İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF) Sözcüsü Tuğgeneral Moti Almoz’un 28 Ocak akşamı Kuzey Komutanlığı merkezinde yaptığı açıklamayı dinleyenler, sık sık “sağduyu” ve “sorumluluk” sözcüklerini duydu. Tecrübeli ve ağırbaşlı bir subay olan Almoz’un bu sözcükleri kullanması tesadüf değildi. Bana öyle geliyor ki o anlarda tuğgeneral de IDF’nin tüm komuta kademesi de bilinçaltından sessizce dua edip sınırın iki tarafındaki karar vericilerin de bu iki meziyeti -- sağduyu ve sorumluluğu – olabildiğince kullanmasını diliyordu. Bu tamamen şahsi kanaatim olsa da bahse girerim ki 28 Ocak gecesi IDF komuta kademesinde birçok kişi, daha çok kendi taraflarında gösterilecek sağduyu ve sorumluluğun derecesinden endişe ediyordu.
Bu satırların yazıldığı 29 Ocak sabahındaki genel izlenim sağduyu ve sorumluluk duygusunun hâkim olduğu yönünde. Bu, kısa vadeli bir zafer. İran ve İran’ın vekilleri Suriye ve Hizbullah ile İsrail arasında süren bölgesel savaşın bu turu taktiksel beraberlikle sona erdi ama İsrail önemli bir stratejik zafer de kazandı.
Taktiksel beraberlik şundan kaynaklanıyor: Yabancı basına göre İsrail 18 Ocak’ta Hizbullah ve Suriye’ye ait iki aracı vurdu. Hizbullah da misilleme olarak iki IDF aracını vurdu. Stratejik zafer ise Hizbullah Givati piyade tugayından bir subay ve bir askeri öldürdüğünde ilan edildi. Bu elim bir kayıptı, bilhassa da asker kayıplarına sivil kayıplara göre daha hassas olan İsrail toplumu için. Ancak bu kayıplara karşın İsrail, yabancı medya kaynaklarına göre Golan Tepeleri sınırında oluşturulmakta olan bir terör şubesinin yönetici kadrosunu tümden ortadan kaldırdı. Bunların içinde tam yedi yıl önce, 2008’de Şam’da İsrail’e atfedilen bir operasyonda ortadan kaldırılan efsanevi Hizbullah komutanı İmad Muğniye’nin oğlu da vardı. Dolayısıyla İran ve Hizbullah’ın İsrail’e karşı Golan Tepeleri’nde yeni bir cephe açma gayreti büyük darbe aldı. Oysa bu cephenin risksiz olacağı, fazla tehlike arz etmeyeceği hesap ediliyordu. İran ve Hizbullah’ın bu planı yeniden hayata geçirmesi zaman alacak. Zira İsrail’in buradaki gelişmeleri yakından izlediğini ve yanı başındaki bu yapılanmanın tehlikeli noktaya ulaştığında güç kullanmaktan çekinmeyeceğini biliyor olacaklar.
Başbakan Benjamin Netanyahu ve Savunma Bakanı Moşe Ya'alon 28 Ocak gecesi çok zor bir karar aldı. O noktada güvenlik ve siyasete ilişkin tüm hesaplar tek bir anaforda birleşti. Netanyahu ve Ya’alon şunu çok iyi görüyorlardı ki İsrail’e atfedilen 18 Ocak tarihli saldırıya Hizbullah’ın yaptığı misilleme meşru ve oyunun kuralları içindeydi. Bir askeri konvoyun hedef alınmasına karşılık bir başka askeri konvoyun hedef alınması… Kısasa kısas…
AL-MONITOR All-Access gives you unlimited access to all our journalism, the full Daily Briefing, exclusive interviews, premium newsletters, and live events — for less than $2/week.