Ana içeriğe atla

Suriyeli Kürtler: İnsanları IŞİD’in kollarına iten yoksulluk en büyük tehdit

Yeniden toparlanmaya çalışan IŞİD’in eleman devşirmek için teklif ettiği paralar, Suriye’deki ekonomik çöküşün vurduğu pek çok insan için karşı konulmaz oluyor.
Children are pictured in the northern city of Raqqa, the former Syrian capital of the Islamic State, on Dec. 19, 2021.

HASEKE/RAKKA, Suriye — Kuzeydoğu Suriye’de Kürt yönetimindeki Haseke kentinde bir askeri hapishane… Gardiyanlar eşliğinde gelen elleri kelepçeli, başına siyah çuval geçirilmiş bir adam ayaklarını süre süre sorgu odasına giriyor. Rakka’daki evinde tutuklanan adam, IŞİD olarak da bilinen cihatçı örgüt İslam Devleti’ne üye olma suçlamasıyla 2 Ekim’de buraya getirilmiş.

Gardiyanlar çuvalı çıkarıyor ve karşımızda al yanaklı, gür kahve saçlı, sakallı bir sima beliriyor. Hapishane yönetimi gerçek isminin açıklanmasına izin vermediği için “Ahmed” olarak anacağımız tutuklu, Al-Monitor’un sorularını yanıtlamaya başlıyor. IŞİD’in ilan ettiği hilafet devletinin son toprak parçası olan Bağuz’un Mart 2019’da ABD destekli Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) eline geçmesinden iki yıl sonra örgüte katılan Ahmed, bunun nedenini şöyle açıklıyor: “Para için yaptım. Kuraklık yüzünden çiftliğim battı. Çok fazla borcum vardı.”

Mülakattan günler sonra IŞİD’li tutukluların başarısız firar girişimine sahne olan yüksek güvenlikli hapishaneden sorumlu olan Kürt yetkiliye göre üç çocuk babası 24 yaşındaki Ahmed tipik bir profile sahip. Adının saklı kalmasını isteyen yetkili, “İnsanları parayla çekiyorlar, binlerce dolar veriyorlar” diyor. Yetkiliye göre hapishanede tutulan cihatçılardan yaklaşık 50’si bu yıl yakalanmış. Hepsi para için örgüte katılmış.

Suriye’de bu sene son 70 yılın en kötü kuraklığı yaşanıyor. Ülkenin başlıca mahsul üreticisi olan kuzeydoğu bölgesinde tarım en önemli gelir kaynaklarından biri. COVID-19 salgını, Suriye parasının çöküşü ve Cumhurbaşkanı Beşar Esad rejimine uygulanan uluslararası yaptırımların üstüne gelen kuraklık milyonlarca insanı daha da yoksullaştırırken, Ahmed gibi bazı kişiler geçinebilmek için IŞİD’e katılıyor. Çok daha fazlası ise canlarını tehlikeye atarak yasadışı yollardan Avrupa’ya kaçmaya çalışıyor.

Ahmed IŞİD’le ilişkisinin nasıl başladığını anlatırken, El Bab’da yaşayan ve örgüte katılan bir arkadaşının Mayıs 2020’de kendisine geldiğini anlatıyor. IŞİD’in kalelerinden biri olan El Bab, Şubat 2017’de Türk askerleri ve müttefik Sünni isyancılar tarafından ABD yardımıyla ele geçirildi. Ahmed şöyle devam ediyor: “Türk kontrolündeki bölgelerde çok sayıda IŞİD üyesi yaşıyor. Çoğunun oralarda olduğunu düşünüyorum. (…) Arkadaşım beni Selman adında bir kişiyle tanıştırdı ve bu kişi bana bir başka IŞİD üyesine Suriye evlilik cüzdanı götürmemi istedi. Bu iş için bana 50 bin Suriye lirası verdiler. Kurye olarak bu tür işler yapmaya devam ettim.”

“Askeri işlerle alakam olmadı” diyen Ahmed, motosiklet kazası geçiren erkek kardeşinin pahalı bir tedaviye ihtiyaç duyduğunu, gelen teklife hayır diyemediğini anlatıyor.

