Eğer Başbakan Erdoğan’a inanacak olursak, protestoların arkasındaki isimler “faiz lobisi,” “yabancı güçler,” ve Türkiye içindeki “işbirlikçiler.” Başbakan’ı destekleyenlerin elinde daha da ilginç isimler var: olayları güya kışkırtan Amerika, Britanya, Fransa, İran, İsrail, Rusya, ve Suriye ajanları.
Bu kadar farklı çıkarları ve öncelikleri olan ülkeler Türkiye’yi bu kadar çabuk ve kolayca karıştırmak üzere nasıl anlaştılar, bunu bilmiyoruz.
Ancak Başbakan Erdoğan’ın komplo teorilerine sarılması çok garip bir çelişki içeriyor: 2002’de iktidara geldiğinden beri Başbakan’ın en önemli önceliği Türkiye’nin küresel yatırımcılarla ve yabancı ülkelerle ilişkilerini düzeltmek olmuştu. Adalet ve Kalkınma Partisi’nin son on sene içindeki başarılarına bakacak olursak – ekonomin büyümesi, Türkiye’nin artan küresel prestiji, ve askerin siyasetten çekilmesi – hepsinde uluslararası desteğin önemli bir rolü olduğunu görebiliriz.
Tabi burada amaç Erdoğan’ın arkasındaki halk desteğini görmezden gelmek değil. Zira Başbakan Türkiye’nin geniş kesimlerine hitap edemeseydi, AKP geçtiğimiz senelerdeki fırtınalara karşı koyamazdı. Zaten AKP’yi de yabancı güçler değil, Türkiye’de vatandaşların oyları iktidara getirdi ve orada tuttu.
AL-MONITOR All-Access gives you unlimited access to all our journalism, the full Daily Briefing, exclusive interviews, premium newsletters, and live events — for less than $2/week.