Ana içeriğe atla

PKK, silah dolandırıcılığı ve Ukraynalı tutsaklar

Al-Monitor, Ukraynalı silah dolandırıcılarına 1 milyon dolar kaptıran PKK’nın rehin aldığı iki Ukraynalının hikâyesine ışık tutuyor.
Kurdistan Workers Party (PKK) rebels man a security checkpoint on Oct. 28, 2009 near a PKK base in the Qandil mountains, near Rania province, in northern Iraq.

 

KİEV — Ukrayna’nın başkenti Kiev’deki Şevçenko Parkı’nda, koyu güneş gözlüklü, siyah giyimli, uzun boylu bir adam, altın sarısı filtresiyle hemen göze çarpan Sobranie marka sigarasından çekerek kalabalığı süzüyor… Manzara Soğuk Savaş’a ait casus filmlerini andırıyor. Ukraynalı adamın başından geçenler de filmleri aratmayacak cinsten.

Kendisini bir “Robin Hood” olarak tanımlayan 47 yaşındaki Yevgeni Fomenkov, soydaşı Alexander Sanpiter (46) ile birlikte Irak Kürdistanı’nın dağlarında üç buçuk sene PKK’nin tutsağı olarak yaşadı. Aralık 2020’de serbest bırakılan ikili, hayatta kaldığı için şanslı.

Saldırı helikopterleri ve savaş uçaklarıyla destekli Türk özel kuvvetleri 10 Şubat’ta, Irak Kürdistanı’nda PKK’nin üslendiği stratejik bir nokta olan Gare dağlarında büyük çaplı bir operasyon başlattılar. Görüldüğü kadarıyla Türkiye bir taşla iki kuş vurmak istiyordu: Hem PKK’li militanları Gare’den çıkarmak hem de bir mağarada tutulan ve aralarında güvenlik ve istihbarat görevlileri, polis ve erlerin olduğu 12 Türk vatandaşını kurtarmak. Neticede, 12 Türk rehinenin tamamı ve sonradan bir Iraklı Kürt muhbir olduğu belirtilen bir kişinin ölümüyle sonuçlanan kanlı bir fiyasko yaşandı.

Türk hükümeti kurbanların PKK tarafından vurulduğunu söylerken, PKK tutsakların Türk F-16 uçaklarının mağarayı bombalaması sonucu öldüğünü iddia etti. İşte Fomenkov ve Sanpiter de salınmadan önce bir süreliğine bu yeraltı yerleşkesinde tutulmuştu. Konu hakkında açıklama yapmaya yetkilendirilmiş bir PKK militanı Al-Monitor’un sorularını 17 Mart’ta Signal üzerinden yanıtlarken, “Ukraynalıların geçtiğimiz aralıkta Dohuk’taki bir köyün yakınlarında serbest bırakılmadan önce arkadaşlarımız tarafından bu mağarada tutulduğunu teyit edebilirim. Kıl payı kurtuldular” dedi.

PKK militanına göre Türk hükümeti PKK ile müzakereye yanaşsaydı kendi vatandaşları da “bugün hâlâ hayatta olurdu”. Ukrayna hükümeti Fomenkov ve Sanpiter için bu yolu mu izlemişti? Tam olarak değil.

Taşralı iki Ukraynalı nasıl oldu da 1984’ten beri Türk devletine karşı silahlı mücadele yürüten militan bir grubun eline düştü? Al-Monitor iki aylık bir araştırmanın sonucunda silah kaçakçılığının karanlık dünyasında yolsuzluk, hile ve üstüne kötü muhakemeyle şekillenen bir olaylar zincirine ulaştı.

Şaibeli anlaşmalar

Fomenkov ve Sanpiter’in PKK’yle tanışması Oleg Kalaşnikov adında bir Ukraynalının vasıtasıyla oluyor. Ukrayna medyasına göre Kalaşnikov, ülkenin kuzeydoğusundaki Harkov kentinde yasadışı silah ve uyuşturucu ticaretiyle mücadele birimini yöneten eski bir istihbarat yetkilisi. Kalaşnikov’un bir de ortağı var: Rus yanlısı bir partiden yerel siyasete atılan ama başarısız olan bir diğer Ukraynalı Taras Savin.

