Ana içeriğe atla

Mega projelerden mega yıkıntılara

Döviz fiyatındaki sert yükselişlerle yükümlülükleri ağırlaşan, COVID-19 salgınından da büyük darbeler alan “mega projeler” içinde zorunlu olarak devletleştirilmesi muhtemel yatırımların başında İstanbul Havalimanı geliyor.

A Turkish Airlines Airbus A320-200 plane is seen on the tarmac of the city's new Istanbul Airport in Istanbul, Turkey, April 6, 2019. REUTERS/Umit Bektas - RC1E1602C690

Büyüme hızı 2018 ve 2019'da yüzde 1,5 dolayına düşen ve 2020 pandemi sürecine bir dizi kırılganlıkla giren Türkiye ekonomisinin, Uluslararası Para Fonu’nun (IMF) nisan ayı başındaki tahminine göre en az yüzde 5 daralması beklenirken öncü göstergeler daha ağır bir küçülmenin yaşanacağına işaret ediyor. 

Bu olumsuz süreçten “mega projeler” olarak adlandırılan proje kümesi de ağır yaralar aldı. Kamu-özel işbirliği (KÖİ) modeliyle 2011'den sonra hızlandırılan bu yatırımlar, yıllık büyüme oranının en az yüzde 5-6 dolayında olacağı, dış sermaye akışının aksamayacağı ve döviz kurunun pek dalgalanmayacağı varsayımları üstüne inşa edilmişti. 

“Şehir hastaneleri” diye adlandırılan 28 sağlık kampüsünü, İstanbul Havalimanı gibi devasa bir yatırımı, köprü, tünel, otoyol, enerji santrallerini içeren bu proje kümesi, devletin projeleri üstlenenlere sağladığı arsa tahsisi, kredi kefaleti, hizmet alımı taahhüdü gibi kolaylıkların yanı sıra, ciro garantileri ile yaşama geçti.

Bir dizi cömert teşviklerle, çoğu da AKP rejimine yakın sermaye grupları ve yabancı firmalar tarafından hayata geçirilen bu projelerde, ekonomi 2018 sonrası daralmaya başlayınca araç ve yolcu geçişleri, havaalanı trafikleri hedeflerin çok altında kalmaya başladı. Pandemi süreci, bu olumsuzluğu iyice dibe çekti.

SUBSCRIBER EXCLUSIVE

Continue reading this exclusive analysis

Original reporting and analysis unavailable elsewhere. Subscribe to AL-MONITOR to read this story and access everything we publish