Trump’ın dönüşü Orta Doğu için hem devamlılığın hem değişimin habercisi
ABD seçimlerini kazanan Trump, ilk başkanlık döneminde Orta Doğu’daki ABD güçlerini çekmeye çalışmış ve Washington'un geleneksel karar verme süreçlerini bozan kestirme yollara başvurmuştu.
WASHINGTON — Donald Trump'ın ABD'nin 45’nci başkanı ve başkomutanı olarak görev yaptığı döneme, izlenen politikalarda savrulmalar, üst düzey danışmanların istifa veya görevden alma yoluyla sık sık değişmesi, müttefik devletlerin küstürülmesi ve otoriter liderlerle kurulan yakın kişisel ilişkiler damga vurmuştu.
Buna karşılık, halefi Joe Biden 2020’deki seçim kampanyasını ABD’nin ittifaklarını canlandırıp genişletme, devlet kurumlarını yeniden güçlendirme ve insan haklarına dayalı bir dış politika izleme vaatleri ile yürüttü.
Biden'ın tutumu, Kongre'deki Demokratları memnun etmeyi, Avrupa ve Asya'da ABD’nin liderliğine olan desteği canlandırmayı amaçlıyordu ancak Basra Körfezi'ndeki kilit Arap ülkeleriyle stratejik ilişkileri soğuttu. Biden yönetiminin Orta Doğu için tutarlı ve net bir politika tarif etmesi bir yıldan fazla sürdü ve o noktada iş işten geçmiş gibiydi.
Riyad'ın Tahran'la diyalog kurması, Hamas'ın İsrail'e yönelik 7 Ekim saldırısı ve İsrail'in yürüttüğü agresif savaş kampanyasının Filistinli ve Lübnanlı siviller üzerindeki etkileri ile birlikte “topal ördek” konumundaki yönetimin Orta Doğu için hedeflediği kapsamlı güvenlik vizyonu iyice erişilmez hâle geldi.