Ana içeriğe atla

İD’in blog yazarları Avrupalı kadınları Suriye’ye çekiyor

Sosyal medyada paylaşılan akşam yemeği fotoğrafları, yolculuk güzergâhları, Kalaşnikov mesajları, kadınları İslam Devleti’ne öğretmen, hemşire ve eş olarak katılmaya özendiriyor. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.
Masked Spanish police officers lead a detained woman in Melilla, December 16, 2014. Spanish and Moroccan police have arrested seven people in a ongoing joint swoop on suspected efforts to recruit women to go to Syria and Iraq to support Islamic State insurgents, the Spanish Interior Ministry said on Tuesday. REUTERS/Jesus Blasco de Avellaneda  (SPAIN - Tags: CRIME LAW CIVIL UNREST TPX IMAGES OF THE DAY) - RTR4I81E

AMSTERDAM – Ebu Bekir El Bağdadi haziranda halifelik ilan ederken dünyadaki tüm Müslümanlara halifeliğe katılma çağrısında bulundu. Bu davet, vaizleri, mühendisleri, yargıçları, doktorları, askeri ve idari deneyime sahip kişileri, yani yeni bir İslam halifeliğinin inşasında yer almak isteyen her Müslümanı kapsıyordu. Buna kadınlar da dâhildi.

İlk başlarda İslamcılar tarafından Suriye’ye çekilen genç kadınların İslam Devleti (İD) üyelerine seks hizmeti vermek için Suriye’ye gittiğine dair yaygın bir inanış vardı. Ancak sonradan ortaya çıktı ki İD’e katılan kadınlar, her şeyden önce ev işleriyle ilgilenmek gibi geleneksel rolleri yerine getiriyordu.

Ağustosta İD’e katılan 19 yaşındaki Hollandalı Vanessa’nın annesi Mary, kadınların genellikle savaş dışı roller üstelendiğini vurguluyor. Al-Monitor’a konuşan Mary şöyle devam ediyor: “Vanessa bana savaşçı olan kocasına ve onun arkadaşlarına yemek pişirdiğini, başka Batılı kadınlarla çokça vakit geçirdiğini söyledi. Temel olarak kadınlar aile yetiştirmek için oradalar. Ne kadar çok kadın, o kadar çok çocuk ve o kadar çok savaşçı demek.’’

Kızının İD’e katılma kararıyla yıkılan Mary, yine de onunla mümkün olduğu kadar irtibatta kalmaya çalışıyor.

Sözüm ona İslam Devleti’nde yaşayan genç Müslüman kadınlar, Facebook ve Twitter gibi sosyal medya sitelerinde yaşamlarını Müslümanlar için bir nevi Disneyland olarak resmediyor.

İD’in eleman kazanma kampanyası çoğunlukla internette yürütülüyor. Kadın cihatçılar da en başarılı propagandacılar arasında yer alıyor. Bu kadınlar, akşam yemeklerinden fotoğraflar paylaşıyor, eşleri hakkında bloglar yazıyor ve bir İslam devletinde yaşamanın faydaları hakkında duygusal durum güncellemeleriyle başkalarını da özendiriyor. Hatta İD’e katılmak isteyenlere yolculuklarını planlama konusunda yardım öneriyor.

Ancak Batılı kadınların sosyal medyadaki paylaşımları, keyifli akşam yemekleri, Nutella kavanozları ve eşleri hakkında romantik mesajlardan ibaret değil. İD’e katılanlar AK-47 kullanmayı da öğreniyor –Burada kadınlar mücevher değil, Keleş istiyor-, intihar bombacılarının kullandığı patlayıcı kemerlerle heyecan içinde hava atıyor (eşimden gelen hediye) ve aleyhtarların kafalarının kesilerek öldürülmesini yüceltiyor (Bu videoları defalarca izleyebilirim.).

Çoğu kadın eve bakmak, doğurmak ve çocuk yetiştirmek gibi geleneksel rolleri yerine getirse de kadınların çalışmasına da izin veriliyor.

