Washington Post köşe yazarı David Ignatius 5 Ocak tarihli makalesinde Suudi Arabistan’ı “ürkmüş bir monarşi” olarak tarif ediyor ve kendilerini tehdide açık hisseden ülkelerin bazen “fevri ve ters tepen işler” yaptığı uyarısında bulunuyor.
Şii din adamı Şeyh Nimr El Nimr’in 2 Ocak’ta aşırıcılık ve terörle suçlanan 46 başka kişiyle birlikte idam edilmesi beklendiği gibi Orta Doğu’daki Şiiler arasında öfke dalgasına ve gösterilere yol açtı ve zaten çok kötü durumda olan Riyad-Tahran ilişkilerini iyice bozdu.
Suudi Arabistan için bu, sürpriz bir durum değildi. Göstericilerin Tahran’daki Suudi Büyükelçiliği’nin ek binasına saldırması üzerine Riyad Tahran’la diplomatik ilişkilerini kesti. Ancak Ali Hashem’e konuşan İranlı bir diplomatın deyimiyle son yıllarda iki ülke arasında “pratikte zaten gerçek bir diplomatik ilişki” yoktu.
2 Ocak’ta idam edilen 47 kişiden 43’ü El Kaide ile bağlantılıydı. ABD Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada “Önemli Şii din adamı ve siyasi aktivist Nimr El Nimr’in idamının mezhepsel gerilimlerin acilen azaltılması gerektiği bir dönemde bu gerilimleri daha da körükleyebileceğinden kaygılıyız.” dendi.
AL-MONITOR All-Access gives you unlimited access to all our journalism, the full Daily Briefing, exclusive interviews, premium newsletters, and live events — for less than $2/week.