Ana içeriğe atla

Gayrimüslimler 6-7 Eylül’ün 60’ıncı yılında özür bekliyor

6-7 Eylül pogromunun 60. Yıldönümünde, mağdurlar adına ilk kez bir ayin töreni düzenlenirken; gayrimüslimler bu olayların bir daha yaşanmaması adına devletten gelecek bir özür bekliyor.

A general view shows St George church, the principal Greek Orthodox cathedral, during the Divine Liturgy on November 30, 2014 in Istanbul as part of the Pope Francis' three day visit in Turkey. Pope Francis held an ecumenical prayer, yesterday, in the Orthodox Church of St. George and a private meeting with Patriarch Bartholomew I, the "first among equals" of the world's estimated 300 million Orthodox believers. In a highly symbolic gesture, the pope asked Bartholomew to kiss his brow in a blessing and bowe

Bu yıl gayrimüslimlerin topluca bu topraklardan zorla göç etmesine neden olan 6-7 Eylül pogromunun 60. yıldönümü. Gayrimüslim vatandaşlar, hafızalarında acı ve hüzünle andıkları pogromun yıldönümünde ilk kez bir ayin etkinliği düzenledi.

6 Eylül 1955 tarihinde, bir gazetede Atatürk’ün Selanik’teki evine bomba atıldığı yönündeki asparagas haber üzerine, İstanbul’da önceden hazırlandığı belli olan linççi bir güruh gayrimüslimlerin ev ve işyerlerini yakıp yıkmıştı. Olaylarda kilise ve mezarlıklar tahrip edilmiş, bazı gayrimüslim vatandaşlar hayatlarını kaybederken birçoğu da yaralanmıştı.

Bu olayların mağdurları için 60 yıl aradan sonra ilk kez bir tören gerçekleşti. Olaylarda hasar gören Aya Yorgi Kilisesi’nde mağdurlar için bir ayin düzenlendi. Kilise yönetimi, Apoyevmatini Gazetesi’ne ayinin duyurusu için verdiği ilanda, “Üzüntü veren 6-7 Eylül olaylarının 60. Yıldönümünde Rumların hatıraları halen hayatta” ifadelerine yer verdi. Kilisenin dile getirdiği bu duygular sadece Rumlar değil, tüm gayrimüslimler için geçerli.

Yahudi iş adamı 70 yaşındaki Ralf Arditti, örneğin. Olaylar sırasında 10 yaşında küçük bir çocukmuş. Al-Monitor’a verdiği söyleşide, olayların patlak verdiği 6 Eylül 1955 günü yaşadıklarını şöyle anlatıyor: “10 yaşındaydım, Büyükada’daki evimizde kalıyorduk. Ben uyuyordum, birden gürültüler geldi. Babam beni uyandırdı. Evimizin 50 metre ilerisinde Anadolu Kulübü vardı, babam bizi oraya götürdü. Burası milletvekillerinin kaldığı devlete ait bir yerdi. Oraya saldıramazlardı bu nedenle buraya sığınmıştık. Dışarıdan gemilerle gelen büyük bir güruh vardı, Büyükadalı değillerdi. Kulübe giderken, uzaktan sopalı insanları gördüm. Sabaha kadar olayların dinmesini bekledik. Sabaha karşı sokağa çıktığımızda sahil kenarında gayrimüslimlere ait lokanta, pastane ve işyerlerinin tahrip edildiğini gördüm. Her yer yağmalanmıştı. Bu olaylardan sonra Türkiye’den gidip gitmemeyi çok düşündü ailem. Ama zorluklara rağmen burada kalmayı tercih etti.”

SUBSCRIBER EXCLUSIVE

Continue reading this exclusive analysis

Original reporting and analysis unavailable elsewhere. Subscribe to AL-MONITOR to read this story and access everything we publish