Bu ikilinin Mayıs 2017’de Kiev’de PKK’liler ile buluştuğu ve PKK için yerel piyasadan Rus yapımı İgla tipi taşınabilir hava savunma sistemleri (MANPAD), dürbünlü tüfekler, gece görüş gözlükleri, termal görüntü ve sinyal bozucu cihazlar gibi silah ve ekipmanların teminini görüştüğü iddia ediliyor. Taraflar anlaşmaya varıyor. Ukraynalılar PKK’den bir milyon dolar avans talep ediyor ve bu ödeme yapılır yapılmaz malzemeleri Irak Kürdistanı’nın Süleymaniye şehrine kargo uçağıyla ulaştırma sözü veriyorlar. PKK kabul ediyor ama sert bir koşul dayatıyor: Malzemeler örgütün eline geçene kadar Ukraynalılar iki kişiyi rehin verecek.

Bunun üzerine Savin, Fomenkov ve Sanpiter ile temasa geçiyor ve onlara Irak’ta kârlı bir petrol sözleşmesinin yapılacağını söylüyor. Kısa zamanda kolay para kazanma vaadi ikiliyi cezbediyor. Savin silahtan hiç bahsetmiyor.

Savin 13 Temmuz 2017’de Fomenkov ve Sanpiter ile birlikte Süleymaniye’ye gidiyor. PKK Savin’in huzurunda bir milyon doları ödüyor. Ödemenin nakit mi yoksa elektronik yoldan mı yapıldığı net değil. PKK yetkilisi bu konuda konuşmak istemedi. Savin, silahların ertesi gün geleceğini söyleyerek ayrılıyor. Ancak silahlar hiçbir zaman gelmiyor.

Bu, pek şaşırtıcı sayılmaz. Zira Kalaşnikov ve Savin’in ABD, Avrupa Birliği ve Birleşmiş Milletler’in terörist örgüt addettiği PKK’ye yasal yollardan, uçakla silah ulaştırabilmesi pek mümkün değildi. PKK dolandırılmıştı.

PKK yetkilisi, anlaşmanın koşullarını ve zaman çizelgesini teyit ederken, Savin ve Kalaşnikov’un isimlerini anmadı ve onlardan sadece “Ukraynalı dolandırıcılar” diye bahsetti. Ayrıca, silahların gelmeyeceği anlaşılınca, Süleymaniye’de bir otelde kalan Fomenkov ve Sanpiter’in PKK tarafından alıkonulduğunu doğruladı.

Savin’in parayı alıp ortadan kaybolmasının ardından Kalaşnikov da PKK’nin telefonlarına yanıt vermiyor. Haftalar geçiyor. Neticede Fomenkov ve Sanpiter biraz daha kuzeyde bulunan Kerkük vilayetindeki bir PKK kampına götürülüyor. İkilinin üç buçuk yıl sürecek badiresi böylece başlamış oluyor.

Olaylara vakıf bir Iraklı Kürt yetkili Al-Monitor’a yaptığı açıklamada “PKK ilk kez böyle oyuna gelmiyor” dedi ancak bu iddiasına ilişkin ayrıntı vermek istemedi.

PKK’nin silah için Ukrayna’ya yönelmesi başlı başına muamma. Zira eski bir Sovyet cumhuriyeti olan bu ülke, bilhassa güvenlik ve savunma alanında Türkiye’yle sıkı diplomatik ve ticari ilişkilere sahip. Türkiye’nin PKK’ye karşı etkili bir şekilde kullandığı yüksek irtifa ve uzun dayanıklılığa sahip Akıncı inansız hava araçlarının motorlarını Ukrayna üretiyor. Ukrayna, Ankara’nın terörle suçladığı Türk vatandaşlarını da Türkiye’ye teslim ediyor. Bunun son örneği ocak ayında yaşanırken, insan hakları örgütleri olayı hukuksuz alıkoyma olarak nitelediler.

Doğu Ukrayna’da hükümet ile Rusya destekli ayrılıkçı güçler arasında 2014’te patlak veren çatışma, ülkede silah kaçakçılığının yaygınlaşmasına neden oldu. Yasadışı silah hareketlerini izleyen Cenevre merkezli Small Arms Survey’de kıdemli araştırmacı ve 2021 Ukrayna raporunun yazarlarından biri olan Matt Schroeder’e göre “Uçakların rotası değiştirilerek yabancı ülkelerdeki silahlı gruplara büyük miktarda yasadışı silah ve mühimmat taşındığı olaylar mevcut. Ancak bu tür sevkiyatlar, insanların düşündüğü kadar yaygın değil.”

