Suriye’de mart 2011’de başlayan iç savaşta aralarında sivillerin de bulunduğu, en az 500 bin insan hayatını kaybetti. Bu süreçte nüfusu 20 milyon olan Suriye’de 13,5 milyon insan yardıma muhtaç hale geldi. 6,3 milyon insan yerinden edilirken 4,9 milyon insan kurtuluşu komşu ülkelere sığınmakta buldu. Türkiye, Suriye krizi mağdurları için “açık kapı politikası” uyguladı, Başbakanlık Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) koordinasyonunda savaştan kaçan Suriyeli sığınmacılara “geçici koruma” statüsü sağladı, çeşitli yardımlarla destek verdi, uluslararası yardımları koordine etti.
Ocak 2019 itibarıyla 3 milyon 644 bini bulan Suriyeli sığınmacılar konusunda Budapeşte Süreci 6. Bakanlar Konferansı açılış yemeğindeki konuşmasında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Sığınmacılar için kendi milli imkânlarımızla harcadığımız rakam, BM kriterlerine göre şu an itibarıyla 37 milyar doları aştı” dedi.
Erdoğan’ın telaffuz ettiği 37 milyar dolarlık harcama hesabının nasıl yapıldığı bilinmemekte, başta bütçe ve yıllık programlarda da bu tutara yaklaşan bir veriye rastlanmıyor. Muhalefet partileri, Suriyeli sığınmacılar için yapıldığı ifade edilen yardımların abartılı olduğunu, sığınmacıların önemli bir kısmının yaşamını ucuz işgücü olarak kendilerinin kazandığını ifade ediyorlar. Gerçek ne? Yardımsa ne kadar? Suriyelilerin yaşamlarını çalışarak idame ettirmeleri ne oranda, nereye kadar?
2011 yılında Suriye’de başlayan iç savaş sonucu meydana gelen göçmen krizi süresince Türkiye’deki sayıları 3,7 milyona yaklaşan Suriyeli sığınmacıya “geçici koruma” statüsü ile eğitim, sağlık, sosyal yardım ve koruma ile işgücü piyasasına erişim hakkı sağlandı. Bu nüfusa harcanan kaynakların ne kadarının Türkiye’nin bütçesinden, ne kadarının dış yardım fonlarının kanalize edilmesinden oluştuğu ise net değildir.
AL-MONITOR All-Access gives you unlimited access to all our journalism, the full Daily Briefing, exclusive interviews, premium newsletters, and live events — for less than $2/week.