Gulf Pulse

Suudi-Katar kavgasının son cephesi: Yemen

By
p
Article Summary
Körfez bölgesinde Suudi Arabistan ile Katar arasında yaşanan nüfuz mücadelesi, Yemen’e kadar uzanıyor ve ülkenin zaten kırılgan olan istikrarına ilave baskı oluşturuyor. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.

Yoksul ve istikrarsız bir ülke olan Yemen, bağımsız kararlar alamıyor ve çevresinde yaşanan kavgaların etkisinden kaçamıyor. Yemen, 5 Mart’ta Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Bahreyn’in Doha’dan büyükelçilerini çekme kararına katılmadı. Ancak bu, Yemen’in Katar’ın politikalarına destek verdiği anlamına gelmiyor. Aynı şekilde Yemen, Körfez ülkelerinin Doha’ya karşı bu tavrını eleştirmedi ve konuyu sadece bu devletleri ilgilendiren bir mesele olarak gördü. Ancak Yemen’in bu tutumu da aradaki sıcak ilişkilere rağmen söz konusu ülkeleri hoşnut ettiği anlamına gelmiyor. Körfez’deki kavga, Yemen için önemli bir konu. Zira kavganın tarafları, Yemen’de büyük bir etki gücüne sahip.

Yemen yıllarca Arap kardeşlerinin anlaşmazlıklarından mağdur oldu. Arap Baharı’ndan bu yana işler daha da kötüye gitti. Yemen üzerinde güçlü etkiye sahip Riyad, Doha ve son dönemde Abu Dabi gibi Körfez’in sermaye merkezlerinin çekişmesi, Yemen’in durumunu iyice zorlaştırıyor. 

Suudi Arabistan ile Katar, 2011’den bu yana Yemen üzerinde sert bir nüfuz mücadelesi yürütüyor. Kavganın ana konusu, Yemen’de yaygın faaliyet gösteren Müslüman Kardeşler. Hareketin Yemen’deki kolu Islah, ülkede önemli bir siyasi rol oynuyor. Müslüman Kardeşler’i geçtiğimiz günlerde terör listesine ekleyen Riyad, örgütü desteklediği için Katar’ı suçluyor. Katar, Müslüman Kardeşler’e destek verirken Islah ile Suudi Arabistan’ın geçmişteki yakın ilişkisi, Arap Baharı ile birlikte keskin bir şekilde bozuldu. Riyad’a göre Katar, Suudi Arabistan’a zarar vermek amacıyla İran’la birlikte Hutileri de destekliyor. Riyad, Hutilerle 2009 yılında kısa süreli bir savaş yaşamıştı.

Ancak Yemen meselesi oldukça çetrefilli. Yemen’deki Müslüman Kardeşler, bugünün aksine eskiden Suudi Arabistan’la yakın ilişiklere sahipti, Katar’la ortaklıkları ise ancak 2011’de başladı.

Bu tablo, Yemenli siyasetçilerle diplomatları zor durumda bırakıyor. Körfez’deki kavgada Yemen nasıl bir tavır takınmalı? Yemen’deki siyasi parti ve hareketlerin bölgesel güçlerle ilişkileri nasıl ele alınmalı?

Yemen’deki yönetim oldukça kırılgan. Yerel gruplarla bölgesel güçlerin oluşturduğu cepheler, Yemen’in seçeneklerini fazlasıyla kısıtlıyor. Yemen genelde İran’ı iç işlerine karışmakla suçlayarak yetiniyor. Zira İran’ın müdahaleleri biliniyor ve tezahürleri de görülebiliyor. Ayrıca, Tahran’a laf söylemek, bölgesel ülkelerin Yemen’e müdahale konusunda birbirine yönelttiği suçlamaları bizzat dile getirmek kadar tehlikeli değil. Kaldı ki Tahran’ın eleştirilmesi, tüm Körfez ülkelerini -- farklı ölçülerde de olsa – hoşnut ediyor olmalı.

Yemen’in finansal bağları da siyasi manevra kabiliyetini engelliyor. Zira bu bağlar, çoğunlukla bölgesel düzeyde olup Riyad, Doha, Abu Dabi ve Kuveyt’le sınırlı. Yemen’e 2012’den bu yana toplam miktarı 7,8 milyar doları aşan mali yardım ve kredi sözü verildi. Ancak şu ana dek fiilen aktarılan miktar, 2,2 milyar doların altında ki Suudi Arabistan’ın Yemen Merkez Bankası’ndaki bir milyar dolarlık mevduatı da buna dâhil. 7,8 milyar dolarlık yardımın yüzde 55’i Körfez İş Birliği Konseyi üyeleri tarafından vaat edilirken, Suudi Arabistan 3,25 milyar dolarla en yüksek yardım sözünü verdi. Yani Yemen bu ülkelerden birini öfkelendirecek bir tutum izleyemez.