ABD önderliğindeki koalisyon ile müttefik SDG güçleri tarafından hem Suriye’de hem Irak’ta ağır bir yenilgiye uğratılan cihatçılar ve dünyanın dört bir yanındaki şubeleri yeniden örgütlemeye çalışıyor. Geleneksel kaleleri Suriye ve Irak’ın yanı sıra Afganistan ve Uganda gibi ülkelerde de artan bir cüretkârlıkla saldırılar düzenlemeye başladılar.

Hapishane yetkilisi şöyle konuştu: “Yeniden güçlenecekler diye kaygılanıyorum. Hücreleri dağıtmaya çalışıyoruz. [Arap] aşiretler çok yardımcı oluyor. Ancak açık söylemek gerekirse özellikle rejim bölgelerinde Suriye ordusu bunlara karşı pek de iyi bir performans sergilemiyor.” 

SDG 25 Aralık’ta IŞİD’in “en tehlikeli liderlerinden biri” olarak nitelenen ve Haseke’deki askeri hapishanede firar planına yardımcı olan Muhammed Ebul-Avvad’ın tutuklandığını duyurdu. Ebul-Avvad videoya alınan itiraflarında firar girişimi kapsamında hapishanenin girişinde iki bombalı aracın patlatılmasını ve 14 intihar eylemcisi kullanarak hapishanenin basılmasını planladıklarını söyledi.

Al-Monitor’un görüştüğü bir başka Suriyeli Arap IŞİD tutuklusu özgüvenli bir şekilde “Sahada yer yerde varız. Allah’ın izniyle İslam Devleti’mizi kuracağız” diye konuştu. Kadın olduğu için Al-Monitor muhabirinden gözlerini kaçıran ve “Sizinle aynı odada bulunmam İslam’a aykırı” diyen tutuklu, pek çok kişinin para için örgüte katıldığını kabul etti. 2019 yılında tutuklanan bu kişi, cihatçıların bir zamanlar başkenti olan Rakka’da faal olduğunu, “pek çok düşmanı öldürdüğünü” ancak “çok fazla zaman aldığı için” kimsenin kafasını kesmediğini söyledi.

ABD Hazinesi yakın zamanda yayınladığı bir raporda IŞİD’in “muhtemelen bölgeye yayılan onlarca milyon dolarlık nakit varlığı olduğunu,” Suriye ve Irak odaklı para trafiğini sürdürdüğünü ve bunu yaparken “pek çok zaman Türkiye’de ve diğer finans merkezlerinde aracılar kullandığını” belirtiyor.  

Kuzeydoğu Suriye’de bağımsız bir araştırma kuruluşu olan Rojava Enformasyon Merkezi’ne göre örgütün uyuyan hücreleri saldırılarını artırıyor, özellikle de Arap ağırlıklı Deyrizor bölgesinde. Kasımda kayda geçen 22 saldırının 14’ü cihatçılar tarafından üstlenilmiş. 

SDG başkomutanı Mazlum Kobane Al-Monitor’a kasımda verdiği mülakatta kuzeydoğu Suriye’deki en büyük tehditlerden birinin IŞİD’in fiziki saldırılarından ziyade ekonomik krizi kullanarak yeni üyeler kazanabilmesi olduğunu söylemişti. Kobane IŞİD’in Arapça kısaltmasını kullanarak şöyle demişti: “Olumsuz ekonomik koşullar DAEŞ’e karşı verdiğimiz mücadeleyi etkiliyor. DAEŞ’in yeniden zemin bulması gittikçe ekonomiye bağlanıyor. Çok fazla işsiz insan var. Fakirlik çok yaygın.” 

Birleşmiş Milletler’e göre yaklaşık 21 milyonluk Suriye nüfusunun yüzde 60’ı gıda güvenliğinden mahrum ve 12 milyona yakın insan kuraklık nedeniyle gıda, su ve elektriğe erişimini toptan kaybediyor. 

Suriye konusunda uzmanlaşan Princeton Üniversitesi doktora adayı Elizabeth Tsurkov Al-Monitor’a şöyle konuştu: “Bölgelerin tümünde anne babalar çocukları yeterince beslenebilsin diye daha az yemek yiyor. İnsanlar meyve, sebze, peynir, yumurta yemeyi bırakmış durumda.”