Al-Monitor’un sorularını e-posta ile yanıtlayan Schroeder, “MANPAD’lar genelde bir ülkenin silah depolarında en sıkı korunan konvansiyonel silah sistemleridir. İgla tipi MANPAD’ların Ukrayna’dan yurt dışına kaçırıldığına dair hiçbir habere rastlamış değilim” diyor.

Öte yandan, PKK hakkında İngilizce yazılmış en kapsamlı eser olan “Blood and Belief” (“Kan ve İnanç”) kitabının yazarı Aliza Marcus, Irak’ta askeri teçhizatın satıldığı büyük bir karaborsa olduğunu, “PKK’nin kullandıklarından daha gelişkin bazı silahların” bile karaborsada bulunduğuna dikkat çekiyor. PKK’nin Türk ordusuyla girdiği çatışmalarda da silah ele geçirdiğini belirten Marcus, “Dolayısıyla silah bulmak sorun değil. PKK’nin silah alacak parası da var” diyor.

Peki, para nereden geliyor? Marcus “PKK kontrolündeki bölgelerden geçen kaçakçılardan alınan vergiler ve özellikle Türkiye’de PKK’nin faal olduğu bölgelerde ‘bağış’ adı altında işletmelerden toplanan paralara” işaret ediyor. Marcus şöyle devam ediyor: “Türk devletinin PKK’ye Türkiye içinde uyguladığı baskının örgütün para toplama kabiliyetini zayıflattığından kuşkum yok. Ancak PKK’lilerin bana öteden beri anlattığı gibi gerilla savaşı maliyetli bir iş değil. Bir düşünün: PKK’li bir savaşçıya sadece üniforma ve silah veriyorsunuz. Bu kadar. Maaş yok.”

‘Heval Jiyan’

Fomenkov basına ilk açıklamasını 3 Mart’ta Şevçenko Parkı’ndaki Bubble Cafe’de Al-Monitor’a yaptı. Mülakat için ikna çabalarımız bir aydan fazla sürdü. Kahvesini yudumlarken eli titreyen ve yüzü seğiren Fomenkov, “Irak’ta dürüst bir iş yapacağımızı sanıyorduk. O üçkâğıtçıların planlarından hiç haberimiz yoktu” diye konuştu. Tutsaklık hayatı nasıl geçmişti? PKK’lilerden kötü muamele görmüş müydü? Rusça çevirmen aracılığıyla görüştüğümüz Fomenkov, bu soruyu “Hayır. Bize hiç vurmadılar” diye cevapladı. Peki, tutuldukları mağaranın Türk ordusu tarafından bombalandığını biliyor muydu? “Hayır”. Mağarada Türk tutsakları veya başka yabancılar görmüş müydü? “Hayır”. Hiç yer değiştirdikleri oldu mu? “Hayır”. Al-Monitor’a konuşan PKK yetkilisi ise Ukraynalı ikilinin “güvenlik önlemi” olarak “Medya Savunma Alanları”nda dağdan dağa dolaştırıldığını söyledi.

Fomenkov görüşme öncesinde başından geçenleri anlatmaya hazır olduğunu söylemişti. Ancak mülakat sırasında ağzına fermuar çektiğini, hükümetin Kalaşnikov ve Savin hakkında soruşturma açtığını, süreç bitene kadar yaşadıklarına dair ayrıntı vermeyeceğini belirtti ve ekledi: “Adalet yerini bulmazsa her şeyi ortaya dökeceğim. Her şeyi. Hayatıma mal olsa da… Anlatacaklarım bomba etkisi yaratır. Hazır mısınız böyle bir şeye?”

Hiç değilse etrafında gördüklerini, yediği yemekleri, zamanını nasıl geçirdiğini anlatamaz mıydı? Fomenkov, “Günışığının girmediği karanlık bir mağarada üç buçuk yıl sizce nasıl geçer?” diye yanıt verdi. PKK yetkilisi ise “Türk İHA’ları ortada görünmediği” zaman Ukraynalıların ara sıra dışarı çıkarıldığını söyledi.

Peki, tutsaklar hiç Kürtçe öğrenmiş miydi? Fomenkov bu soru üzerine Türkiye ve Suriye’deki Kürtlerin konuştuğu Kurmanci leçesinde konuşmaya başlıyor. Türk-Bangladeş kökenli olan bendeniz de yarım yamalak Kurmanci bilgisiyle yanıt verince gerçeküstü bir hava oluşuyor.

