Ana içeriğe atla

Rusya’nın nükleer enerji diplomasisi

Rusya’nın nükleer enerji alanında Orta Doğu ülkeleriyle sürdürdüğü görüşme ve anlaşmalar, Batı ile ilişkilerinde pürüz oluşturmaya devam edecek. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.

Sergei Kiriyenko (R), head of the Russian state nuclear monopoly Rosatom, and head of Iran's Atomic Energy Organisation Ali Akbar Salehi shake hands during a signing ceremony in Moscow, November 11, 2014. Russia will build two new nuclear power plant units in Iran under an agreement signed in Moscow on Tuesday. REUTERS/Maxim Shemetov (RUSSIA - Tags: POLITICS ENERGY BUSINESS) - RTR4DP59
Rusya’nın nükleer tekeli olan devlet şirketi Rosatom’un başkanı Sergey Kiriyenko (sağda) ve İran Atom Enerjisi Kurumu Başkanı Ali Ekber Salihi, Moskova’daki imza töreninde el sıkışırken, 11 Kasım 2014. İmzalanan anlaşma uyarınca Rusya İran’da iki yeni nükleer enerji tesisi kuracak. — REUTERS/Maxim Shemetov

İran’ın nükleer programına ilişkin uluslararası müzakereler sona doğru yaklaşırken – ki bu son, mutabakat veya müzakerelerin çökmesi şeklinde olabilir – Rusya, Orta Doğu’da nükleer enerji santralleri kurmak için artan fırsatlar yakalayabilir. Bu da nükleer diplomasiye Moskova için artan bir önem kazandırabilir. Ancak aynı zamanda ABD ile de artan gerilimlerin kaynağı olabilir.

ABD’nin uzun zamandır savunduğu görüşe göre İran’ın nükleer savaş başlıklarına sahip olması, hatta sadece zenginleştirme kabiliyetine kavuşması nükleer yayılmayı hızlandırabilir. Zira Orta Doğu’daki diğer yönetimler de nükleer enerji santralleri kurarak İran gibi nükleer silah kabiliyetine yaklaşmak isteyebilir. Öte yandan artan elektrik tüketimi de bölgedeki liderleri talebi karşılayacak üretim seçeneklerini değerlendirmeye itiyor. Azalan su kaynakları nedeniyle deniz suyunun endüstriyel, tarımsal ve evsel kullanım için tuzdan arındırılması da muazzam bir enerji miktarı gerektiriyor. Bu da daha fazla enerji üretme baskısını artırıyor.

İran’la müzakerelerin sonucu ne olursa olsun bu dinamiklerde fazla bir değişiklik beklenmiyor. Faal bir nükleer reaktöre sahip olan İran yeni birimler inşa etmeyi planlıyor. Müzakereler zenginleştirmeyi tümden yasaklayan bir mutabakatla sonuçlansa dahi – ki İran bunu kabul etmeyeceği için bu olası değil – nükleer cin çoktandır şişeden çıkmış olabilir. Sorumluluk sahibi hangi lider, alternatif durumlara hazırlık yapmadan Tahran’ın bir anlaşmaya bağlı kalacağına güvenebilir? İran’ın niyetlerine ilişkin kuşkular bir yana dünyanın hiçbir yerinde liderler rakiplerinin sözlerini mutlaka tutacağını var sayma lüksüne sahip değildir ve kendi hesaplarını da buna göre yaparlar. Üstelik bu durum en iyi senaryo gerçekleşirse, yani müzakereler başarıyla sonuçlanırsa söz konusu olur. Sürecin çökmesi hâlinde ise bağımsız olarak nükleer kabiliyet hesabı yapma baskısı muhakkak ki artar.

Orta Doğu nükleer enerji pazarında etkin bir oyuncu olan Moskova, sadece İran’la değil, Cezayir, Mısır, Ürdün, Kuveyt, Libya, Umman, Katar, Suriye ve Türkiye ile sivil alanda nükleer iş birliği anlaşmaları imzalamış durumda. Başka bir açıdan bakarsak Moskova’nın imzaladığı anlaşmalar sadece Fas, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi ABD ve Avrupa’ya yakın ülkeleri, Bahreyn gibi çok ufak olanları ya da Irak, Lübnan, Tunus ve Yemen gibi siyaseten istikrarsız veya ekonomik sıkıntı çekenleri kapsamıyor. Rusya doğal olarak İsrail’le anlaşma imzalayamaz. Zira İsrail Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Antlaşması’na taraf değildir.

SUBSCRIBER EXCLUSIVE

Continue reading this exclusive analysis

Original reporting and analysis unavailable elsewhere. Subscribe to AL-MONITOR to read this story and access everything we publish