Kuzeydoğuda ABD’nin askeri himayesi ve maddi desteğinin de etkisiyle Suriye’nin diğer bölgelerine nazaran göreli bir istikrar ve refah söz konusu. Ancak bu durum hem kuraklık yüzünden hem de Haseke’de bir milyonu aşkın insanın suyunu kısıtlayan Ankara’nın hasmane tutumu nedeniyle giderek tehlikeye giriyor.

Kobane’ye göre ABD her şeyden önce Esad rejimine uyguladığı ağır yaptırımlardan kuzeydoğuyu muaf tutmalı ve petrol sektörü başta olmak üzere potansiyel yatırımcıların önünü açmalı. Biden yönetimi ise şimdilik geri adım atmıyor ve Trump döneminde Kürt önderliğindeki özerk yönetimle anlaşma imzalayan Amerikan petrol şirketi Delta Crescent Energy’nin muafiyetini uzatmayı reddediyor. 

Bölgenin en üst idari yapısı olan Rakka merkezli Kuzeydoğu Suriye İcra Konseyi’nin Eş Başkanı Abid Mehbes IŞİD’in geri gelme ihtimalini düşünmek bile istemiyor. Mehbes, “Kenti yeniden inşa etmek üzere buraya geldiğimizde ortalıkta IŞİD’lilerin cesetlerini yiyen hayvanlar vardı. Rakka harabe hâlindeydi” diye anlatıyor. O günden bu yana kentin kritik altyapısının yüzde 60’ını onardıklarını öne süren yetkili, “10 bini aşkın savaşçımız bu uğurda canını feda etti” diyor.

Bir zamanlar IŞİD’in başkenti olan Suriye’nin Rakka şehrinde hayat yavaş yavaş normale dönüyor (video by Amberin Zaman/Al-Monitor)

Akşam saatlerinde Rakka’da dolaşırken IŞİD’in baş kesme suretiyle halka açık idamlar gerçekleştirdiği Naim Meydanı’nda yanlarında erkek bulunmayan, başı açık genç kadınların sohbet ettiğini görüyoruz. Bir seyyar satıcı, üzerinde “Seni seviyorum” yazan kalp şeklinde dev balonlar satıyor. Leziz kebapların baharatlı salçayla kaplı sıcak lavaş eşliğinde sunulduğu restoranlar kadın ve erkek müşterilerle dolu.

Mehbes’e göre Kürt önderliğindeki özerk bölgeye en ciddi tehdidi, “IŞİD’in büyük dostu” diye tanımladığı Türkiye’nin iktidar partisi AKP oluşturuyor.

Türkiye ekimden bu yana yasadışı PKK örgütüne üyelik iddiasıyla hedef aldığı kişilere yönelik İHA saldırılarını yoğunlaştırdı. Ankara, 1984’ten beri Türk güvenlik güçlerini hedef alan PKK’nın SDG ile aynı şey olduğunu söylüyor ve saldırılarını bu değişmez gerekçeye dayandırıyor.

25 Aralık’ta bir Türk İHA’sı sınırdaki Kobani kasabasında bir grup genç Suriyeli Kürt aktivisti hedef aldı. Beş kişi hayatını kaybetti. Özerk yönetim saldırıyı kınayan açıklamasında “Türkiye halkın iradesini kırmayı ve demokrasiyi güçlendirme, istikrarı sağlama çabalarını akamete uğratmayı amaçlıyor” dedi. 

IŞİD’in hilafet devleti ilan ettiği dönemde dünyanın dört bir yanından gelen binlerce savaşçı Türkiye üzerinden örgüte katılırken Ankara, Kürtlerle savaşıyorlar diye militanlara göz yummakla suçlanmıştı. Ankara’nın İncirlik Üssü’nü IŞİD’le mücadele eden ABD önderliğindeki koalisyona açmakta isteksiz davranması, cihatçılarla üstü kapalı işbirliği yaptığı iddialarını güçlendirmişti. Üs nihayet Temmuz 2015’te koalisyona açılmıştı. 