Yemeklere gelince Fomenkov, “Kürt yemekleri, bilirsiniz işte” diyor. Yemekler yüzünden sekiz dişinden olduğunu söylüyor ve dudaklarını aralayarak boşlukları gösteriyor. İddiasına göre tutsaklıklarının ilk günlerinde PKK’liler Ukraynalı ikilinin yemeklerine çivi koyuyormuş. Bu iddiayı reddeden PKK militanı, kırılan dişler için “Arkadaşlarımızın gözünden kaçan bulgurdaki taşlar yüzünden olmuştur. Bize de oluyor” dedi.

Fomenkov dişlerinin nasıl kırıldığına açıklama getirmezken PKK’lilere sempati beslediğini açığa vuruyor: “Onlar da benim gibi adalet için mücadele eden, gururlu insanlar. Ben de savunmasız insanlara, şiddet gören kadınlara yardım ederim.” Kadın-erkek eşitliğini savunan mahpus PKK lideri Abdullah Öcalan’ın çözmesi oldukça zor metinlerini okuduğunu söyleyen Fomenkov, “Çok bilge kitaplar yazmış. Ben de bilgilendim” diyor.

PKK’nin kendisine bir kod adı verip vermediğini sorduğumuzda Fomenkov’un yüzü ilk kez aydınlanıyor. “Evet. Hevaller bana ‘Jiyan’ diyordu. ‘Hayat’ anlamına geliyor” diyor. “Heval” kelimesi ise Kürtçede “yoldaş” anlamına geliyor. Sanpiter’e ise fazla yaratıcılık gerektiremeyen bir kod adı verilmiş: Kendi isminin yerel versiyonu İskender.

Fomenkov, “Size şimdilik sadece şunu söyleyebilirim: Dağdaki tecrübem ilk aşkım gibiydi, unutması imkânsız.”

Al-Monitor Sanpiter’den de defalarca mülakat talebinde bulundu ancak olumlu yanıt alamadı.

Olaylar kamuoyuna yansıyor

Ukraynalı ikilinin başına ne geldiğini bir buçuk yıl boyunca birkaç kişi hariç kimse bilmiyor. Ağustos 2017’de Sanpiter’e Bağdat’taki Ukrayna Büyükelçiliği’ni arama izni veriliyor. Bu, cep telefonuna el koyulmadan önce yaptığı son görüşmelerden biri. Harkov’da yaşayan eşi Tatiana ile de birkaç kez görüşen Sanpiter, Fomenkov ile birlikte kimliği belirsiz silahlı bir grup tarafından alıkonulduklarını, hükümetin kendilerini kurtarması gerektiğini söylüyor. Eşinden boşanmış olan ve tek kızıyla arası açık olan Fomenkov’un arayabileceği kimse yok.

İkilinin başına gelenlerin kamuoyuna yansıması ancak 29 Ocak 2019’da Donbass bölgesinde Ruslara karşı savaşta yıllardır gönüllü olan Evgeni Şevçenko’nun censor.net haber sitesinde yazdığı blog sayesinde oluyor. Bir “güvenlik şirketi” sahibi olan Şevçenko, 2018’de Süleymaniye’ye yaptığı gezi sırasında Kürt tanıdıklarından Ukraynalı ikiliden haberdar oluyor. Ukrayna’ya dönünce eski milletvekili Semyen Semençenko ile birlikte “dış istihbarat servisi” ile temasa geçerek yardım istiyor. (Sonradan ortaya çıktığı üzere tutsakların yemeklerine çivi konulduğu iddiası da ilk Şevçenko’dan çıkıyor.)

Bu arada, kocasının başına gelenlerden haberdar olan Sanpiter’in eşi çoktandır Harkov’daki resmi makamlara şikâyette bulunmuş durumda.

Şevçenko yazısında şunları anlatıyor: “Olayı araştırmak üzere Ulusal Polis, Ukrayna Güvenlik Servisi, Savunma Bakanlığı, Dış İstihbarat Servisi ve Dışişleri Bakanlığı ortak bir grup kurdular. Kalaşnikov masum olduğunu iddia etti. Neticede araştırma grubu basit bir sonuca vardı: Bu tezgâhta ne Kalaşnikov ne de başka biri yer almış. Para, Ukrayna’ya gelen Kürtler tarafından gasp edilmiş. Çünkü bu kişiler, silahların asıl alıcısı değil, aracıymış. Ne hikmetse Ukraynalı rehinelerin akıbetiyle kimse ilgilenmiyor.”

