Yeni Osmanlı tınılı özgüven patlamasıyla Arap dünyasında fincancı katırlarını epey ürkütmüş olan Türkiye şimdi paldır küldür normalleşme heyecanı yaşıyor. Doğu Akdeniz ve Libya’daki hamlelerin tıkanması üzerine Mısır ile ilişkileri normalleştirme arayışıyla başlayıp sürpriz bir şekilde Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ile el sıkışan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan rotayı Suudi Arabistan’a kırdı.
Bir nevi “ulusal güvenlik danışmanı” sıfatıyla dış ilişkilerin güvenlik tarafıyla ilgilenen Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın’ın “2022 normalleşme adımlarının hızlandığı bir yıl olacak” açıklamasından birkaç gün sonra Erdoğan, Türkiye İhracatçılar Meclisi’nin düzenlediği etkinlikte Suudilerle ihracat sorununa el atmasını isteyen bir iş insanının sorusu üzerine şubatta Suudi Arabistan’a gideceğini duyuruverdi. Dilinde utangaç bir hâl vardı. Kimden bahsettiğini belirtmeden “Tamam da dur bakalım. Şu anda şubatta beni bekliyor. Söz verdi, ben de şubatta Suudi Arabistan’a ziyaretimi yapacağım” dedi.
Sözü kim verdi? Kral Selman mı, işleri fiilen götüren oğlu Veliaht Prens Muhammed bin Selman (MbS) mı? Resmi olarak kuşkusuz Cumhurbaşkanı’nın muhatabı Kral olmalı. Fakat normalleşme olacaksa bunun asıl muhatabı Cemal Kaşıkçı cinayetinden sorumlu tutulan MbS. Erdoğan, Katar’a ablukaya karşı takındığı tutum yüzünden ilişkilerin sarpa sardığı 2017’den beri oğluna parmak sallasa da babasına hürmetlerini eksik etmedi. İki kutsal şehir Mekke ve Medine’nin hizmetkârı anlamında “Hadım’ul Harameyn” olarak anılan Kral’ı bayramlarda arayıp tebriklerini sundu, halini hatırını sordu.
Erdoğan ve çevresinin anlatısına göre Riyad’la ilişkilerin bozulmasının nedeni 15 Temmuz 2016 darbe girişimini finanse eden Abu Dabi Veliaht Prensi Muhammed bin Zayid’in (MbZ) etkisinde kalan MbS idi. Kaşıkçı’nın 2018’de Suudi Arabistan’ın İstanbul Başkonsolosluğu’nda öldürülüp cesedinin yok edilmesi MbS’nin üzerinin çizilmesi konusunda Erdoğan’a bir fırsat verdi. Beştepe Sarayı yerel ve uluslararası medyaya sızdırdığı bilgilerle MbS’yi hedef aldı. Erdoğan isim vermeden cinayetten Veliaht Prensi sorumlu tuttu. Riyad’ın beklentisi bu meselenin Suudi yargısına bırakılması ve uluslararası bir kampanyaya dönüştürülmemesiydi. MbS’ye taht yolunu tıkayan gelişmelerin tetiklenmesi arzulandı ama olmadı. Şimdi uzun süre MbS’yi Ebu Minşar (Testere Babası) diye yeren iktidar medyası Suudilerle kardeşçe kucaklaşmanın ne kadar elzem olduğunu anlatmakla meşgul. “Türk ürünlerine hasret kaldılar” diye göz yaşartıcı manşetlere rastlamak mümkün.
AL-MONITOR All-Access gives you unlimited access to all our journalism, the full Daily Briefing, exclusive interviews, premium newsletters, and live events — for less than $2/week.