DİYARBAKIR - “Ya biz balık yiyeceğiz, ya da balıklar bizi yiyecek”. Bunlar ayladır Diyarbakır’daki sığınmacı kampında yaşayan Şengalli Şelo Karo’nun, otobüse binerken söylediği sözler. Karo, bu sözleriyle Ege Denizi’ni aşarak Avrupa’ya ulaşmaya çalışan Suriyeli sığınmacıları kast ediyor. Karo da ailesini alarak bu yolla Avrupa’ya gitmek istiyor.
Diyarbakır-Mardin karayolunun 20. kilometresinde bulunan Şengal Kampı bugünlerde hareketli. Aralarında Karo eşi ve 4 çocuğunun da bulunduğu, onlarca kişi ellerinde valizleriyle kampın kapısında toplanıyor.
Biraz sonra gelecek olan otobüse binecekler. Hareketlilik Şengal’in IŞİD’den kurtarıldığı günlere denk geliyor. Ancak otobüs Şengal’e gitmeyecek. İstikamet İstanbul. Şengal’den kaçarken dağ yoluyla Türkiye’ye gelen Ezidilerin çoğunun pasaportu yok. Önce İstanbul’daki Irak Konsolosluğu’ndan pasaport alacaklar. Sonra ne mi yapacaklar?
Şelo Karo yola çıkmadan Al Monitor’in bu sorusuna şöyle yanıt veriyor: “Şengal özgürleştirildi ama çevresinde hala Arap aşiretler var. Gitmemiz mümkün değil. Şengal onların olsun biz Avrupa’ya gidiyoruz. Kendimizi suya vuracağız ve gideceğiz. Ya biz balık yiyeceğiz ya balıklar bizi yiyecek. Böyle bir hayat yetti artık. Şengal sağlamdı, yıktılar. Kendi evlerimizdeydik, bu hale geldik. 1 yıldır kimse bizi sormuyor, başımıza gelenleri kimse sormuyor.”
AL-MONITOR All-Access gives you unlimited access to all our journalism, the full Daily Briefing, exclusive interviews, premium newsletters, and live events — for less than $2/week.