Ana içeriğe atla

İdlib’de savaş korkusu yeni bir göç dalgasını tetikliyor

Suriye hükümet güçleri ile Rusya eylül başından beri İdlib’deki saldırılarını arttırırken, muhalif grupları yeni bir savaşa hazırlanıyor.
A Syrian woman walks by tents at a camp for the internally displaced, near the town of Kafr Lusin, Idlib province, Syria, Jan. 19, 2021.

HALEP, Suriye — Suriye’de muhalif grupların kontrol ettiği bölgelerde askeri gerilimin eylül başından beri giderek yükselmesi Türkiye ile Rusya arasında tansiyonun arttığına işaret ediyor ve muhalifler İdlib vilayetindeki çatışmaların yeniden başlamasından endişe ediyorlar.

Suriye hükümeti ve müttefiki Rusya, İdlib ve Halep kırsallarındaki muhalefet bölgelerini artan bir şekilde hava ve kara bombardımanlarıyla hedef alıyor. Normalde bombardımanlardan uzak kalan İdlib’in güneyindeki Cebel El Zaviye bölgesi bile saldırılardan nasibini alıyor. Son günlerdeki saldırılar, mülteci kamplarını ve yoğun nüfuslu İdlib kentini, Afrin kırsalını, Halep kırsalındaki Daret İzze bölgesini ve İdlib kırsalında Türk askeri üslerine yakın noktaları hedef aldı. 

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov  9 Eylül’de Moskova’da İsrailli mevkidaşıyla düzenlediği ortak basın toplantısında Türkiye’nin Suriye muhalefetini İdlib’deki terörist gruplardan ayırmayı öngören mutabakatları yerine getirmediğini söyledi. Lavrov’un bu açıklaması, Mart 2020’de sağlanan ateşkesin sona ermesinden endişe duyan Suriye muhalefetinin korkularını arttırdı. 

Rusya’nın artan saldırıları Türkiye ve muhalif grupları harekete geçirdi. 13 Eylül’de bir Türk askeri konvoyunun İdlib’e giriş yapması, Cebel El Zaviye’deki Türk üslerini takviye hamlesi olarak algılandı. Türkiye destekli Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) ve İdlib’e hâkim olan cihatçı örgüt Heyet Tahrir El Şam (HTŞ) ise İdlib cephelerinde hükümet güçlerine yönelik saldırılarını arttırdılar.

Türk askerlerine İdlib-Binniş yolunda düzenlenen bombalı saldırının ardından Türk Savunma Bakanı Hulusi Akar 11 Eylül’de Suriye sınırına giderek bölgedeki komutanlarla toplantılar yaptı. Lavrov’un suçlamalarına yanıt veren Akar, “Rusya Federasyonu ile yaptığımız görüşmeler sonrasında imzalanan mutabakatlar var. Biz bu mutabakatlara uyuyoruz. Sorumluluklarımızı yerine getirdik, getirmeye devam ediyoruz. Muhataplarımızın da bu mutabakatlara, buradaki sorumluluklarına uymalarını bekliyoruz” dedi.

ÖSO’ya bağlı Ulusal Kurtuluş Cephesi’nin İdlib’de bulunan bir askeri yetkilisi Al-Monitor’a yaptığı açıklamada, “Suriye rejimi ve Rus güçleri halkı terörize etmek için meskun bölgeleri hedef alan hava ve kara bombardımanlarıyla kalmadı, İdlib’in güney cephelerinde sızma teşebbüslerini de arttırdılar” dedi.

Kimliğinin saklı kalması kaydıyla konuşan yetkili şöyle devam etti: “Artan bombardımanlar ve sızma girişimleri, rejim ile müttefiklerinin çatışmaları yeniden başlatmak istediği anlamına geliyor. Sızma operasyonları, bölgedeki grupların yerini tespit etmek, askeri güçlerini değerlendirmek amacını taşıyor ve olası bir saldırı öncesinde keşif kapsamına giriyor. ÖSO grupları Türkiye’nin de desteğiyle İdlib’e yönelik ani bir saldırıya hazırlık yapıyor. Ateşkes sona erecek olursa gelişmelere seyirci kalmayacaklar.”