Kalaşnikov’un sorgulandıktan sonra Sanpiter’in ailesini tehdit ettiğini, Tatiana’ya “çocuklarını koruyamayacağını” söylediği iddia ediliyor.

Bu arada, Şevçenko da Ukrayna medyası da PKK’nin adını zikretmiyor.

Al-Monitor’un 16 Mart’ta WhatsApp üzerinden görüntülü görüştüğü Şevçenko, Ukraynalıların PKK tarafından tutulduğunu baştan beri bildiğini kabul etti. COVID-19’a yakalanan ve yoğun bir şekilde öksüren Şevçenko, Süleymaniye’ye, kuzeydoğu Suriye’deki petrol sahalarını korumak üzere ABD önderliğindeki koalisyonla iş bağlama umuduyla gittiğini belirtti. Söz konusu petrol sahaları, PKK ile yakın bağları olan Kürt önderliğindeki Suriye Demokratik Güçleri’nin kontrol ettiği bölgelerde bulunuyor.

Wagner Grubu’na bağlı Rus paralı askerlerinin Şubat 2018’de bölgeye düzenlediği saldırı, koalisyon güçleri tarafından başarıyla püskürtülmüştü. Suriyeli Kürtler, köhnemiş altyapıyı yenilemek ve petrol üretimini artırmak için Batılı ortaklar arıyordu. İdeal koşullarda bu ortaklar güvenliği de sağlayacaktı. Amerikalı-İsrailli girişimci Moti Kahana da bu tip bir anlaşma için kulis yapıyordu. Al-Monitor’un edindiği bilgiye göre Kahana, Ocak 2019’da Washington’a giden Suriyeli Kürt yetkilileri, tartışmalı bir isim olan Blackwater güvenlik şirketinin eski CEO’su Erik Prince ile tanıştırdı. Suriye Demokratik Konseyi Eş Başkanı İlham Ahmed, Al-Monitor’a WhatsApp üzerinden yaptığı açıklamada Prince ile Washington’daki Marriott Oteli’nde görüştüğünü doğruladı ancak “Herhangi bir anlaşma yapılmadı” dedi. Şevçenko da Süleymaniye’den eli boş döndüğünü söyledi.

Müzakereler

PKK 5 Haziran 2018’de Fomenkov ve Sanpiter’in iki ayrı videosunu çekti ve bu kayıtlar Sanpiter’in eşine ulaştı. Videoların birinde Sanpiter Savin’e sesleniyor: “Beni alıp götürdün ve para için değiş tokuş ettin. Şimdi de ailemi tehdit ediyormuşsun. Çok geçmeden mutlaka geri döneceğim. Ailemin kılına zarar gelirse (…) seni çok fena pişman ederim.”

Diğer kayıtta ise Fomenkov şöyle diyor: “Ben Evgeni Fomenkov ve hâlâ hayattayım. Görünen o ki para bulunana kadar burada kalacağım.”

Bu arada PKK, paranın geri gelmeyeceğini kabullenmeye başlıyor. PKK yetkilisi, “Bu adamların masum olduğunu ve dolandırıcılar tarafından kullanıldığını, paranın da bir daha geri gelmeyeceğini anladık. Dolayısıyla Ukrayna makamlarına ‘Vatandaşlarınızın serbest kalmasını istiyorsanız öncelikle o sahtekârları yargılayıp hapse atın’ dedik. Adalet talep ettik” şeklinde konuştu.

PKK ile Ukrayna yönetimi arasında direkt bir temas olmamış. Mesaj, tutsakların görüntülerinin çekilmesinden dört ay sonra “Sipan” adıyla bilinen Suriyeli bir PKK’li tarafından iletiliyor. Sipan 11 Ekim’de Süleymaniye’de Grand Millennium Oteli’nin çatışındaki dönen restoranda Şevçenko ile buluşuyor.

Şevçenko, görüşmede Ferhad Ali Şakir adında ikinci bir Suriyeli Kürt’ün bulunduğunu, işadamı ve aynı zamanda Ukrayna vatandaşı olan bu kişinin kendisini Ukrayna’nın Erbil’deki fahri konsolosu olarak tanıttığını anlattı. Üst düzey bir Iraklı Kürt yetkili ise Şakir’in Kürdistan Bölgesel Yönetimi (KBY) tarafından konsolos olarak tanınmadığını belirterek “Bağdat’taki Ukrayna Büyükelçiliği’ne bu konuda bilgi verdik. Şahıs Iraklı değil Suriyeli ve PKK’ye yakın biri” dedi.

