ABD’nin İran Kudüs Gücü Komutanı Tümgeneral Kasım Süleymani’yi Bağdat’ta hava saldırısıyla öldürmesi, Orta Doğu’yu yüksek gerilimli yeni bir safhaya taşıdı. İranlı yetkililer ABD’den “ağır bir intikam” alınacağından söz ederken, ABD Başkanı Donald Trump da “bazısı çok üst seviyede, İran ve İran kültürü için önem taşıyan” 52 hedefi vurma tehdidinde bulundu.
ABD’nin saldırısında Süleymani’nin yanı sıra Haşdi Şabi olarak da bilinen Irak Halk Seferberlik Birlikleri’nin iki numarası Ebu Mehdi El Mühendis de öldürüldü. Saldırı Irak’ta yaygın bir şekilde ülkenin egemenliğinin ihlali ve Bağdat’la Washington arasındaki güvenlik anlaşmalarının çiğnenmesi olarak görüldü. Nitekim Irak Parlamentosu 5 Ocak’ta ülkedeki Amerikan güçlerinin gönderilmesi yönünde karar aldı.
Uluslararası kamuoyu ağırlıkla İran’ın ne zaman ve nasıl misillemede bulunacağına, krizin Irak’ı nasıl etkileyeceğine odaklanırken Süleymani’nin öldürülmesi bölgenin bir diğer sıcak noktası olan Suriye’de de ciddi sonuçlar doğurabilir. Süleymani, İran’ın Suriye Cumhurbaşkanı Beşar Esad’ı iktidarda tutma ve ardından hem Suriye hem Irak’ta İslam Devleti (İD) ile savaşma stratejisinin beyni olarak biliniyordu. İran Dini Lideri Ayetullah Ali Hamaney’e İD’in Irak ve Suriye’deki hâkimiyetinin resmen sona erdiği Kasım 2017’de Süleymani imzalı mektupla bildirildi. Suriye ordusuna isyancı ve terörist gruplara karşı verilen destekte Süleymani’nin ayrıca Irak, Suriye, Lübnan ve hatta Afganistan ve Pakistan’dan Şii savaşçıların örgütlenmesi ve koordine edilmesinden bizzat sorumlu olduğuna inanılıyordu.
Bu bağlamda Süleymani’nin ölümünün İran’ın Suriye politikasında sıkıntılar yaratacağı düşünülebilir. Süleymani gibi zeki bir stratejist ve karizmatik bir saha komutanının yokluğu mutlaka hissedilecek ancak İran’ın Suriye’deki genel nüfuzunun azalması pek olası değil.
AL-MONITOR All-Access gives you unlimited access to all our journalism, the full Daily Briefing, exclusive interviews, premium newsletters, and live events — for less than $2/week.