Cebel El Zaviye bölgesinde yaşayan Muhammed İbrahim de  Al-Monitor’a şöyle konuştu: “Rus uçakları İdlib’deki köy ve kasabalara her gün hava saldırıları düzenlerken, rejim güçleri de aynı bölgeleri top ateşine tutuyor. Bunun yanı sıra Rus ve İran keşif uçakları bölgede uçmaya devam ediyor. Tüm bunlar, yaklaşan bir savaşın işaretleri. Ciddi ciddi ailemi İdlib’in kuzeyine, daha güvenli bir bölgeye taşımayı düşünüyorum.”

Silahlı Suriye muhalefetinin yaydığı haberlerde HTŞ’nin Cebel El Zaviye’deki cephelerden silahlarını kısmen çektiği öne sürüldü. Ancak HTŞ medyası bu iddiayı yalanladı, silahların yerinde durduğunu ve savaşçıların hükümet güçlerine yanıt vermeye hazır olduğunu yazdı. 

Ne var ki bu bilgi Cebel El Zaviye’de yaşayan halkı paniğe sevk etti ve yeni bir savaştan korkan pek çok insan bölgeyi terk etti. İdlib’in güneyinde askeri gerilimin artması, sivillerin bölgeden kaçışını son iki haftada önemli ölçüde arttırdı. 

HTŞ medya sorumlusu Takiyiddin El Ömer de Al-Monitor’a yaptığı açıklamada HTŞ’nin ağır silahlarını Cebel El Zaviye’den çektiğine dair tüm  iddiaları yalanladı. Ömer, “Rejim güçleriyle olan çeşitli cephelerde toplarımız, füzelerimiz konuşlu ve bunlar düşman mevzilerine karşı günlük olarak kullanılıyor” dedi.

Muhalefet rejim güçlerinin İdlib’e saldırısının an meselesi olduğunu düşünse de son birkaç günde hükümetin cephe hatlarında sıra dışı bir hareketliliği gözlemlenmedi. Bu bölgelere, kapsamlı saldırı hazırlığı olarak yorumlanabilecek herhangi bir askeri takviye yapılmadı. 

İstanbul merkezli Jusoor Araştırmalar Merkezi’nden Muhammed El Sukari gelişmeleri Al-Monitor’a şöyle değerlendirdi: “Askeri gerilimin yükselmesinin sebeplerinden biri şu: Rusya, ABD’nin kendisiyle koordine etmeden kuzeydoğu Suriye’den çekilmesiyle bağlantılı olarak olası bir ABD-Türkiye yakınlaşmasından endişe duyuyor. Bu nedenle askeri gerilimi yükselterek, bombardımanları arttırarak uyarıda bulunuyor ve Mart 2020’de sağlanan ateşkes başta olmak üzere Soçi mutabakatını sona erdirmekle tehdit ediyor. Türkiye Rusya’nın taleplerine uymazsa mevcut gerilim kapsamlı bir askeri operasyona dönüşebilir. Çatışmaları yeniden başlatmak Rusya için zor değil. Zira Türkiye’nin ılımlı muhalefet ile radikal savaşçıları ayıramaması, Moskova’ya bu yönde gerekçe sunuyor.”

Suriye Cumhurbaşkanı Beşar Esad’ın 13 Eylül’deki Moskova ziyareti de bu bağlamda bazı sorular doğuruyor. En önemlisi, bu ziyaret Türkiye ile Rusya arasında tansiyonu arttırarak kuzeybatı Suriye’deki muhalefet bölgelerinde askeri gerilimin daha da yükselmesine zemin mi hazırlayacak?

More from Khaled al-Khateb

Recommended Articles