Ana içeriğe atla

Erdoğan’ın ikinci on yılına hazır olun

Görünen o ki, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın planı ülkeyi 2024’e kadar fazlasıyla merkezi ve kişiselleştirilmiş bir başkanlık sistemiyle yönetmek. İngilizce’den Türkçe’ye çevrilmiştir.

Turkey's Prime Minister Tayyip Erdogan addresses members of parliament from his ruling AK Party (AKP) during a meeting at the Turkish parliament in Ankara April 8, 2014. Turkey's first directly elected president will be a more powerful figure than the current largely ceremonial role, Prime Minister Tayyip Erdogan was quoted on Tuesday as saying, boosting expectations he may run for the post in August. Erdogan is barred by the rules of his ruling AK Party from standing for a fourth term as prime minister and

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül geçen hafta "bugünkü şartlar altında siyaset planım yok" açıklamasını yaptı. Bu açıklama, Gül'ün Ağustos'taki Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ardından, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile bir şekilde iktidarı paylaşacağı beklentilerini boşa çıkaran bir gelişme olarak yorumlandı. Şimdi pek çok kişi Erdoğan'ın halk oylamasıyla yapılacak ilk cumhurbaşkanlığı seçimlerini  kazanacağını ve onu dengede tutabilecek isim olan Gül'ün siyasi arenada olmayacağını düşünüyor.

Gül'ün neden bu kadar önemli olduğu merak konusu olabilir. Adalet ve Kalkınma Partisi'nin (AKP) iki kurucusundan biri olan Cumhurbaşkanı Gül, Erdoğan için sadece bir müttefik ve "kardeş" değil, aynı zamanda AK Parti dünyasında Başbakana açıktan  karşı çıkmayı göze alabilecek tek kişidir. Bu nedenle geçen birkaç yıl içinde iki lider arasında bir dizi görüş ayrılıkları da yaşandı. Örneğin, Gezi Parkı protestoları sırasında, Gül ılımlılık ve diyalogdan yana tavır alırken, Erdoğan meydan okumayı tercih etmişti. Gül, kısa süre önceki Twitter ve YouTube yasaklarına da karşı çıktı, Başbakan Erdoğan ise talimatıyla gelen yasakları savundu. Ayrıca, Gül Türkiye'ye yönelik yabancı komplo teorilerini reddederken, bu konu Erdoğan'ın yeni siyasi söyleminin ana teması oldu.

Dolayısıyla Türkiye'deki çoğu liberal, hem dindar bir muhafazakar hem de liberal görüşleri savunan bir isim olarak Gül'ün ya Cumhurbaşkanı kalmasını ya da daha büyük olasılıkla Erdoğan'ın cumhurbaşkanlığı sırasında başbakanlığı  devralmasını bekliyordu. Ancak kimilerinin "Putin-Medvedev modeli" diye tanımladığı bu beklenti Gül'ün açıklamasıyla boşa çıktı.

Cumhurbaşkanı Gül'ün neden geri çekildiği merak konusu. Benim görüşüme göre, Gül iki acı gerçeği fark etti. İlk olarak, Gül'ün Erdoğan'ın altında başbakanlığı kabul etmesi, onun sorgulanamaz otoritesini de kabul etmek olacaktı ki, Gül bunu kabul edemezdi. İkincisi de, Gül'ün Erdoğan'a meydan okuması siyasi bir intihar olurdu, zira ikisinin de dindar muhafazakar tabanı ortak ve Erdoğan'ın bu taban üzerinde sarsılmaz bir gücü mevcut. Yani Gül, kenara çekilerek, hem onurlu hem de mantıklı bir karar almış gibi görünüyor.

SUBSCRIBER EXCLUSIVE

Continue reading this exclusive analysis

Original reporting and analysis unavailable elsewhere. Subscribe to AL-MONITOR to read this story and access everything we publish