Mısır’ın yüzlerce gözaltında ölüm ve işkence vakası, ifade özgürlüğüne yönelik kısıtlamalar ve idam cezasıyla kabaran kırık insan hakları karnesine yönelik uluslararası eleştiriler giderek artıyor. Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi iktidarının 2013’te devrilmesinin ardından ülkede yasaklanan Müslüman Kardeşler hareketi şimdilerde aynı yıl öldürülen yüzlerce protestocu adına adalet aramak için Mısır Hükümeti üzerindeki baskıyı artırmaya çalışıyor. Mursi’nin ölümüyle dikkatler bir kez daha ülkede tutukluların maruz kaldıkları muameleye çevrilmiş durumda.
Mısır’daki insan hakları kuruluşlarının açıklamalarına göre, ailesi ve Müslüman Kardeşler, Mursi’nin 17 Haziran’daki duruşma sırasında ölümünden Mısır Hükümeti’ni sorumlu tutuyorlar. Hükümet devrik liderin sağlık durumunu bilerek göz ardı etmek ve Mursi'yi insani olmayan koşullarda hapsetmekle suçlanıyor. BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliği de Mursi’nin ölümüne ve yaklaşık altı yıl süren tutukluluğu sırasında gördüğü tedavinin ayrıntılarına ilişkin bağımsız bir soruşturma çağrısı yaptı.
Ağustos 2013’te Mursi yönetiminin devrilmesini protesto etmek için Rabia El Adeviye meydanında oturma eylemi yapan göstericilere yönelik müdahalede 632 kişi öldürülmüş, Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) bundan yaklaşık bir yıl sonra, Mayıs 2014'te, hareketin avukatları tarafından Mısır makamlarının olaylardaki sorumluluğunun araştırılması için yaptığı soruşturma başvurusunu reddetmişti. Hareket yaşananların “insanlığa karşı suç” olduğunu iddia ediyor. Protestolar sırasında El Nahda meydanında da 230 gösterici öldürülmüştü. Müslüman Kardeşler’e göre devlet bunların yanı sıra hareketin liderlerini de kitlesel yargısız infazlarla hedef aldı. Bu isimlerden biri de 2015’te Kahire’de yapılan bir ev baskınında öldürülen Nasır El Hafi. UCM başvuruyu bu tür başvuruların ancak Roma Statüsü’ne taraf devletlerce yapılabileceği gerekçesiyle reddetmişti.
Müslüman Kardeşler ise Mursi’nin devrilmesin ve Rabia El Adaviye katliamında rol oynayan askeri yetkililerin yargılanmasına yönelik çabalarını sürdürüyor. Ne var ki bu çabalar, askeri liderlere dokunulmazlık ve diplomatik statü tanıyan dolayısıyla da yurt içi ve yurt dışında yargılanmalarına engel olan bir yasaya takılıyor. Sisi’nin Temmuz 2018’de onayladığı, “Silahlı Kuvvetlere Mensup Bazı Subayların Durumuna İlişkin Yasa” başlıklı kanun, Haziran 2013-Aralık 2014 tarihleri arasında aktif görev alan bazı kıdemli subaylara dokunulmazlığın yanı sıra mali ve muhtelif ayrıcalıklar tanıyor.
AL-MONITOR All-Access gives you unlimited access to all our journalism, the full Daily Briefing, exclusive interviews, premium newsletters, and live events — for less than $2/week.