Gezi Parkı Protestolarından Sonra Türkiye
Gezi parkı protestoları sonrasında Türkiye demokrasisinin nasıl bir güzergâh izleyeceği tam olarak belli olmuş değil. Ama ilk işaretler hiç de iç açıcı görünmüyor.
Geçtiğimiz Mayıs ayında İstanbul’da Gezi parkındaki ağaçların sökülmesi üzerine başlayan ve ardından bütün ülkeye yayılan protesto gösterileri hiç şüphesiz ki Türkiye siyasal hayatı bakımından bir milat oluşturuyor. İlk önce ağaçların sökülmesine karşı başlayan protestolar, çok kısa zamanda AK Parti hükümetini ve özellikle başbakan Erdoğan’ı hedef alan kitlesel gösterilere dönüştü.
İstanbul’da Gezi parkında başlayan ardından dalga dalga bütün ülkeye yayılan protestolar pek çok açıdan “ilkleri” içeriyordu:
1) Türkiye tarihinde belki de ilk defa hükümet veya devlet kurumlarından ziyade, bir tek kişi, başbakan protestoların hedefindeydi.
2) Türkiye tarihinde ilk defa bu denli büyük kitlesel gösteriler belli sendika, siyasi parti veya sivil toplum örgütleri tarafından yönlendirilmeden meydana geliyordu. Protestolar başladıktan sonra elbette ki siyasi partiler ve sivil toplum örgütleri bunların içinde yer aldılar ama en son ana kadar hiç birisinin “ana yönlendirici” olmak anlamında gösterilere “liderlik” etmediği biliniyor.