K0nuya vakıf kaynaklara göre Ukrayna istihbaratı, Irak Kürdistanı’nda iki ana iktidar partisinden biri olan Kürdistan Demokratik Partisi’nden (KDP) yardım istedi ancak Türk rehinelerin bırakılmasını sağlayamamış olan KDP olaya dâhil olmak istemedi. KBY yetkilileri konu hakkında yorum yapmaktan kaçındılar.

Şakir’in örgüte "yakın" olduğu iddiası bir kenara PKK’ye ulaşabiliyor oluşu işe yarıyor. Arabuluculuğa soyunan Şakir, Al-Monitor’a WhatsApp üzerinden yaptığı açıklamada “Fomenkov ve Sanpiter’in serbest bırakılmasını ben sağladım” dedi. PKK yetkilisi ve Şevçenko da Şakir’in etkili olduğunu doğruladılar.

Müzakerelerin detayları sorulduğunda Şakir “Ukrayna istihbaratından izin almam lazım” dedi. Kendisine bir daha ulaştığımızda ise kuzeydoğu Suriye’de İslam Devleti militanlarının yakınlarının tutulduğu iki kamptan biri olan El Roj kampından dokuz Ukrayna uyruklu kadın ve çocuğun ülkelerine dönüşünü nasıl sağladığını anlatmayı teklif etti. Görünen o ki “izin” çıkmamıştı. Şakir daha sonra hastanede olduğunu söyledi ve mesajlarımıza yanıt vermeyi kesti.

Özgürlüğe kavuşma

Ukrayna’da tanınmış bir komedyen olan ve yolsuzlukla mücadele vaatleriyle 2019’da cumhurbaşkanı seçilen Volodimir Zelenski’nin makamından 9 Aralık 2020’de yapılan açıklamada “Irak’ta 2017’de alıkonulan iki vatandaşın Ukrayna’ya döndüğü” duyuruldu. Açıklamaya göre bu netice, “Ukrayna Cumhurbaşkanlığı, Dışişleri Bakanlığı ve diğer hükümet birimlerinin ortak çalışması” ile sağlandı. Şakir veya PKK’den bahsedilmedi.

PKK yetkilisi, Fomenkov ve Sanpiter’in Gare’deki mağaradan Türkiye sınırının 30 kilometre güneyinde bulunan Deralog bölgesine götürüldüğünü ve kendilerini burada Şakir’in karşıladığını aktardı. Daha sonra Süleymaniye’ye götürülen ikili, kendilerini teslim almak için gelen Ukraynalı güvenlik görevlilerinin eşliğinde İstanbul uçağına biniyor ve İstanbul’da 12 saat kaldıktan sonra Kiev’e uçuyor.

PKK yetkilisi “Ukrayna makamlarından bu dolandırıcılığın faillerini tutuklayıp cezalandırmasını hâlâ bekliyoruz” dedi.

Al-Monitor, Kalaşnikov ve Savin hakkında Fomenkov’un öne sürüdüğü gibi soruşturma olup olmadığını, Fomenkov ve Sanpiter’in hangi koşullarda serbest bırakıldığını Ukrayna Cumhurbaşkanlığı’na da sordu. Cumhurbaşkanlığı bizi Washington’daki Ukrayna Büyükelçiliği’ne yönlendirdi. Elçilik ise sorularımızı yanıtsız bıraktı. Ukrayna basınındaki haberlere göre Savin ve Kalaşnikov halen serbest.

Şevçenko, Kalaşnikov ve Savin hakkında devam eden bir soruşturmadan haberdar olmadığını, iki adamın nerede olduklarını da bilmediğini söyledi.

24 Mart’ta Ukrayna ulusal istihbarat kurumu SBU, Şevçenko ile arkadaşı eski vekil Semençenko’nun “yasadışı silah satışı” ve 150 kişiden oluşan “yasadışı özel ordu” kurma şüphesiyle tutuklandığını, zanlılar ile “Orta Doğu’daki çeşitli örgütlerin temsilcileri arasında sözleşmeler olduğuna dair deliller bulunduğunu” duyurdu. Suçlamaları reddeden Şevçenko ve Semençenko, “Rusya yanlısı” odakların kendilerine kumpas kurduğunu iddia ediyor.

Fomenkov ise 13 Mart’tan beri çevrimdışı.

More from Amberin Zaman

Recommended Articles