Bir Muhacirenin Günlüğü isimli bloğu yazan ve İngilizce konuşan bir kadın, Facebook sayfasında kadınların öğretmen, doktor ve hemşire olarak çalışabildiğini yazıyor ve şunları ekliyor: “İslam Devleti, kız kardeşlerin yararlanabileceği yeni programlar planlıyor. Eğer bekârsan ve evlenmek istemiyorsan kimse seni zorlamaz. Kadınlara özel misafirhanelerde kalabilir, aylık ödenek alabilirsin.’’

Mary de Al-Monitor’a kızının bir dönem Belçika, Hollanda, Almanya ve İsveç’ten gelen yabancı kadınların yaşadığı bir misafirhanede kaldığını söylüyor. Suriye’ye vardıktan iki gün sonra Vanessa internette tanıştığı savaşçıyla evlenmiş ve Türkiye sınırına yakın bir şehre taşınmış. Mary’nin anlattığına göre Vanessa’nın 20’li yaşlardaki Avrupalı kocası, bir başka Avrupa ülkesinden Suriye’ye çocuğuyla birlikte giden bir kadını kısa bir süre önce ikinci eş olarak almış.

Yabancı kadınlar Şeriat kurallarının uygulanmasında da yer alıyor.

17 yaşındayken İD’e katılan Hollandalı Sara, Facebook arkadaşlarına 8 Ekim’de yazdığı mesajda İD’in kendisinden kuralları ihlal eden bir grup Suriyeli kadını kırbaçlamasını istediğini söyledi. Sara’nın “baş belası’’ olarak adlandırdığı yedi Suriyeli kadına kendi aralarında kavga ettikleri için 15 ila 30 kırbaç cezası verilmiş. Brian de Mulder adındaki Belçikalı savaşçı ile evlenen ve ondan hamile olduğunu söyleyen Sara, kendisine verilen görevi “Çok eğlenceliydi, bambaşka bir deneyimdi.’’ şeklinde anlattı.

Mesaja gelen tepkilerin çoğu destekleyici yöndeydi. Örneğin Rakka’da yaşayan Avrupalı bir kadın kendisinin de “kırbaç cezası vermek’’ istediğini belirtti.

Bazı kızlar ise olayı hafifçe eleştirdi. Müslüman bir kız “Asla böyle bir şey yapabileceğimi sanmıyorum.’’ dedi.

Sara ise bazı şeylerin kadınlara acımaktan daha önemli olduğunu söyleyerek yanıtını şöyle sonlandırdı: “Allah’ın kanunlarını yerine getirme konusunda insanların nasıl bu kadar zayıf olabildiğini anlayamıyorum. Allah hepimize yol göstersin ve hepimizi affetsin.’’

Bir bölgeyi fethettikten sonra İD’in yaptığı ilk şeylerden biri kadınların nasıl davranacağı ve giyineceği konusunda talimat vermek. Kadınların yüzünü peçe ile örtmesi dâhil tepeden tırnağa kapanması gerekiyor.

Tümüyle kadınlardan oluşan bir ahlak polisi birimi olan Hansa Tugayı, kadınların kurallara uymasını sağlıyor. Birkaç Batılı kadının da bu birliğe katıldığı söyleniyor.

Kadınların bir kısmı savaşçılara âşık olup Suriye ve Irak’a gitmiş olsa da kadınları İD’e çeken tek şeyin evlilik olmadığı anlaşılıyor. Bu kadınları İD’e katılmaya yönelten daha derindeki motivasyon, tam anlamıyla bir İslam devletinde yaşama, Allah’ın emirlerini uygulama ve devlet inşa sürecinde yer alma istekleridir.

Halifeliğin ilanından sonra kadın ve çocuklar dâhil Avrupa’nın dört bir yanından Müslüman aileler İD’e katıldı. 16-24 yaş aralığındaki genç kızlara cazip gelen şey genellikle bir İslam devletinde yaşama fikri oluyor. “Kız kardeşlik” mevhumunun da kararlarında oldukça etkili olduğu görülüyor. Birçok kız yolculuklarını birlikte planlıyor, Suriye veya Irak’a vardıktan sonra da birbirlerine bel bağlıyor.

Vanessa’nın annesi ise sözlerini şöyle tamamlıyor: “Kızım her zaman kendini ait hissedeceği bir grup aradı ve bunu Suriye’de buldu. Kızların nereli olduklarının bir önemi yok. Çünkü hepsi aynı amaç için oradalar.’’

More from Brenda Stoter (Syria Pulse)