların masaya oturma iradesinin en iyimser ifadeyle asgari düzeyde olduğu düşünülürse harekete geçme konusunda mütevazı olmak gerektiğini düşünüyor.”

Bu arada Moskova ve Riyad ilgili diğer taraflarla birlikte dünya petrol fiyatlarını yüksek tutmak için üretimi kısmayı amaçlayan ve “OPEC Plus” diye bilinen 2016’daki anlaşmayı uzatma konusunda mutabık kaldılar. Nikolay Kozhanov’un da dikkat çektiği gibi petrol ve gaz konulu temaslar, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Suudi Kralı Selman Bin Abdülaziz El Suud’a bölgesel siyasi meseleleri de konuşma imkânı verdi. Ancak petrol fiyatlarının istikrara kavuşması ya da düşmesi halinde Rusya-Suudi iş birliğinin kapsamı sınırlı olabilir.

SUBSCRIBER EXCLUSIVE

Continue reading this exclusive analysis

Original reporting and analysis unavailable elsewhere. Subscribe to AL-MONITOR to read this story and access everything we publish