Ana içeriğe atla

Yanlış yerde doğanlar: İslam Devleti’nin Avrupalı çocukları

İslam Devleti’ne katılan Avrupalı kadın ve çocukların yakınları ve akrabaları hükümetlerine çocukların ülkelerine geri getirilmeleri için çağrı yapıyorlar. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.
RTS1ARQN.jpg

AMSTERDAM — Geçmişte herkesten hayatta torun sahibi olmaktan daha güzel bir şey olmadığını dinleyen Hüseyin şimdi yolda torunlarıyla birlikte yürüyen dedeleri görünce kendi torunlarını hatırlayıp üzülüyor. Hüseyin’in torunları Irak ve Suriye’nin eskiden İslam Devleti’nin kontrolünde olan topraklarda dünyaya gelen Avrupalı çocuklar arasında.

Fas kökenli Hollanda vatandaşı Hüseyin duygularını Al-Monitor’a şöyle anlatıyor: “Ne yaşıyorlar? Sağlıkları iyi mi? Yiyecek bulabiliyorlar mı? Kafamı sürekli bu sorular meşgul ediyor. Kızım bir terör örgütüne katılacak kadar barbar olabilir ama çocuklarının seçim şansı yoktu. Onlar sadece yanlış yerde doğdular.”

İD destekçilerinin misillemesinden korktuğu için soyadının ve yaşadığı yerin gizli tutulmasını isteyen Hüseyin ailesinin yarısının radikal örgütün pençesinde olduğunu anlatıyor. Kızı Meryem Suriye’de radikalleşen erkek arkadaşına katılmak için 2013’ün başında Hollanda’dan ayrılmış. Annesiyle irtibatını sürdüren Meryem ağustos 2014’te Hüseyin’in eski eşini de aralarına katılmaya ikna etmiş.

Hüseyin’in eski eşi giderken yanında o zaman 14 yaşında olan oğlu İlyas’ı da götürmüş. İlyas Suriye’ye gittikten birkaç ay sonra uluslararası koalisyon güçlerinin İD’in Tel Abyad’daki bir deposuna düzenlediği hava saldırısında ölmüş. Hüseyin yaşananlara öfkeli: “Ne yas tutacak bir mezar var ne oğlumun alnına bir veda öpücüğü koyabildim ne annesine ‘Neden?’ diye sorabildim. İD her şeyimi elimden aldı.”

Meryem İslam Devleti’nin kontrolündeki topraklarda iki kız çocuğu dünyaya getirmiş. Şu an çocukların biri dört, biri de iki yaşında. Önceleri torunlarını göreceğinden hiç umudu olmayan Hüseyin İD’in kendinden menkul halifeliği yıkılınca az da olsa umutlanmış. Zira kesin olmasa da torunlarının İD savaşçılarının eşleri için kurulan kamplarda tutuluyor olması muhtemel.

Basın kuruluşları İD’in Irak ve Suriye’de bertaraf edildiği haberlerini geçerken İD savaşçılarının çoğu dul kalan yabancı eşleri ve çocuklarının Suriye Demokratik Güçleri’nin kontrolündeki Ayn İsa ve başka yerlerde kurulan kamplarda tutuldukları bildiriliyor. Bu kadınların pek çoğu kendi ülkelerine dönmek istiyorlar. Çoğu İD’in hâkimiyeti sırasında sadece ev işi yaptıklarını, İD tarafından kandırıldıklarını sonradan pişman olduklarını anlatıyorlar. Bazı kadınlar ise ya Irak cezaevlerinde yargılanmayı bekliyor ya da halen İD’in kontrolünde olan dar bir bölge içinde kaçmayı sürdürüyor.

İD’le bağlantılı yabancı kadınlar ve çocukları Avrupa ülkeleri için ciddi bir zorluk yaratıyor. Zira Hollanda hükümeti de dâhil pek çok devlet İD’li cihatçıların ülkelerine dönmelerine yardım etmek istemiyor. İD savaşçılarının ve çocuklarının ülkelerine dönebilmeleri için Türkiye, Ürdün ya da Lübnan üzerinden seyahat etmeleri gerekiyor. Ancak pasaportları olmadığı için bu neredeyse imkânsız. Üstelik basına yansıyan bilgiler, pasaportları olsa bile ev sahibi ülkenin izni olmadan kampları terk etmelerine izin verilmediğini gösteriyor.

Leiden Üniversitesi’ne bağlı Güvenlik ve Küresel İlişkiler Enstitüsü’nde terör araştırmacısı olan Daan Weggemans pek çok devletin çocukların ve kadınların eve dönüşünü fiilen kolaylaştırmaya yanaşmadığına dikkat çekiyor. Zira İD ve diğer terör örgütüne katılan kadın ve çocuklar hâlihazırda bir güvenlik riskine dönüşmüş durumda.

Daan Weggemans Al-Monitor’a şu değerlendirmeyi yapıyor: “Burada mağdur olan çocuklar. Bazılarını aileleri tatile gider gibi Suriye’ye götürdü, bazıları da orada doğdu. En makulü Avrupa devletlerinin oraya götürülen ya da orada doğan çocukları geri getirmesi. Ancak bu durumda da ‘Hadi çocukları getirelim, anneleri orada kalsın.’ diyemiyorlar. Bir dizi insani ve yasal sebep nedeniyle bu mümkün olamıyor.”

