Ana içeriğe atla

Walaa Hussein neden yazdığını anlatıyor

Walaa Hussein gazetecilik üzerine düşüncelerini paylaşıyor.
A fisherman rows his boat with his family on the river Nile in Cairo October 30, 2014. REUTERS/Mohamed Abd El Ghany (EGYPT - Tags: SOCIETY) - RTR4C8V2

Al-Monitor’a eylül 2013’ten bu yana yazan Walaa Hussein, Rose El Yusuf’un parlamento şefi olarak görev yapıyor. Afrika uzmanı olan Hussein Nil Kanalı için de haberler hazırlıyor.

Al-Monitor: Neden gazeteci olmaya karar verdiniz?

Hussein: İlk başta macera tutkum ve seyahat merakım beni yeni kültürleri tanımaya ve gazeteci olmaya sevk etti. Ardından bu, bilhassa da yolsuzluk konularında gerçekleri arama, bulma ve yorumlama tutkusuna dönüştü. Mesleğime tapıyorum ve epey mesafe kaydettiğime inanıyorum. Nil havzasında birçok ülkeye gerçekleştirdiğim seyahatlerden keyif aldım. Tanzanya’daki Hidra ormanlarında bir barakada uyumak da Uganda’da Nil’in kaynağında bir yıldız falcısını gizlice izlemek de çok keyifliydi. Güney Sudan’daki isyancılar tarafından birkaç saat rehin tutuldum, Hartum’da Beyaz Nil ile Mavi Nil’in birleştiği noktada selfie çekip eğlendim. Ödüller almaktan da çok keyif alıyor ve onur duyuyorum.

Al-Monitor: Mesleğe başlarken örnek aldığınız kadın gazeteciler var mıydı? Varsa kimlerdi?

Hussein: Öğrencilik zamanlarımda Mısır’da yayımlanan “Kâğıttan Kahraman” komedisinde Eser El Hekim tarafından canlandırılan Savsan karakteri gibi bir gazeteci olmak istiyordum. Çok cesur ve haber için başını belaya sokmaktan çekinmeyen bir kadındı. Zamanla mesleğin içine girdikçe bu değişti ve bugün Mısır’ın en tanınmış kadın gazetecilerinden Fatma El Yusuf’u (Rose El Yusuf) rol model olarak görüyorum. Mısır basın tarihine adını altın harflerle yazdıran Yusuf, yolsuzlukla mücadeleye katkı sağlamış ve 1925’te benim de şu an çalıştığım Rose El Yusuf dergisini kurmuş. Ayrıca ünlü romancı İhsan Abdul Kuddus’un annesidir.

Al-Monitor: Orta Doğu’da habercilik yapan kadınların sayısı giderek artıyor gibi görünüyor. Sizce bu eğilime katkı yapan etmenler neler? Kariyerinizde siz ne gibi değişiklikler gözlemliyorsunuz?

Hussein: Başkalarının işleriyle kendiminkini kıyaslamaktan pek hoşlanmam. Sanırım ben tek bir alanla sınırlı kalmayan işler yapmaya devam edeceğim. Ötekileştirilen insanların adalete kavuşmasına, yanlış olanın düzeltilmesine önem veriyorum. Ayrıca yerel ve uluslararası siyasi meselelerin olguları nasıl değiştirdiğini yorumlamaya çalışıyorum, bunun arkasında bir gerçek var mı ve vurgulanması gerekiyor mu diye bakıyorum. Bana göre ben farklı bir iş yapıyorum. Çünkü tam anlamıyla vâkıf olmadığım konular hakkında yazıyorum. Böylece bilgiyi analiz etmeden önce onu bulmaya çalışıyorum. Araştırdıktan sonra yazıyorum ve böyle yazmaktan keyif alıyorum.

Al-Monitor: Bir haberi takip ederken yaşadığınız en unutulmaz anınız -- iyi ya da kötü -- nedir?

Hussein: 2010’da foto muhabiri arkadaşımla Kahire yakınlarında Nil üzerinde giderken teknemiz su aldı. Neredeyse boğuluyordum. Dönemin Mısır Başbakanı’nın ailesi için bir dinlenme tesisi ve squash kortları yapmak için kanuna aykırı şekilde kuruttuğu bir bölgenin fotoğraflarını çekiyorduk. Gazete yönetimi haberi yayımlamayı reddedince gerçekten üzüldüm. Haber 25 Ocak devriminden sonra nihayet yayımlanınca çok mutlu oldum. Mısır başsavcısı da Cumhurbaşkanı Hüsnü Mübarek’le bağlantılı bazı kişilerin şikâyette bulunması üzerine soruşturma başlattı. Basın bu konuyu “Hartum’dan çalmak” başlığıyla işledi.

Al-Monitor: Gazeteci olmak isteyen gençlere vereceğiniz tavsiye ne olur?

Hussein: Güvenilirliği korumak ve okura saygı göstermek muhabirin başarıya ulaşma süresini uzatabilir. Ama başarıyı kalıcı kılacak ve sizi zirveye taşıyacak yöntem de budur. “Atlatma haber” peşinde koşmakla gelen başarı muhabire tatmin ve özgüven getirmez, aksine mesleğine duyduğu sevgiyi ve yaşama sevincini öldürür.

More from Al-Monitor Staff