“Kimseyi ikna edemiyorum”
Gazeteci Paula Yacoubian geçen hafta Lübnan Başbakanı Saad Hariri ile mülakat yaparken şöyle diyordu: “Suudi Arabistan Krallığı’nda tutsak olmadığınıza, rehin tutulmadığınıza, şu an sizin evinizde olmamıza rağmen ev hapsinde olmadığınıza kimseyi ikna edemiyorum. Ben dahi bu tiyatronun parçası olmakla suçlanıyorum.”
Hariri kendisine ait İstikbal TV’de yapılan mülakatta her şeyin yolunda olduğu, Suudi Arabistan’da tutsak olmadığı konusunda ısrarcı oldu. Ancak bu arada belki bir litre su içti. Yorgun görünen ve zaman zaman gözleri dolan Hariri bir ara şu ifadeyi kullandı: “Ailemi de düşünmek zorundayım. (...) Babam hayatını kaybettikten sonra neler yaşadığımı biliyorsunuz.”
Olup bitenler Marx kardeşlerden birinin zamanında sorduğu soruyu akla getiriyor: “Kime inanacaksınız? Bana mı, kendi gözlerinize mi?” Beyrut’tan Kahire’ye tek bir taksici bile Hariri’nin kendi iradesiyle hareket ettiği, Suudi Arabistan’a Veliaht Prens Muhammed Bin Selman’la olan özel, kardeşçe ilişkileri kapsamında gittiği iddiasına inanmıyor. Birleşik Arap Emirlikleri Veliaht Prensi Muhammed Bin Zayid’in sayesinde olaya müdahale edip Hariri’nin serbest kalmasını sağlayan Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron da inanmıyor. Suudilerin Lübnan’ın iç işlerine müdahalesini eleştirerek Suudi-Alman ilişkilerinde krize yol açan Almanya Dışişleri Bakanı Sigmar Gabriel de inanmıyor. Hariri’nin “Viyana Sözleşmesi’ne aykırı olarak gözaltında tutulduğunu” söyleyen Lübnan Cumhurbaşkanı Mişel Aun da inanmıyor. Suudi Arabistan’ı “sorumsuzluk ve bölgedeki ülkelere gözdağı vererek boyun eğdirtmeye çalışan pervasız bir liderlik” ile suçlayan Katar Dışişleri Bakanı Muhammed Bin Abdülrahman El Sani de inanmıyor.
AL-MONITOR All-Access gives you unlimited access to all our journalism, the full Daily Briefing, exclusive interviews, premium newsletters, and live events — for less than $2/week.