Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Bahreyn ve Mısır 5 Haziran’da Katar’la diplomatik ve ticari ilişkilerini keserek Doha’ya yönelik fiili bir abluka başlattı. Meselenin nedenlerine ilişkin tartışmalar sürerken Suudilerin öncülüğündeki Katar karşıtı hamle Tahran’da da İran’ın kavgadaki tutumuna ve bunun sonuçlarına ilişkin bir tartışma başlattı.
Resmi düzeyde İran Dışişleri Bakanı Muhammed Cevat Zarif’in konuya ilişkin yorumu gecikmedi. Bakan 5 Haziran’da şu tweeti attı: “Komşular kalıcıdır, coğrafya değişmez. Cebir hiçbir zaman çözüm olamaz. Bilhassa da bu hayırlı Ramazan ayında diyalog zaruridir.” Cumhurbaşkanı’nın siyasi işlerden sorumlu Özel Kalemi Hamit Ebutalibi ilişkileri kesmenin krizi çözmekte doğru bir yol olmadığı paylaşımını yaparken Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Behram Kasımi de İran’ın komşuları arasındaki bu anlaşmazlığın tüm bölge ülkelerinin menfaatlerini tehdit ettiğini belirterek tarafları sorunları diyalogla çözmeye çağırdı.
Böylelikle Tahran, Suudi Arabistan öncülüğünde Katar’a karşı atılan adımı cepheleşme yerine diyaloğa vurgu yapan açıklamalarla eleştirmiş oldu. Peki, İran Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) içindeki bu kavganın çözülmesini gerçekten istiyor mu?
İran-Suudi Arabistan ilişkileri on yılı aşkın süre boyunca büyük iniş çıkışlara sahne oldu. Bunların sonucunda Suudi Arabistanlı önde gelen muhalif bir Şii din adamı idam edildi ardından da Suudi Arabistan’ın Tahran’daki diplomatik temsilcilikleri basıldı ve Riyad 2016 ocak ayında Tahran’la ilişkilerini kopardı. Suudi Kralı Selman Bin Abdülaziz El Suud da selefi Kralı Abdullah’ın Tahran ve Müslüman Kardeşler’i aynı anda bastırma siyasetinin yerine İran’ı yalnızlaştırmaya öncelik verdi. Böylelikle İran ile Suudi Arabistan arasındaki rekabet düpedüz bir husumete dönüştü.
AL-MONITOR All-Access gives you unlimited access to all our journalism, the full Daily Briefing, exclusive interviews, premium newsletters, and live events — for less than $2/week.