Türkiye'nin Nabzı

Kobani’ye havadan yardımın bölgesel yansımaları

By
p
Article Summary
ABD, PYD nezdinde kazandığı avantajı, Kürtleri Esad’a cephe almaya sevk etmek için kullanabilir. İnglizceden Türkçeye çevrilmiştir.

ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) 19 Ekim’de, bir ayı aşkın süredir İslam Devleti’nin (İD) kuşatması altında olan Kobani’ye havadan yardım yapıldığını açıkladı. Açıklamada, Irak’taki Kürt yetkililer tarafından temin edilen silah, mühimmat ve tıbbi malzemenin ABD hava kuvvetlerine ait C-13 tipi kargo uçaklarıyla gerçekleştirilen bir dizi sevkiyatla Kobani’ye ulaştırıldığı bildirildi. Türkiye, Kürtler ve ABD arasındaki bölgesel dengeleri derinden etkilemesi beklenen bu hamlenin Tahran ve Şam’da da yakınları olacaktır.

ABD ve müttefikleri Kobani çevresindeki İD mevzilerini zaten haftalardır bombalıyordu. Ancak silah yardımı Suriyeli Kürtler ile ABD arasındaki fiili ittifaka yeni bir boyut kazandırdı.

Aslında Türkiye, sınırındaki Kobani’ye yardım etmek için en uygun konuma sahip. Ancak hükümet, Suriyeli Kürtlerin defalarca dile getirdiği silah ve savaşçıların Türkiye üzerinden Kobani’ye geçmesi talebini ısrarla reddetti. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan 18 Ekim’de Suriye’deki Kürt Demokratik Birlik Partisi, PYD’nin PKK’yle aynı olduğunu söyleyerek şöyle konuşmuştu: “O da bir terör örgütüdür. Bir terör örgütüne kalkıp da bize dost olan NATO'da beraber olduğumuz Amerika'nın böyle bir desteği, açıktan açığa söyleyerek bizden 'evet' ifadesini, yaklaşımını beklemesi çok çok yanlış olur, böyle bir şeyi bizden beklemesi mümkün değil, böyle bir şeye de biz 'evet' diyemeyiz”.

PKK, ABD Dışişleri Bakanlığı’nın da terör örgütleri listesinde yer alıyor ve geçen aya kadar hiçbir ABD yönetimi ne PKK ne de PYD ile irtibat kurmamıştı. Ancak, PKK ve YPG’nin hem Irak hem de Suriye’de İD’e karşı verdiği etkili mücadele ABD’nin stratejik aklında bir paradigma değişikliğine yol açtı. ABD ve Suriyeli Kürtler İD’e karşı savaşta artık ittifak halinde.

ABD Dışişleri Bakanı John Kerry de Endonezya’nın başkenti Cakarta’da yaptığı bir açıklamada Obama yönetiminin Türkiye’nin endişelerini anladığını; ancak Suriyeli Kürtlerin İD’le mücadelesini desteklememenin “sorumsuz” ve “etik açından sorunlu” bir tavır olacağını söyledi.

Kobani'deki uzatmalı savaşın İD’in tercihi olduğunu belirten Kerry, şöyle devam etti: "Orada küçük bir gruba saldırıyorlar ki bunlar Türk dostlarımızın karşı çıktığı kişilerin uzantısı olsa da IŞİD'e karşı yiğitçe savaşıyorlar ve biz de olumlu bir netice almaya odaklanmalıyız." Öte yandan, bunun “geçici bir girişim” olduğunu da vurgulayan ABD’li bakan Washington’un “politikalarında bir sapmanın söz konusu olmadığını Türkiye’ye çok açık bir şekilde” ilettiklerini de anlattı.

Kerry’nin bu açıklamaları ABD Başkanı Barack Obama’nın Erdoğan ile Kobani konusunda yaptığı telefon görüşmesinin birkaç saat ardından geldi. Çok geçmeden, Ankara’nın peşmergenin Türkiye üzerinden Kobani’ye geçerek, YPG’ye silah götürmesine izin vereceği haberleri çıktı. Peki, Türkiye 48 saat içinde PYD’yi terör örgütü olarak tanımlamaktan örgüte silah koridoru açma noktasına nasıl geldi?

Uzmanlar bu baş döndürücü gelişme üzerine kafa yorarken, üzerinde durulması gereken birkaç unsur şöyle sıralanabilir:

