Al-Monitor için kaleme aldığım son yazının başlığı şöyleydi: "Selefiler Türk İlahiyatına mı Saldırıyor?" Yazıdaki "Selefi" ifadesini, felsefeyi ve diğer seküler ilimleri Müslümanlar için zararlı unsurlar olarak gören, dar görüşlü bir İslami yaklaşımı tanımlamak için, mecazi bir anlamda kullanmıştım. Zira, bu türden bir dogmatik düşünce Türkiye'deki ilahiyat fakültelerinden felsefe derslerini kaldırmaya karar vermişti. Ben de bu fakülteler Yükseköğretim Kurulu'na (YÖK) yani hükümete bağlı olduğu için, kararın Türkiye'nin geleceği adına çok önemli bir sınav niteliğinde olduğunu düşünerek, şöyle yazmıştım:
"Bu karar, AKP'nin oldukça başarılı geçen on yılının ardından gerçekten de ciddi bir yol ayrımında olduğunu gösteren muhtelif işaretlerden biri olabilir. AKP, ya demokrasinin (ve hatta aklın) evrensel kriterlerini benimseyerek, kendisini yenileyecek ya da bağlı olduğu siyasi geleneğin çekirdek kadrosunun 90'ların sonunda, daha liberal bir seyir izlemek için terk ettiği dar görüşlü İslamcılığa geri dönecek."
Ne var ki, bu satırların ardından iyi gelişmeler yaşandı. Türkiye'deki İslami cenahtan çok sayıda kanaat önderi de YÖK'ün girişimine tepki gösterdi. Birçok köşe yazarı "felsefesiz bir ilahiyatın" eksik kalacağını savundu ve bu yazılar Yeni Şafak, Star ya da Zaman gibi muhafazakar gazetelerde yer aldı.
Kendisi de bir ilahiyatçı olan Diyanet İşleri Başkanı Dr. Mehmet Görmez de konuya ilişkin açık konuştu. YÖK'ün "ülkedeki yüzlerce ilahiyatçı akademisyene danışmadan, oldu bittiyle” aldığı kararı eleştirmekle kalmayan Görmez, felsefe eğitimini de savundu. Bunu yaparken de Osmanlı İmparatorluğu'nun gerilemesini, medreselerin felsefeye ve hikmete verdiği önemin azalmasına bağlayan 17. yüzyıl Osmanlı tarihçisi Evliya Katip Çelebi'ye atıf yaptı.
AL-MONITOR All-Access gives you unlimited access to all our journalism, the full Daily Briefing, exclusive interviews, premium newsletters, and live events — for less than $2/week.