Filistin Yönetimi Başkanı Mahmud Abbas’ın 1 Nisan’da 15 BM kurumuna devlet statüsüyle üyelik başvurusu yaptığı anlaşılınca Likud Partisi’nin kıdemli bir bakanı, çalışma arkadaşlarına şu mesajı attı: “Barış tehlikesi atlatılmıştır.” Söz konusu bakan, kamuoyu önünde Başbakan Benjamin Netanyahu’ya arka çıkıyor ve iki devletli çözüme “destek” veriyor. Ne var ki içinden şunu çok iyi biliyor ki ABD Dışişleri Bakanı John Kerry’nin aklındaki ödün ve önerilere onay ya da destek verirken yakalanan herkes, yaklaşan Likud ön seçimlerinde ağır bir bedel öder.
Bu nedenle İsrail’de var olmak isteyen tüm sağ veya merkez siyasetçileri, işlerin böyle kalmasının daha iyi olduğunu bilir. Filistinlilerle müzakere veya barış, iç siyasette mutlaka bela anlamına gelir. Kim niye başına bela almak istesin ki? Kıdemli Likud bakanları, işte bu soruyu soruyor. Aynı soru, Kerry için de geçerli. Zira bu hafta onun başına gelenler, sağcı İsrail bakanlarının dertlerini bile aştı. Kerry’nin başını sadece İsrailliler değil Filistinliler de ağrıttı.
Kerry’nin barış girişimine bu hafta olanlar, şu an içine düştüğümüz çıkmaza giden güzergâhta tek tek kalın harflerle duvarlarda yazılıydı. Bir yanda sonu önceden belli bir başarısızlık hikâyesi, diğer yanda ise önüne geçilmeyen ama biraz çocuksu bir hevesle müzakerelere asılan Kerry’nin heyecanı vardı. Kerry, son 20 yılın tarihini inceleyip sorgulamış olsaydı, kalkıştığı işin imkânsız bir görev olduğunu anlardı. Kimse böyle bir görevden sağ dönebilmiş değil. Tom Cruise bile bu iki inatçı tarafı ortak noktada buluşturamazdı. Neticede, yapılmak istenen – en iyi niyetlerle olsa da – deveye hendek atlatmaya veya yağ ile suyu karıştırmaya çalışmak gibiydi.
Tüm selefleri gibi Kerry’nin de sorunu, mantık çerçevesinde düşünmek. Kerry’nin mantığı Amerikalı, kozmopolit bir mantık, yani mantıklı bir mantık. Mantığın bu türü, Orta Doğu’da pek nadir bulunur. Kerry taraflarla ayrı ayrı görüştüğü zaman, toplantılardan coşkulu ve güven dolu çıkar. Netanyahu, uzun uzun barışın elzem olduğunu anlatır, kapalı kapılar ardında barışın acı faturasını ödemeye hazır olduğunu söyler vesaire vesaire… Mahmud Abbas da tıpatıp aynısını yapar. Ne zaman ki sıra icraata veya ödün vermeye gelir, işte o zaman her şey tuzla buz olur.
AL-MONITOR All-Access gives you unlimited access to all our journalism, the full Daily Briefing, exclusive interviews, premium newsletters, and live events — for less than $2/week.