Ana içeriğe atla

Türkiye, Etiyopya elçiliğini neden Kenya’ya taşıdı?

SİHA satışı, Türkiye’yi Etiyopya’daki savaşta tartışılan bir taraf durumuna soktu. Addis Ababa’daki Türk Büyükelçiliği saldırıya uğrama tehlikesi karşısında Kenya’ya tahliye edildi. Hükümet sessizliğe gömüldü.
Ethiopia Tigray

Türkiye’nin çatışma bölgelerine hiçbir koşul aramadan silahlı insansız hava araçları (SİHA) satmasının tehlikeli sonuçları olabileceğine dair kaygılar haklı çıktı. Etiyopya’da hükümet güçleri ile Tigray Halk Kurtuluş Cephesi (THKC) arasında Kasım 2020’den beri süren savaşın seyrinin Bayraktar TB2 SİHA’larla birlikte değiştiğine dair haberlerin üzerinden çok geçmeden Addis Ababa’daki Türk Büyükelçiliği’nin güvenliği tehlikeye girdi.

T24 haber sitesinde diplomasi yazarı Barçın Yinanç, SİHA satışı nedeniyle hedef haline gelen Türkiye’nin yapılan tehdit değerlendirmesi üzerine Addis Ababa'daki elçiliğin faaliyetlerini komşu Kenya'ya taşımak durumunda kaldığını yazdı. Hükümet bu konuda sessiz kalmayı tercih etse de diplomatik kaynaklar tahliyeyi Al-Monitor’a teyit etti. 

Al-Monitor’un hükümete yakın kaynaklardan edindiği bilgilere göre geçen kasımdan itibaren büyükelçiliğe yönelik tehditler yoğunlaştı. Son olarak elçilik binasının 200 metre ötesinde bir yerde ağır silahların yerleştirildiği tespit edildi. Bunun üzerine aralık ortasında elçilik faaliyetlerinin Kenya’ya taşınması yönünde bir önlem alındı. 

Tigray’deki çatışmalarda SİHA satışları nedeniyle Türkiye’nin rolü bir süreden beri hem Etiyopya içinde hem de uluslararası toplumda tartışılır hale geldi. Hatta Tigrayliler sosyal medya üzerinden Türk gazeteciler ve yetkilileri etiketleyerek karşı kampanya başlattı. 

Türkçe olarak dolaşıma sokulan mesajlardan birinde şu çağrı yer alıyor: “12 Temmuz'dan bu yana 1.338 kamyon Tigray'e girdi. Bunlar insani ihtiyaçları karşılamak için gerekli malzemelerin %12'sinden azdır. Etiyopya açlığı bir savaş silahı olarak kullanıyor: #EtiyopyayıSilahlandırmayın.”

Nobel Barış Ödülü sahibi Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed’in Türkiye ile 18 Ağustos’ta yaptığı askeri işbirliği anlaşmasının ardından 13 adet TB2 siparişi gelmişti. Altı adet TB2’nin teslim edildiğine dair haberleri, Tigray güçlerinin hava saldırıları karşısında Afar ve Amhara bölgelerinden çekilmesi izlemişti. 

Tigraylilerin yürüttüğü kampanya büyüyen bir öfkeye işaret ederken 16-18 Aralık’ta Türkiye-Afrika Ortaklık Zirvesi’ne ev sahipliği yapan Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan tepkilere aldırmadan kıtaya daha fazla TB2 satma arayışını sürdürdü. 

Erdoğan her vesileyle damadı Selçuk Bayraktar’ın aile şirketi Baykar’ın ürettiği TB2’yi öne çıkarıyor. SİHA satışını Türk ekonomisini saran kara bulutları dağıtmak için bir “başarı öyküsü” olarak bütün platformlarda işleyen Erdoğan geçen ekimde yaşamını yitiren Baykar’ın kurucusu Özdemir Bayraktar'ın ailesine taziye ziyaretinde “Afrika'da bile gittiğim her yer bizden İHA, SİHA ve Akıncı istendi” sözleriyle merhumun ruhunu şad etmişti. Erdoğan SİHA pazarlığının gündemin ilk sıralarında olduğu Angola, Togo ve Nijerya ziyaretinden henüz yeni dönmüştü. 

Angola Devlet Başkanı João Manuel Lourenço temmuzda Türkiye’yi ziyareti sırasında SİHA ve zırhlı taşıyıcılara talip olmuştu. Erdoğan 16 Kasım’da Nijer Devlet Başkanı Muhammed Bazum’la görüşmesinden sonra da El Kaide ve İslam Devleti ile bağlantılı gruplarla başı belada olan bu ülkeye TB2, HÜRKUŞ ve zırhlı araç satacaklarını duyurmuştu. Nijerya, Ruanda, Tunus ve Cezayir de Türk SİHA’larıyla ilgileniyor. Afrika’da 25 ülkeyle askeri-güvenlik işbirliği anlaşması imzalayan Türkiye bugüne kadar Burkina Faso, Cezayir, Çad, Fas, Gana, Kenya, Mali, Moritanya, Nijer, Nijerya, Senegal, Somali, Ruanda ve Uganda’ya farklı türlerde savunma ürünü sattı. Fas ise Mayıs 2021’de verdiği 12 SİHA siparişiyle ilgili ilk teslimatı 17 Eylül’de almıştı.