Ancak her ne kadar Yemen hükümeti bir tek resmi para kanallarıyla ilgili olsa da hikâye bunlarla bitmiyor. Kardeş devletlerin Yemenli gruplara destek sağladığı gayri resmi para kanalları da Yemen’in geleceğini etkileyen bir mesele. Suudi Arabistan, hem Sana’daki elçiliği vasıtasıyla hem doğrudan Riyad’dan Yemen’deki aşiret ve dini gruplara el altından destek sağlıyor. Islah ise bölgesel değişimler neticesinde Suudilerden nasiplenen ittifaktan kopup hasım cepheye geçmiş oldu.

Öte yandan, Müslüman Kardeşler’in Yemenli aşiretler ve Suudi Arabistan’la ilişkileri belirleyici önem taşıyor. Bu ilişkiler son derece derin ve çetrefilli çıkarlar üzerinden şekilleniyor. Riyad, bugüne dek buradaki güç dengesini hep kendi lehine oluşturmayı becerdi.

Ne var ki şimdi Katar, Suudi Arabistan’ın Yemen’deki son derece hassas işlerine burnunu sokuyor. Buna Yemenli işçiler konusu da dâhil. Kasım 2013’te yeni bir iş kanunu çıkaran Suudi Arabistan, on binlerce Yemenliyi sınır dışı etti. Hâlen devam eden bu uygulama kapsamında ocak-mart döneminde bir tek Sana havaalanına inen, sınır dışı edilen Yemenlilerin sayısı, 12 bin 500’ü buldu.

Katar ise kapılarının Yemenli işçilere açık olduğunu açıkladı ve Yemenlilerin eğitim ve sağlık hizmetlerinde Katar vatandaşı muamelesi göreceğini belirtti. Riyad’ın yaptıkları ise gerekçesi ne olursa olsun, Yemen halkında Suudi Arabistan’a karşı büyük bir öfke uyandırdı. Zira ülkeleri zaten kritik bir dönemden geçiyordu.

Yine de menfaatler söz konusu olduğunda Yemen’in Suudi Arabistan’la resmi ve halk düzeyindeki bağları, Katar’la olan bağlarıyla kıyaslanamaz. Suudi Arabistan Yemen’in en büyük mali destekçilerinden biri ve yaklaşık iki milyon Yemenli hâlen Suudi Arabistan’da yaşıyor.

Yine de Katar, Yemen’le ilgili meseleleri kullanma gücünü koruyor. Örneğin Katar, kasım 2013’ün sonunda haksız olarak kamu hizmetinden çıkarıldıklarını iddia eden güney Yemenlileri tazmin etmek için kurulan vakfa 350 milyon dolarlık bağış sözü verdi. Bu fon, daha önce vaat edilen 7,8 milyar dolarlık yardıma dâhil değil.

Yemen Cumhurbaşkanı Abid Rabbo Mansur Hadi bugün Körfez devletlerinin anlaşma ve anlaşmazlıklarının tutsağı durumunda. Güçsüz konumu nedeniyle de sessiz durmayı tercih ediyor, bilhassa Yemen’in en hassas meselelerinde.

Yemen’deki ihtilaflar, ülke sınırları dışından yönetiliyor ve bölgesel devletlerce finanse ediliyor. Bu devletlerin tümü, resmiyette Yemen’in istikrarına destek beyan edip iç işlerine karışmadıklarını söylüyor. Ancak el altından yaptıkları, başka bir tablo çiziyor.

Hadi, 31 Mart’ta yaptığı açıklamada İran’ı kuzeyde Hutilere, güneyde de Güney Hareketi’ne destek vermekle suçlarken, Riyad’a Yemen’e yardım çabaları için övgüler yağdırdı, Doha’yı ise ne suçladı ne de övdü.

Yemen, bugün bölgede çekişenlerin iradesine tam bağımlı olmanın eşiğinde duruyor ve geçmişte de benzerini yaşadığı bir felakete doğru ilerliyor. Yemen, Saddam Hüseyin’e karşı 1990 Körfez Savaşı’nı desteklemeyi reddedince bölgesel bir anlaşmanın kurbanı olmuş, Körfez devletleri bir milyonu aşkın Yemenli işçiyi atmıştı.

Yemen’deki güç dinamiklerinde değişen bir şey yok. Zengin Körfez devletlerinin Yemen’deki güçlü etkisi de aynen devam ediyor. Yemen’in Körfez içi kavgada bir cephe hattına dönüşüyor olması ise zaten çetrefilli ve istikrarsız olan siyasi ortamına zor bir katman daha eklemiş oluyor.

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun

  • Güncellenmiş ve ödüllü Lobicilik Yazı Dizisi
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Özel etkinlikler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Haftalık lobicilik bülteni
Bu bölümlerde bulundu: yemen, saudi arabia, qatar, gulf states, gulf cooperation council, foreign policy, feud, abed rabbo mansour hadi

Farea al-Muslimi, Al-Monitor’da köşe yazarıdır. Twitter hesabı: @AlMuslimi

x

The website uses cookies and similar technologies to track browsing behavior for adapting the website to the user, for delivering our services, for market research, and for advertising. Detailed information, including the right to withdraw consent, can be found in our Privacy Policy. To view our Privacy Policy in full, click here. By using our site, you agree to these terms.

Accept