Ana içeriğe atla

İslamcı bir feminist: Hidayet Tuksal

İslamcı feminist Hidayet Tuksal, Havva’nın Adem’in kaburgasından yaratıldığı, şeytanın kadının peşinde gezdiği rivayetler üzerine bir doktora tezi hazırlayarak, İslam’da kadınlara ilişkin söylemi sorguladı, cinsiyetçi bakış açısının din öğretisini biçimlendirdiğini söyledi.

Women walk past a mosque in Ankara April 22, 2007. The women at a protest in Istanbul's old quarter want to wear their headscarves in school, university and parliament, but Muslim Turkey's secular system forbids that, with laws pious Muslims see as a breach of their personal and religious freedom. The Islamist-rooted ruling AK Party says it wants to lift the ban, a key demand of its grass-root supporters, but has faced fierce opposition from Turkey's powerful secular elite.  Picture taken on April 22, 2007.

İslamcı feminist Hidayet Tuksal, Havva’nın Adem’in kaburgasından yaratıldığı, şeytanın kadının peşinde gezdiği rivayetler üzerine bir doktora tezi hazırlayarak, İslam’da kadınlara ilişkin söylemi sorguladı. Tuksal, doktorasını yazdığı süreçte, cinsiyetçi ve kadın karşıtı bir zihniyetin dinsel kaynakları, din ulemasını, din öğretisini nasıl olumsuz anlamda etkilediğini ve biçimlendirdiğini fark ettiğini belirtiyor. Asıl önemlisi Tuksal’a göre, bu zihniyet günümüzde de devam ediyor.

Hidayet Tuksal, Mardin Artuklu Üniversitesi’nde hocalık yapan bir İlahiyatçı. İlahiyat Fakültesi mezunu, başörtülü bir kadın. Bu haliyle muhafazakâr bir Müslüman. Ancak onda ağır basan bir yan daha var, o da feminist görüşleri. İslam’da kadının yeri üzerine yaptığı feminist çıkışlar, Türkiye’de gündem yaratıyor, tartışma zemini buluyor.

Hidayet Tuksal, Rumeli göçmeni bir aileden geliyor. Hem annesi hem de babası Rumeli göçmeni olunca, çocukluğunu “Dinin kimliğin kurucu bir öğesi” olarak tanımlandığı Rumeli kültüründe yaşadığını söylüyor. Oldukça dindar olan ananesini rol model aldığını anlatan Tuksal’ın, İlahiyat Fakültesi’nde okuması ise zorunluluktan kaynaklanmış. Türkiye’de sol sağ çatışmasının doruğa ulaştığı ardından da 12 Eylül askeri darbesinin gerçekleştiği 1980 yılında üniversiteye giren Tuksal, babasının “Çatışmalardan uzak tek yer İlahiyat, başka bir yere göndermem” demesi üzerine İlahiyat Fakültesi’ne girmiş. Tuksal, üniversite öğrenciliği sırasında farklı grupların toplantılarına girmiş, tarikata katılmış, dini öğretileri tavizsiz bir şekilde yerine getirme konusunda da elinden geleni yapmış. Bu arada okumaya, farklı bakış açılarını öğrenmeye de devam eden Tuksal, “Birikimim arttıkça, dinî öğretinin büyük ölçüde insani yorumlara bağlı olarak geliştiğini sezdim. Böylece, dini öğreti alanında kendi yorumlarımı da yapabileceğimi anladım. İşte bu aşama beni kısmen özgürleştirdi” diyor.

Üniversitedeyken başörtüsü takmaya başlayan Hidayet Tuksal için yaşam bundan sonra zorlaşmış. Şu an Türkiye’de başörtülü kadınlar için bir özgürlük alanı sağlanmış olsa da 2000’li yıllara kadar, başörtülü kadınlar iş hayatında ve üniversitelerde türlü yasaklar ve önyargılarla karşı karşıyaydı. Tuksal da bunlardan olabildiğince payını almış.

SUBSCRIBER EXCLUSIVE

Continue reading this exclusive analysis

Original reporting and analysis unavailable elsewhere. Subscribe to AL-MONITOR to read this story and access everything we publish