El Sabha aşiretinin reislerinden Samir Cemal El Turki’ye göre hem Türkiye hem de Suriye rejimi ve İran, aşiretler ile SDG’nin arasını bozmak istiyor. Bu üç tarafın da Kürt önderliğindeki yönetimi istikrarsızlaştırıp zayıflatmak için uyuyan IŞİD hücrelerini desteklediğini öne süren Turki, “Eskisi kadar güçlü değiller. Fakat kırsal bölgelerde örgütleniyorlar. Koyunlarımızı çalıyor, insanlarımıza saldırıyorlar” diye konuştu.

Thamer al-Turki
Samir Cemal El Turki (sağda). (Image by Amberin Zaman/Al-Monitor)

İmkânsızlıklar ve Suriye’nin geleceğine ilişkin belirsizlik, artan sayıda insanı ülkeden kaçmaya itiyor. Bazıları Türkiye veya Irak üzerinden, bazıları Şam’dan hava yoluyla çıkış yolu arıyor. Pek çoğu kaçakçılar tarafından dolandırılıp geri dönüyor ya da Avrupa kıyılarına ulaşmak umuduyla külüstür teknelere binerek dalgalı denizlerde can veriyor. 

Bazıları da en son Belarus’ta görüldüğü gibi Avrupa’ya şantaj yapmak isteyen merhametsiz liderlerin elinde piyona dönüşüyor. Büyük çoğunluğu Iraklı ve Suriyeli Kürtlerden oluşan binlerce kaçak göçmen, dondurucu soğuğa rağmen halen Polonya-Belarus sınırındaki ara bölgede mahsur durumda. 12 Kasım’da Polonya tarafında bir erkek cesedi bulunmuş, Polonyalı yetkililer ölen kişinin 20 yaşlarında bir Suriyeli olduğunu belirtmişti. Ölüm sebebi ise hâlâ belirsiz.

Amude ile El Derbesiye kasabaları arasında yaptığımız yolculuk sırasında Suriyeli Kürt çevirmen 911 kilometrelik Türkiye-Suriye sınırına dikilen beton duvarın üstündeki jiletli tele takılmış gri kumaşı işaret ederek “Bakın, erkek şalvarı bu!” diyor. Çevirmen, duvarı aşmaya çalışan kişilerin tellere takılan giysilerinin ya da koruma amaçlı telin üstüne attıkları battaniyelerin sık rastlanan bir manzara olduğunu anlatıyor. Amude ile El Derbesiye arasında tellerde sallanan üç pantolon ve bir battaniye sayıyoruz.

Duvar, Suriyelileri engellemek amacıyla Türkiye tarafından dikildi. 3,7 milyon Suriyeli dâhil dünyadaki en büyük mülteci nüfusunu barındıran Türkiye, daha fazla mülteci istemiyor.

Ankara’daki Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Merkezi’nde politika analisti olan Omar Kadkoy’e göre “Duvar yapılmış olsa da Türkiye sınırında halen düzensiz geçişler oluyor.” 

Kimliğinin saklı kalması kaydıyla Al-Monitor’a konuşan bir Suriyeli Kürt kaçakçı, geçişlere yardım ettiğini teyit etti ve duvarın “faydasız, görüntüden ibaret” olduğunu söyledi. Kaçakçılığa nasıl başladığını da şöyle anlattı: “Bu işe Suriye krizinin başlamasıyla 2012 yılında girdim. O dönem Suriye’de bir kamu kurumunda 110 dolar maaşla çalışıyordum. 10 çocuğum var, gelire ihtiyacım vardı.”

Kaçakçılık zor bir iş ve bazen yürek parçalayıcı olabilir. Kaçakçı başından geçtiğini iddia ettiği bir olayı şöyle aktardı: “Birkaç sene önce Hristiyan bir grubu götürdüm. Mayına bastılar ve hepsi öldü. [Türk tarafındaki] askerler onları buldozere koyup duvarın öteki tarafına attılar.” Al-Monitor bu olayın doğruluğunu teyit edemedi. Ancak sayıları belirsiz olmakla birlikte sınırı geçmeye çalışırken Türk askerlerinin havaya uyarı ateşi açmasıyla hayatını kaybeden Suriyeliler var.

