Ana içeriğe atla

İran-Çin ortaklığı Orta Doğu için ne anlama geliyor?

İran ve Çin’in stratejik menfaatleri pek çok noktada kesişse de Çin Orta Doğu’da ekonomik çıkarlarını ön planda tutuyor ve bu kapsamda İran’ın hasımlarıyla da iyi geçinmek istiyor. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.

Iranian Foreign Minister Mohammad Javad Zarif (2nd L) speaks with Chinese Foreign Minister Wang Yi (not pictured) at the Diaoyutai State Guesthouse in Beijing, China August 26, 2019.  How Hwee Young/Pool via REUTERS - RC1FEEA021B0
İran Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif (soldan ikinci), Pekin’de Çinli mevkidaşı Wang Yi ile görüşürken, 26 Ağustos 2019 — How Hwee Young/Pool via REUTERS

Çin’in Orta Doğu Özel Temsilcisi Zhai Jun geçtiğimiz günlerde İran’a giderek üst düzey yetkililerle bölgesel gelişmeleri ele aldı. 21 Ekim’deki görüşmelerde İranlı yöneticiler Çin’le ilişkilerin stratejik nitelikte olduğunu söylediler ve Çin’in Orta Doğu’da daha ağırlıklı bir rol üstlenmesini istediler. Ayrıca İran, Suriye ve Lübnan Hizbullahı’ndan oluşan ‘Direniş Ekseni’nin bölgedeki güç dengesini değiştirmekte başarılı olduğunu öne sürdüler.

Jun ise Çin’in bölgede istikrara önem verdiğini vurgularken, İran ve bölgesel rakibi Suudi Arabistan arasında barışçıl ilişkiler olması gerektiğini belirtti. 

Her ikisi de yükselen, revizyonist güçler olarak görülen İran ve Çin, ittifaka dönüşme potansiyeli taşıyan yakın bir ortaklık içindeler. İki ülke, Orta Doğu’daki yeni düzeni etkileme bağlamında müşterek stratejik çıkarlara sahip. Ayrıca ABD’nin iki ülkeye de baskı uygulaması işbirliği için yeni zemin sağlıyor. 

ABD ve müttefiklerinin aksine Çin Orta Doğu’da barış ve istikrarın sağlanmasında İran’ı “çözümün parçası” olarak görüyor. Büyük güçlerin bölgeye müdahalesini geleneksel olarak reddeden İran ise Çin’i daha aktif olmaya teşvik ediyor.

SUBSCRIBER EXCLUSIVE

Continue reading this exclusive analysis

Original reporting and analysis unavailable elsewhere. Subscribe to AL-MONITOR to read this story and access everything we publish