Türk SİHA’larına artan ilginin altında yatan birkaç motivasyondan söz edilebilir: Karabağ, Libya ve Suriye’de gösterdiği performansla dikkat çektiler. Rakiplerine kıyasla çok ucuzlar. İnsan hakları veya nerede nasıl kullanılacağına dair kısıtlama içermeyen “koşulsuz satış” söz konusu. Parlamento onayı gibi geciktirici ya da engelleyici süreçlerin yaşanmadığı hızlı bir süreç işliyor.

Bu trend Türkiye’nin Afrika yolculuğunu artan oranda güvenlik ve savunma alanına çekiyor. Bu sapmanın “alt emperyal” duyguları okşasa da Türkiye’yi kıtadaki iç çatışmalar ve siyasi düşmanlıkların içine çekip Afrika ile ilişkilerini sorunlu hale getireceği uyarıları yapılıyor. 

Hükümet kanadı basitçe Çin ve Rusya’nın yanı sıra demokrasi liginden Fransa ve Almanya gibi ülkeler Afrika’ya silah satarken yapılmayan tartışmanın neden Türkiye söz konusu olduğunda çıktığı sorusuyla eleştirileri karşılıyor. Fakat 2005’ten bu yana ivme kazanan ve diplomasi, ticaret, eğitim ve insani yardım projelerine dayalı Afrika açılımının savunma alanına kaymasından duyulan endişe hükümete yakın çevrelerde de giderek öne çıkıyor. 

BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliği’nin de alarm verdiği bir tablo oluşmuşken Türkiye’nin eleştiri oklarından kaçabilmesi mümkün değil. Uluslararası kuruluşun sözcüsü Liz Throssell 14 Ocak’ta Cenevre’deki basın toplantısında durumun vahametine şöyle parmak bastı: “Etiyopya Hava Kuvvetleri tarafından gerçekleştirdiği iddia edilen hava saldırıları sonucunda bir yıldan bu yana en az 108 sivil öldü ve 75 kişi yaralandı.”

İnfial yaratan son olay 8 Ocak’ta Tigray’da SİHA saldırılarının olduğu bir bölgede gerçekleşti. Sığınmacıların bulunduğu kampın vurulması neticesinde çocuklar ve insani yardım çalışanlarının da aralarında bulunduğu 56 kişi ölürken 30 kişi yaralandı. 5 Ocak’ta da Tigray bölgesindeki sığınmacı kampı Mai Aini vurulmuş, ikisi çocuk üç Eritreli mülteci ölmüştü.

Bu konu bir süreden beri ABD’nin de gündeminde. Beyaz Saray’a göre Başkan Joe Biden, 8 Ocak’taki saldırının ardından Başbakan Ahmed’le görüşerek hava saldırılarından duyulan kaygıları dile getirdi.

BM yetkilileri yaygın insan hakları ihlallerinin yanı sıra binlerce insanın öldüğünü ve 2 milyondan fazla insanın evlerini terk ettiğini not ediyor. BM Gıda Programı yetkilisi Thomson Phiri de gıda ve yakıt yokluğuna dikkat çekip “Büyük bir insani felaketin eşiğindeyiz” uyarısı yaptı.

Hatta alan dışı yorumlardan kaçınan Nobel Komitesi, “Abiy Ahmed çatışmayı bitirme ve barışa katkıda bulunma konusunda özel bir sorumluluk taşıyor” diye çıkıştı.

Çatışmalar bitse bile Türkiye diplomatik ve siyasi alanda kalan mayınlarla yüzleşecek. THKC, 1991’de hükümeti deviren ittifakta yer alıyordu. THKC, Başbakan Ahmed'in 2019’da kurduğu koalisyona katılmayarak muhalefette kalmıştı. Tigray bölgesinde iktidarını sürdüren THKC ile Ahmed hükümetini karşı karşıya getiren gelişme Eylül 2020’de seçimlerin Covid-19 nedeniyle ertelenmesiydi. THKC kararı tanımayarak Tigray’de seçimlere gitti.Kasım 2020’de Etiyopya ordusuna ait bir üsse düzenlenen saldırıdan sonra iki taraf arasında çatışmalar başladı. 

Tarafların uzlaşması ve THKC’nin yeniden başkente dönmesi ihtimal dahilinde. Bu durum Türkiye’nin Etiyopya ile ilişkilerinin geleceğini de yakından ilgilendiriyor. Elçiliğin taşınması, Türkiye’nin Etiyopya’daki yerinin şimdiden ateşe verildiğini gösteriyor.