Tarih boyu Hititlerden, Friglere, Romalılara kadar çok sayıda uygarlığa ev sahipliği yapan başkent Ankara’nın neredeyse her adımı, bu uygarlıkların izlerini taşıyan sayısız kalıntılarla dolu. Ancak gelin görün ki bu kalıntılar üzerine genelevlerden resmi binalara; caddelerden sokaklara kadar sayısız yapı inşa edilmiş. Bunların bir kısmı, kısa süre önce yıkıldı. İnsanlık tarihine ışık tutacak kalıntılar, şimdi toprak altında keşfedilmeyi bekliyor.
Bu keşif yolculuğunu yüz yıllardır bekleyen tarihi dokulardan biri Romalılara ait. Romalılara özgü ünlü hamamlara. Hamamlar Roma İmparatorluğu’nda kent yaşamının önemli bir parçasını teşkil ediyor. Bu mekânlar insanların temizlenmekten öte birbirleri ile iletişim kurdukları ve boş vakitlerini geçirdikleri sosyal alanlarmış. Buraları İmparatorluk ile öyle özdeşleşmiş ki savaşlarda ele geçirilen bölgelerin Romalılaştırılması için buralara önce hamam yapılırmış.
Tarihe meydan okuyarak, kalıntılarını bugüne kadar taşıyabilmiş en büyük Roma hamamlarından biri bugün başkent Ankara’da. Kent merkezindeki Ulus ilçesinde bulunan hamam, 80-130 metre boyutunda, taş ve tuğladan yapılmış. 3. Yüzyılda Roma İmparatoru Caracalla tarafından, Sağlık Tanrısı Asklepion adına inşa edilmiş. Hamamda açık ve kapalı iki bölüm varmış. Kapalı bölümünde sıcak, soğuk ve ılık alanlar var. Ayrıca yıkanma, terleme yerleri, avlu, ocak ve servis kısımları da mevcut. Hamamın giriş bölümünde Palaestra denilen beden eğitimi ve güreş yapılan bir alan bulunuyor. Hamamın en dikkat çekici bölümü ise üzerindeki dikdörtgen ve yuvarlak şekillerdeki çok sayısız sütunları.
Şu an Başkentin orta yerinde açık hava müzesi olarak meraklıların uğrak yeri haline gelen bu hamam, Cumhuriyetin ilk yıllarında antik bir harabe görüntüsündeymiş. Hamam, 1937’de Türk Tarih Kurumu’nun yaptığı kazılar sonucu ortaya çıkarılmış. Ancak hamamın bir ucu, hala yanı başında bulunan Çankırı Caddesi altında kaldığından tam olarak yeryüzüne çıkarılamamış. Hamamın diğer ucu ise kısa süre önce yapılan kazılarda ortaya çıkarıldı. 2000’li yıllarda Kültür Bakanlığınca yapılan kazılarda hamama su taşıyan kanallar bulundu. Ancak bu tarihi kanalların üzerine 1930 yılında çok sayıda iki-üç katlı evler dikilmiş. 1980’de SİT alanı olmasına karşın bu evler, genelev olarak hizmete açılmış.
AL-MONITOR All-Access gives you unlimited access to all our journalism, the full Daily Briefing, exclusive interviews, premium newsletters, and live events — for less than $2/week.