Gazete ve televizyonların gerçek sahibi Erdoğan mı?
Dile getirilen iddialar doğruysa, Başbakan Erdoğan’ın medyanın bir kısmını vergi denetimleriyle dize getirdiği; kimi medya gruplarını ihaleler yoluyla kontrol ettiği, bazılarını ise bizzat kendisinin satın alıp yönettiği ortaya çıkıyor.
Savcıların gözaltılar için düğmeye bastığı 17 Aralık 2013’ten bu yana Türkiye'nin neredeyse tek değişmeyen maddesi haline geldi yolsuzluk soruşturması. Yolsuzluk soruşturmasını başlatan bütün savcılar, bu soruşturmada görev alan bütün polisler görevden alındı. Yüzlerce savcı ve hâkimin ve binlerce polisin görev yerleri değiştirildi. Yasalar, yönetmelikler değiştirildi. Yolsuzluk soruşturması dosyasıyla ilgili basına yasak getirildi. Adı yolsuzluklarla anılan bakanlara ilişkin fezlekeleri meclise göndermesi gereken adalet bakanı bunları iade etti. Yani, yolsuzluk soruşturmasının her açıdan önü kesildi.
Ancak bu dosyaların içerikleri bir şekilde basına sızmaya devam ediyor. Neredeyse her gün kayıt altına alınmış telefon görüşmeleri basına sızıyor. Adalet bakanının geri gönderdiği fezlekeler muhalefet parti liderlerinin eline geçmiş durumda ve onlar bu fezlekelerdeki iddiaları mecliste gündeme getiriyorlar.
Bütün bu sızan bilgi ve belgeler, Türkiye'deki sansür mekanizmalarının nasıl işlediğini ve medya sahipliği meselesinin sanıldığından da problemli olduğunu gözler önüne seriyor.
Yolsuzluk soruşturması dosyalarında yer alan telefon görüşmeleri Haramzadeler ismini kullanan bir grup tarafından internette yayınlanıyor. Telefon tepelerinin yayınlanmasının hemen ardından ilgili site yasaklandığı için, her defasında başka bir url adresi kullanarak bu yolsuzluk “arşivi” başka bir sayfadan yayına geçiyor.