Şimdi, yeni Türkiye’nin Ortadoğu’da gösterdiği yeni profili, politikasıyla, ideolojisiyle ve tabii ki retoriğiyle birlikte fevkalade biçimde içeren bir konuşmadan alıntıladığım şu paragrafları önce bir okuyalım. Türkiye’yi yakından izleyen uluslararası okurlar bu konuşmayı kimin yaptığını doğallıkla tahmin edecekler.
Alıntı biraz uzun ama kesinlikle sıkıcı değil:
“Bugün bizim için dualar ediliyor. Gazze’de, Beyrut’ta Mekke’de bizim için dualar ediliyor. Biz böyle bir sorumluluğu taşıyoruz. Siz sadece Edirne’nin, Hakkari’nin, Van’ın sorumluluğunu taşımıyorsunuz. Siz Lefkoşa’nın, Saraybosna’nın, Bağdat, Gazze, Kudüs, Erbil, Şam’ın sorumluluğunu taşıyorsunuz. Dün (4 Mayıs 2013) Banyas’ta alçakça katledilen, boğazları kesilerek katledilen 250 Suriyeli mazlumun sorumluluğu var. Teşkilatıma sesleniyorum. Suriye’de yok olan her bir can bizim canımızdır. (...) Şu şöyle diyor, bu böyle diyor bizi ilgilendirmez. Bizi ilgilendiren ancak ‘İnananlar kardeştir’ ölçüsüdür. (...)
Biz başka devletlere benzemeyiz. Biz çıkarları adına susacak bir devlet değiliz. Biz kitap önümüze konulduğunda hesabımızı vermek istiyoruz. Çocukların feryadı arşı inletirken, biz susan dilsiz şeytanlardan olmayacağız. Ey Beşar Esad, vallahi bunun hesabını vereceksin. Başkalarına göstermediğin cesareti, ağızında emzik olan kundaktaki bebeğe göstermenin bedelini çok ama çok ağır ödeyeceksin. Üzerine kutlu bir intikam inecektir. Allah izin verirse bu caninin, bu katilin hesaba çekildiğini görecek ve bundan dolayı hamd edeceğiz. Yaşananlar, tahammül sınırlarını zorlar bir hale gelmiştir. Uluslararası camia, Suriye konusunda halen beklenen adımları atmamıştır. (...) Allah’ın yardımı ne zaman diye soran Suriyelilere diyorum ki, hiç kuşkusuz Allah’ın yardımı yakındır.”
AL-MONITOR All-Access gives you unlimited access to all our journalism, the full Daily Briefing, exclusive interviews, premium newsletters, and live events — for less than $2/week.