İD’in 2014-2016 yılları arasında dokuz ila 15 yaş aralığında 2 bin erkek çocuğu örgüte çekerek “halifenin yavruları” olarak eğittiği tahmin ediliyor. Bunu hatırlatan Weggemans da şöyle diyor: “Eğitim almamış olsalar bile savaş bölgesinde yaşamanın acı hatıralarına sahipler. Araştırmalar en küçük yaş grubundan çocukların bile bundan etkilendiğini gösteriyor. Son derece üzücü bir durum.”

Peki ya Suriye ve Irak’ta doğan yabancı çocuklar? Belçika Bakanlar Kurulu aralık ayında 10 yaş altındaki çocukların Belçika’ya serbest girişine izin veren bir yasa çıkarttı. Ancak bunun için çocukların Belçikalı ebeveynlerden doğduğunun DNA testiyle kanıtlanması gerekiyor.

Hollanda Çocuk Esirgeme ve Sosyal Hizmetler Kurumu da benzer bir yaklaşım benimsiyor. Hollandalı bir sözcü Al-Monitor’a şu bilgiyi veriyor: “Ailelerin Hollandalı olup olmadıklarının kanıtlanması için yabancı temsilciliklere gidip DNA örneği vermeleri gerekiyor.”

Bu uygulamanın pratikliği ve verimliliğini sorgulayan Belçikalı İD uzmanı Pieter Van Ostaeyen ise Al-Monitor’a şu değerlendirmeyi yapıyor: “Her şey devletlerin çocukları almak isteyip istememelerine kalmış durumda. Avrupalı savaşçıların ve dolayısıyla ailelerinin nerede oldukları tam olarak tespit edilmiş değil. Sahadaki güvenlik durumu ise bölgeden bölgeye büyük değişiklikler gösteriyor. 10 yaşın altında çocukların Türkiye’deki büyükelçiliğe yalnız başlarına ulaşabileceklerini düşünmek biraz saçma. Diplomatlar bunun ayarlamasını nasıl yapacaklar? Onların takibini nasıl yapacağız? Bunları hiç kimse bilmiyor.”

Birçok Avrupa ülkesinin Irak ve Suriye ile suçluların iadesi anlaşması olmadığına da işaret eden Van Ostaeyen bunlara rağmen bazı devletlerin yavaş da olsa harekete geçtiklerini kaydediyor. Nitekim aralık ayı sonunda bir İD militanının çocukları olduğundan şüphelenilen Fransa doğumlu üç çocuk Irak’ta tutuldukları merkezden Paris’e gönderildiler. Çocuklarının babasının Musul savaşında öldürüldüğü, en küçük kardeşlerinin ise halen Irak’ta tutuklu olan annelerinin yanında olduğu bildiriliyor. Bu çocuklar Irak’tan Fransa’ya dönen ilk çocuklar oldular.

Hüseyin ve Hollandalı diğer cihatçıların aileleri, hükümetin bu çocuklar konusunda yeterince çaba sarf etmediğini düşünüyorlar, Suriye ve Irak’ta bulunan kadın ve çocukların geri dönüşü için daha fazla adım atılmasını umuyorlar.

Hüseyin düşüncelerini şöyle aktarıyor: “Onlara Suriye’ye uçak göndersinler demiyoruz. Sadece oradaki kampların yöneticileriyle irtibata geçsinler. Hollanda şimdi kafasını başka tarafa çevirip sorunu görmezden gelmeye çalışıyor. Geri döndüklerinde aileleri yargılayın. Halifelik yıkılmış olabilir ama İD ideolojisi halen ayakta. Bu nedenle nerede, ne yaptıklarını merak etmek yerine bu insanları kontrol altında tutmak daha iyi olur. Aksi çok tehlikelidir, bilhassa da onlarca ülkeyi resmi bir evrak olmadan gezebildiğiniz Avrupa’da.”

Hollanda Adalet ve Güvenlik Bakanlığı’nın sözcülerinden Lodewijk Hekking, Al-Monitor’a şu aşamada eski İD bölgelerinde bulunan yaklaşık 80 Hollandalı çocuğu ve orada doğanları ülkeye geri getirmek için bir plan olmadığını belirteerek “Şu an için böyle bir şey söz konusu değil.” diyor. Sözcü hükümetin bu siyasetinin ileride değişebileceğini de ekliyor.

Hüseyin, oğlunun nasıl göründüğünü unutmamak için İlyas’ın fotoğrafına günde üç kez bakıyor. Oğlunun sesini unutmaya başladığını belirten Hüseyin sözlerini şöyle tamamlıyor: “Oğlumu ve kızımı çoktan kaybettim. Hayatta olsa da kaybettim. Ama hiç olmazsa torunlarımı Hollanda’ya getirmem için bana yardım edin. Onlar bana aitler.

More from Brenda Stoter (Iraq Pulse)