TARTUS/ŞAM -- Sol bileğindeki gül dövmesiyle dikkat çeken May Nace Haluf, merhum babasının Tartus'un tepelerinde sevgiyle inşa ettiği taş evde, püsküllü bir kadife koltukta dimdik oturuyor. 47 yaşındaki bu boşanmış kadın, Suriye’de 5 Ekim'de yapılan tartışmalı parlamento seçimlerine niçin katıldığını ve nasıl kazandığını anlatıyor. Haluf'un hikayesi, Suriye'nin muhtelif azınlıkları ile yeni İslamcı liderleri arasındaki girift ilişkileri yansıtıyor. Bu ilişkilerde Hristiyanlar en üstte, Aleviler en altta yer alırken tüm bu toplulukları ayıran çizgilerin göründüğünden daha bulanık olduğu anlaşılıyor.
Seçimlerdeki başarısının ardından ilk röportajını Al-Monitor'a veren Haluf, “Çok mutluyum ve büyük bir sorumluluk taşıyorum. Seçimler çok olumlu bir şey. Sadece bir azınlık grubunun üyesi olarak değil, tüm halk adına konuşuyorum” diyor. “Aday olmamı hükümetin bazı temsilcileri rica etti. Kilise liderleri de katkıda bulunmanın görevim olduğunu söylediler” diye anlatıyor.
İçinde bulunduğu sosyal ve dinsel ortamı anlamak için çatıya çıkmamız gerektiğini söylüyor. Çatıya ulaştığımızda yukarıdaki tepelerde ve aşağıdaki ovalarda beyaz badanalı evlerden oluşan öbekleri işaret ederek “Bu Sünni köyü, bu Alevi köyü, bu Hristiyan köyü” diyor ve isimlerini sayıyor.
Haluf, 119 parlamento sandalyesini kazananlar arasında altı kadından biri ve tek Hristiyan. Oldukça karmaşık ve henüz tamamlanmamış olan süreç, yaklaşık 6 bin seçici delegenin belirlenmesi ve bunların adaylara oy vermesine dayanıyor. Kazananların çoğu Sünni erkeklerdi. Seçim sürecine eleştirel bakanlara göre seçimlerin öncelikli amacı, Aralık 2024’te eski diktatör Beşar Esad'ın rejimini deviren, cihatçılıktan devlet adamlığına geçiş yapan Cumhurbaşkanı Ahmed Şara'nın geçici hükümetini meşrulaştırmak ve iktidarını pekiştirmesine yardımcı olmaktı.
AL-MONITOR All-Access gives you unlimited access to all our journalism, the full Daily Briefing, exclusive interviews, premium newsletters, and live events — for less than $2/week.