Türklerin ve Kürtlerin kafasındaki mutabakat çatışıyor
ABD-Türkiye mutabakatı savaşı bertaraf este de tarafları mayınlı bir yolculuğa çıkarıyor. Kürtler makul bir çerçevede oluşacak anlaşmayı sigorta olarak görüyor. Türkiye’nin çerçevesi ise hâlâ imhaya ayarlı.
Türkiye’nin Fırat’ın doğusuna tek taraflı müdahale planını bertaraf eden ama Suriye’nin kuzeyinde oluşturulacak güvenli bölgeyi tarif edemeyen Ankara mutabakatı üzerinden taraflar arasında yeni bir bilek güreşi yaşanıyor.
Kürtlerin dolaylı katılımıyla ABD ve Türkiye arasında varılan mutabakatın 7 Ağustos’ta ilan edilen üç maddesi Türkiye’nin güvenlik endişelerini giderecek önlemlerin uygulanmasını, güvenli bölge tesisinin koordinasyonu için müşterek harekât merkezinin kurulmasını, ardından bölgenin barış koridoru olması ve Suriyelilerin dönmeleri için her türlü tedbirin alınmasını öngörüyordu. Somut olan tek şey müşterek harekât merkezinin kurulması, ki bunun için de Amerikalı askerler Urfa’ya intikal etti.
Güvenli bölgenin derinliği, uzunluğu, kimin denetiminde olacağı, şehirleri kapsayıp kapsamadığı gibi bir dizi kritik nokta üzerinde uzlaşılamadığı için sonraki müzakerelere bırakıldı. Bu yüzden şimdi her bir taraf mutabakatı kullanışlı bir İngiliz anahtarına dönüştürmenin derdinde.
Daha önce ABD aracılığıyla beş kilometre derinliğinde sınır boyunca güvenli bölge önerisini Türkiye’ye iletmiş olan Kürt tarafı, günlerce mutabakatın detaylarının belli olmadığını belirtmekle yetindi. Ta ki Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan çıkıp “Ağustos, tarihimizde zaferler ayı olarak geçer. Bu ağustosta da tarihimizin zaferler halkasına bir yenisini daha ekleyeceğiz” diyene kadar.