Türk ordusunun Ekim 2019’da kuzeydoğu Suriye’de Tel Abyad ve Resulayn dâhil büyükçe bir bölgeyi ele geçirmesinin ardından kaçak geçişler çok daha riskli hâle gelmiş. Kaçakçı “Türkler sınırı gözetlemek için artık İHA kullanıyorlar” diyor ve bugünlerde sınırı bir gecede en fazla iki kişinin geçebildiğini söylüyor. Görünen o ki kaçakçı ve arkadaşları sınırın her iki tarafında var olan yolsuzluğun açtığı gediklerden yararlanıyor.

SDG insan kaçakçılığı şebekelerine operasyonlar düzenliyor, kaçakçılarla işbirliği yapan görevlileri tutukluyor ve duvarın dibine mayınlar döşüyor. Kaçakçı kendisinin de hapis yattığını ve birlikte iş yaptığı pek çok kişinin şu an cezaevinde olduğunu söyledi.

2019’da, Almanya’da yaşayan bir grup Suriyeli Kürt göçmen, bu soruna el atmaya karar vermiş. Kendi aralarında para toplamışlar ve yetenekli Suriyeli gençleri istihdam ederek onların vatanlarında kalmasını sağlayacak bir internet teknoloji şirketi kurmuşlar. Kendi alanında bir ilk olan bu şirket Amude’de modern, sevimli bir ofiste Northeast Syria Technology (Kuzeydoğu Suriye Teknoloji Şirketi) ya da kısaca NESTECH adıyla faaliyet gösteriyor.

Şirketin başında dört yabancı dil bilen, hukuk mezunu genç bir Suriyeli Kürt kadın var. Ekibinin bir kısmını şahsen, bir kısmını da internet üzerinden Al-Monitor muhabiriyle tanıştıran yönetici, “Onları rejimden korumalıyız” diyerek çalışanların kimliklerinin saklı kalmasını şart koştu. 

Kürtlerin özyönetimine hizmet ettiği düşünülen girişimler, Suriye hükümetince hoş karşılanmıyor. NESTECH’teki ekipmanların büyük bölümü Irak Kürdistanı’ndan kaçak olarak eşek sırtında getirilmiş. Yedek parça bulmanın kâbus olduğunu söyleyen yönetici, “Yine de bir şekilde idare ediyoruz” diyor.

Şirket şu anda 35 Suriyeli genci istihdam ediyor. Bunların arasında sadece Kürtler değil, Rakkalı Sünni Araplar ve Esad’ın kalesi Lazkiye’den uzaktan çalışan Aleviler var. Yönetici, personel seçimine dair şöyle konuştu: “2019’da Facebook üzerinden ilan verdiğimizde ülkenin dört bir yanından 600’den fazla başvuru aldık. Geçmiş araştırması yaptık. Bir kişinin IŞİD’de amcası olduğu ortaya çıktı, biz de gitmesini istedik.”

NESTECH çalışanlarından “Hasan” diye anacağımız genç, Şam Üniversite’nden yapay zekâ diplomasına sahip. 2018’de, Sudan üzerinden Almanya’ya ulaşmayı planlayarak bir kaçakçıya sahte pasaport için 10 bin dolar ödemiş. Ne var ki koronavirüs salgınıyla plan suya düşmüş. Hasan’ın asıl hayali Silikon Vadisi’ne gitmek. Bu arada NESTECH’te çalışarak ayda 500 dolar kazanıyor. Bir üniversite hocasının ayda 50 dolar kazandığı Suriye’de bu, şahane bir maaş.

Şirket nisandan bu yana birkaç iş almış. Bunlardan biri yerel belediyelerin dijital sisteme geçmesini, bir diğeri de ABD himayesindeki bölgenin iletişim altyapısının modernize edilmesini içeriyor. Kadın yönetici şirketin iki yıl içinde ticari olarak sürdürülebilir hâle gelmesini bekliyor. 

Ne var ki bu tür çabalar çok değerli olmakla birlikte denizde damla gibi. 28 yaşındaki bir ağ mühendisi, “Her gün Suriye’den nasıl giderim diye düşünüyorum. Daha iyisini hak ettiğimi düşünüyorum” diyor.