Avrupa’ya kontrolsüz mülteci akımını durdurmak için Türkiye ile Avrupa Birliği arasında 18 Mart’ta yapılan anlaşma Ankara’daki hükümet çevrelerinde büyük bir memnuniyet yarattı. Başbakan Ahmet Davutoğlu anlaşmayı “tarihi” diye niteledi. Ne var ki, Türkiye’deki herkes Hükümetin söylediği gibi Ankara’nın bu pazarlıktan kazanan olarak çıktığına kani değil. Ayrıca pek çok kişi mültecilerle ilgili olmayan kazançlar için bu çaresiz insanların kaderinin koz olarak kullanılmasının ahlaken ne kadar doğru olduğunu sorguluyor.
Anlaşma 4 Nisan’dan itibaren AB topraklarına Türkiye üzerinden kanunsuz yollarla geçen ya da 20 Mart tarihinden sonra geçmiş olan tüm mültecilerin geri gönderilmesini öngörüyor. Avrupa da bunun karşılığında geri gönderdiği her mülteci için yasal yollarla bir mülteci kabul edecek.
Avrupa’ya yasal yollarla gönderilecek mülteciler için tavan sınır 72 bin olarak belirlendi. Bu sayının aşılması durumunda anlaşma kanunsuz yollardan geçişi önleme misyonunu yerine getirmemiş sayılacak. En azından kağıt üzerinde zorunlu ya da toplu sınır dışı uygulamaları olmayacak ve mültecilerin Türkiye’ye gönderilme süreci BM Mülteciler Yüksek Komiserliği (BMMYK) tarafından izlenecek. Bu arada, BMMYK da anlaşmanın kanuni olup olmadığına ilişkin bazı çekincelerinin bulunduğunu açıkladı.
AB “Türkiye’deki Mülteciler için Düzenleme” anlaşması adı verilen mutabakat kapsamında Ankara’ya 3 milyar (3.4 milyar) avro tahsis edecek. Ayrıca 2018’in sonuna kadar buna ilave bir 3 milyar avro daha tahsis edilecek. AB ayrıca Türkiye’nin belirlenen 72 şartı yerine getirmesi halinde 2016 sonunda Türk vatandaşlarına AB’ye vizesiz giriş hakkı tanıyacak ve hükümet bu şartları karşılamaya hazır olduğunu söylüyor. Bunun yanı sıra bazı birlik üyelerinin Türkiye’nin AB’ye üyeliğine yönelik engellemeleri kaldırılacak ve süreç “yeniden canlandırılacak”.
AL-MONITOR All-Access gives you unlimited access to all our journalism, the full Daily Briefing, exclusive interviews, premium newsletters, and live events — for less than $2/week.