  1. Türkiye silah ve savaşçıların kendi topraklarından Kobani’ye geçişine birkaç hafta önce izin vererek, oradaki İD’e karşı mücadele girişimlerine destek olabilirdi. Bu, hem barış sürecini güçlendirir, hem de sınırda konuşlanan Türk tankları ve askerlerinin, İD’le savaşan Suriyeli Kürtleri seyreden fotoğraflarıyla ortaya çıkan PR faciasını önleyebilirdi. Böylelikle “Türkiye’nin İD’i desteklediği” yönündeki iddialar da güçlenmezdi.
  2. Türkiye’nin koridoru, ABD’nin hava yardımlarını başlatacağını Ankara’ya bildirmesinden sonra açmak zorunda kalması, hükümetin Batılı müttefikleriyle çalışma kararlılığına dair şüphelerin de artmasına yol açtı.
  3. Son gelişmelerin PYD’nin PKK’den uzaklaşacağı anlamına gelip gelmeyeceği ise önemli bir soru. Büyük ihtimalle PKK, ABD’yle daha yakın bir ilişki kurmaya çalışacak. PKK’nin Suriye’de PYD; Irak’ta da aynı safta savaştığı peşmergeler üzerinden ABD’yle dolaylı bir iletişim kanalı halihazırda var. Dolayısıyla, PYD’yle PKK’yi birbirinden ayırmaya yönelik her hamle başarısızlığa mahkum. Zira, hem Suriye’deki hem de Türkiye’deki Kürtler PKK’nin İmralı’daki liderli Abdullah Öcalan’a kulak veriyor.
  4. Olası bir ABD-PKK diyaloğu, PKK’nin ateşkesi bozma olasılığını da azlatır, çünkü şiddete başvurmak örgütün yeni filizlenen meşruiyetini zedeler. Türkiye de bu durumu kendi lehine çevirerek, Suriyeli Kürtlere yönelik iyi niyet adımları atabilir. Örneğin, PYD kontrolündeki Serakaniye sınır kapısı yeniden açılabilir. Ayrıca, Kobani üzerinde keşif yapan ABD’ye ait insansız hava araçları İncirlik üssünden koordine ediliyor. Ancak bu bilgi basında pek yer almadı. Yani, Türkiye aslında bu çabalara destek veriyor ama desteğini açıkça ilan etmiyor.
  5. Kürtler ABD’yi Kobani’deki savaşa çekmek için medya ve küresel kamuoyunu başarılı bir şekilde kullandı. Uluslararası medya Kürtleri, bölgenin seküler ve Batı yanlısı gücü olarak lanse ediyor - ki bu tanımlar eskiden Türkiye için kullanılırdı. Kobani, böylelikle koalisyon ile İD arasındaki savaşın simgesi haline geldi ve ABD artık bu cepheyi kaybetmeyi göze alamazdı. Ayrıca, İD güçlerinin Kobani etrafında yoğunlaşması, ABD’nin örgüte ağır darbeler indirmesini sağladı.
  6. ABD’nin PYD/PKK ile yakınlaşmasından muhtemelen Kürdistan Bölgesel Yönetimi Başkanı Mesud Barzani de memnun değil, zira bu grupları rakip görüyor. Ancak, Türkiye’nin aksine Barzani kendisini ‘zor zamanlarında Kürt kardeşlerinin yanında olan yardım sever bir lider’ gibi lanse ederek, tabloyu lehine çevirmeyi başardı.
  7. ABD, PYD nezdinde kazandığı bu avantaj sayesinde, Kürtlere, Suriye rejimine muhalif unsurlarla, bilhassa da Özgür Suriye Ordusu’yla, iş birliği yapma konusunda baskı yapabilir. Dolayısıyla YPG’nin muhtelif muhalif unsurlarla yaptığı iş birliği genişleyecektir.
  8. Peki, Suriye rejimi ile Kürtler arasındaki fiili saldırmazlık paktı sona mı eriyor? Bunu söylemek için henüz çok erken, zira ABD ısrarla Suriye’ye müdahalesinin İD’le sınır olduğunu vurguluyor. Kürtler de mümkün olduğu müddetçe saldırmazlığı sürdürecektir.
  9. PYD’nin bir diğer destekçisi İran’da durum ne? PYD’nin Amerikalılarla ilişkisi Tahran’ı kırdırır mı? Bu, büyük ölçüde ABD ve İran arasındaki nükleer müzakerelerin başarısına bağlı. Eğer müzakereler başarısız olursa PKK, ABD’nin İran’a karşı kullanacağı bir koz haline gelebilir.
  10. Orta Doğu’daki hiçbir ittifak çantada keklik kabul edilemez.

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun

  • Güncellenmiş ve ödüllü Lobicilik Yazı Dizisi
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Özel etkinlikler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Haftalık lobicilik bülteni
Bu bölümlerde bulundu: ypg, us, turkey, syria, pyd, pkk, john kerry

Amberin Zaman, Washington Post, Los Angeles Times, Daily Telegraph ve Amerika’nın Sesi gibi medya kuruluşları için Türkiye’de muhabirlik yapmış olan, İstanbul’da yerleşik bir gazeteci yazardır. Türk televizyon programlarına sık sık yorumcu olarak katılan Zaman, 1999’dan bu yana The Economist dergisinin Türkiye muhabiri olarak görev yapmaktadır. ABD düşünce kuruluşu German Marshall Fund’ın “On Turkey” yayınlarına düzenli olarak katkı yapan Zaman, önde gelen Türk gazetelerinde de köşe yazarlığı yapmıştır. Uzmanlık alanları, Türk dış politikası, Kürtler ve Türkiye-Ermenistan ilişkileridir. 

x

The website uses cookies and similar technologies to track browsing behavior for adapting the website to the user, for delivering our services, for market research, and for advertising. Detailed information, including the right to withdraw consent, can be found in our Privacy Policy. To view our Privacy Policy in full, click here. By using our site, you agree to these terms.

Accept