ANKARA -- 15 Temmuz 2016’daki başarısız darbe teşebbüsünden iki gün sonra Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Başdanışmanı Şeref Malkoç devlet televizyonu TRT’de konuşurken şöyle demişti: “Darbeye teşebbüs edenlere karşı milletin meşru müdafaa hakkını savunması için ruhsatlı silah verilmesinin önünün açılması lazım.”
Bu sözler, o günlerdeki sıcak atmosferde darbeye karşı sokağa çıkanların 200’den fazlasının yaşamını yitirdiği bir ortamda fazla tartışılmadı. Hatta darbe ve benzeri girişimlere karşı halkın silahlandırılması gereği makul bir düşünce olarak da algılandı.
Ancak sonrasında yaşanan bazı gelişmelerle organize oluşumlar dikkat çekmeye başladı. Son olarak 24 Aralık 2017’de yayınlanan 696 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile 15 Temmuz darbe teşebbüsü sırasında ve sonrasındaki olaylarda terörle mücadelede yer alan sivillere cezasızlık ve yargılanmama güvencesi getirilmesi tartışmaları alevlendirdi. Muhalefet partileri bunun milisleşmeye, silahlanmaya zemin hazırladığını, kontrol edilemeyecek sonuçları olabileceğini, iç savaşa kadar varabileceğini öne sürüyorlar.
KHK’daki bu düzenlemelerle Erdoğan’ın kendi silahlı milis gücünü oluşturmayı planladığı iddiaları gündeme getiriliyor.
AL-MONITOR All-Access gives you unlimited access to all our journalism, the full Daily Briefing, exclusive interviews, premium newsletters, and live events — for less than $2/week.