10 Ekim 2015 Cumartesi günü Türkiye’nin başkenti Ankara’nın en işlek yerlerinden biri olan tarihi tren garının önünde insan kaybı açısından Türkiye’nin en büyük terör eylemi yaşandı. Aslında Cumartesi sabahı her şey çok normal başlamıştı. İnsanlar, Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK), diğer sol eğilimli işçi sendikaları, meslek kuruluşları ve HDP öncülüğünde düzenlenen “Emek, Barış ve Demokrasi Mitingi’ne” katılmak üzere tren garı önünde toplanıyordu. Ancak sabah saat 10.04’te 3 saniye arayla yaklaşık 50 metre mesafede iki ayrı canlı bomba üzerlerindeki intihar yeleklerini patlattı. Her iki intihar saldırganı üzerlerinde RDX ile güçlendirilmiş ve parça tesirini arttırmak için çelik bilyeler eklenmiş yaklaşık 10-15 kilogramlık intihar yeleği taşıyordu. Tarihi tren garının önü miting öncesi bir toplanma noktası olduğundan bu ikili patlamanın bilançosu çok ağır oldu. Eylemde en son verilere göre 97 kişi hayatını kaybetti ve 65’i ağır olmak üzere toplam 160 yaralı halen hastanelerde tedavi görüyor.
Önce sahadaki gerçekler
Güvenlik güçleri patlama noktalarında krater olmamasından ve patlamadan oluşan basınç ve parça tesirinin çok yıkıcı olmasından eylemin canlı bombalar tarafından yapıldığından emin. Şimdi olay yeri incelemesi, adli tıp, kamera ve cep telefonu kayıtlarından eylemcilerin kimlikleri tespit edilmeye çalışılıyor. Ancak şimdiden medyada intihar saldırganlarından birinin Yunus Emre A. olduğuna dair polis kaynaklı bilgiler dolaşıyor. Peki Yunus Emre A. kim? Yunus Emre A. HDP’nin 05 Haziran’da Diyarbakır’daki mitinginde bomba patlatan Orhan Gazi D.’nin yakın arkadaşı. Daha da önemlisi Suruç bombasını patlatan Şeyh Abdurrahman’ın ağabeyi. Radikal’den Ezgi Başaran’a göre Türkiye’den IŞİD’e katılımlar konusunda en çok öne çıkan yer olan Adıyaman’daki Emniyet Müdürlüğü’nün elinde Suriye’ye giden yaklaşık 15 gencin listesi var. Aralarında Yunus Emre A.’nın da bulunduğu bu liste Türkiye’nin tüm emniyet teşkilatlarına ‘tutuklanma talebiyle’ gönderilmişti. “Adıyaman Grubu” olarak bilinen bu gençlerin Diyarbakır ve Suruç saldırılarına rağmen yakalanamaması haliyle “Güvenlik ve istihbarat zafiyeti mi var?” sorularını gündeme getiriyor. Başaran yazısını şu basit soru ile bitiyor “Gazeteciler bile bu izleri sürebilirken devletin istihbarat birimleri nasıl süremez?”
Eylemin azmettiricileri?
AL-MONITOR All-Access gives you unlimited access to all our journalism, the full Daily Briefing, exclusive interviews, premium newsletters, and live events — for less than $2/week.