Ana içeriğe atla

1998 Türkiye-Suriye Krizinden Çıkarılacak Beş Ders

1998 Türkiye-Suriye Krizinden Çıkarılacak Beş Ders

Syrian opposition demonstrators living in Jordan hold a poster of Turkish Prime Minister Tayyip Erdogan during a rally in front of the Turkish embassy in Amman June 26, 2011, in support of Turkey's tough stance against President Bashar al-Assad.  REUTERS/Ali Jarekji (JORDAN - Tags: POLITICS) - RTR2O4DU

Bugünlerde unutsak da 1998 sonbaharında Türkiye ve Suriye savaşın eşiğine gelmişti. İki ülke arasındaki kriz dönemin Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Atilla Ateş’in 16 Eylül 1998’de  Suriye sınırında yaptığı konuşmayla başlamıştı. Orgeneral Ateş, Şam’a yaptığı uyarıda, Türkiye’nin Abdullah Öcalan’ın ve PKK’nın Suriye’den çıkarılması talebini dile getirmişti. Türk tankları Suriye’ye girmek üzereydi. Ancak savaşı riske etmek istemeyen Hafız Esat (şu anki Suriye devlet başkanının babası) Ankara’nın taleplerine uydu ve Öcalan’ı Suriye’den çıkardı. Ateş’in konuşmasından beş ay sonra Türkiye Öcalan’ı Şubat 1999’da ele geçirdi.

Bugüne dönersek, Ankara’nın Beşar Esat rejimine karşı gerçekleştirilmesi olası Amerikan hava saldırılarına verdiği destek, Türkiye’nin Suriye macerasının 15 yılda nasıl dönüp dolaşıp aynı yere geldiğini gözler önüne seriyor. Ancak Amerika’nın Suriye’ye saldırması daha muhtemel hale gelse bile Batılı ve Ortadoğulu müttefiklerinin Esat rejimini çabucak devirmek için her türlü olanağı kullanmaktaki isteksizlikleri Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’da ve Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nda hayal kırıklığı yaratmış durumda. Bu ortamda 1998 olayından ve sonrasından alınacak beş ders Türkiye’nin Suriye üzerindeki ulusal çıkarlarını korumasına yardımcı olabilir.

Türkiye için 1998’den çıkarılacak ilk ders, eldeki araçlarla amaçlanan hedeflerin uygun bir şekilde birleştirilmesidir. 1998’de Ankara’nın tek başına Suriye ordusunu alt etmeye yetecek kaynağı olmasa da Şamı’ı tersi yönde ikna edebilmişti. Türkiye, Hafız Esat’a elindeki araçların amacına yeteceği konusunda inandırmıştı. Bu durumu günümüzde Erdoğan hükümetinin Suriye’nin Türk jetlerine ve sınırdaki kasabalarına yaptığı saldırılara verdiği tepkiyle kıyaslarsak, Ankara’nın şu an askeri üstünlüğünü kaybettiği net bir şekilde ortaya çıkar. Bundan öte, Türkiye’nin kendi gücünü ortaya koymaktan ziyade Batılı müttefiklerini Esat’a saldırmaya ikna etmeye çalışması, Suriye rejiminin kuzey komşusunu ciddiye almasını daha da zorlaştırıyor.

İkinci ders ise düşmana her zaman onurlu bir çıkış kapısı bırakmaktır. 1998’de Türkiye Suriye’ye kabul edilmesi son derece zor iki seçenek sunmuştu: ya PKK kartını bırakmak ya da askeri harekata razı olmak. Ehven-i şeri seçen baba Esat, çözümü Öcalan’ı ve militanlarını Suriye’den çıkarmakta bulmuştu.

SUBSCRIBER EXCLUSIVE

Continue reading this exclusive analysis

Original reporting and analysis unavailable elsewhere. Subscribe to AL-MONITOR to read this story and access everything we publish